Kast nedir, Kast ne demek

Kast; bir toplum bilimi terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

Tarih'teki anlamı:

Hindistan'da, uğraşları babadan oğula geçen, aynı geleneğe bağlı olan ve başkalarına kapalı tutulan insan toplulukları.

Sosyoloji'deki anlamı:

Hemen hemen tümüyle kapalı ve kalıtsal olan, ayrıcalıklar bakımından yukardan aşağıya doğru kesin ölçülerle sıralanmış bulunan, en koyu biçimiyle Hindistan ve kimi Uzak-Doğu toplumlarında görülen, anamalcı dönem öncesi toplumsal sınıflarının her biri.

Zooloji alanındaki anlamı:

[Bakınız: sınıf]

İngilizce'de Kast ne demek? Kast ingilizcesi nedir?:

caste

Kast kısaca anlamı, tanımı:

Kastamonu : Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Kastanyet : Parmaklara takılarak çalınan bir zil türü.

Kastanyola : Akan gemi zincirini sıkarak durdurmak için kullanılan, güverte locasının altına konmuş, hareketli demir kol. Bir çarkın dişlerine takılıp geriye doğru dönmesini önleyen dil.

Kastanyola yuvası : Bir çarka kastanyola için açılmış dişlerin arası.

Kastar : Pamuk ipliğini veya bezini bol ve soğuk su ile yıkayarak ağartma işi.

 

Kastarcı : Kastar işini yapan kimse.

Kastarcılık : Kastarcının yaptığı iş.

Kastarlamak : Kastar işi yapmak.

Kastarlı : Kastarlanmış olan.

Kasten : Kasıtla, bile bile, isteyerek, zihinde tasarlayarak, taammüden.

Kastetme : Kastetmek işi.

Kastetmek : Amaçlamak, amaç olarak almak. Demek istemek. Kötülük etmek, kıymak, zarar vermeyi istemek.

Kasti : Bilerek, isteyerek yapılan. Kasıtlı olarak, bilerek, isteyerek.

Kastı olmak : Birine kötülük etme, zarar verme isteği beslemek.

Kastor : Bu kürkten yapılmış. Kunduz. Kunduz kürkü.

Canına kastetmek : Birini öldürmeye hazırlanmak. intihara kalkışmak.

Ayrıcalık : Başkalarından ayrı ve üstün tutulma durumu, imtiyaz.

Bakım : Bakma işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi.

Ölçü : Değer, itibar. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi. Ölçme sonucu bulunan rakam. Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Belirlenmiş boyut. Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin. Ölçüt.

Sınır : Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Uç, son. İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit.

 

Biçim : Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Tarz. Biçme işi. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.

Hindi : Tavukgillerden, XV. yüzyılda evcilleştirilerek Amerika'dan bütün dünyaya yayılan, boyun ve başı çıplak, parlak, yeşil ve esmer tüylü, kümes hayvanlarının en büyüğü, mısırtavuğu (Meleagris gallopavo). Aptal, şaşkın.

Toplumsal : Toplumla ilgili, topluma ilişkin, içtimai, maşerî, sosyal.

Kast düzeni : Kastlardan oluşan toplumsal sınıf yapısı.

Kast sistemi : Bir toplumdaki insanların konumlarının soy, medeni durum ve mesleki ölçütlere göre sınıflandırıldığı sistem.

Kastal : Çeşme.

Kastamonulu : Kastamonu ilinden olan kimse.

Kastamonululuk : Kastamonulu olma durumu.

Kastara : 1.bk. kastıra. Saç ekmeği. Yufka pişirilen saç.

Kastarlama : Kastarlamak işi.

Kastarlanma : Kastarlanmak işi.

Kastarlanmak : Kastar işi yapılmak.

Kastek : Duvar arasına iki taraflı konulan kirişleri tutturmak için genişliğine çakılan odun ve tahtalar.

Kast ile ilgili Cümleler

  • Ben içtenlikle onu kastediyorum.
  • Ali gerçekten onu kastetmiyor, değil mi?
  • Sanırım Mustafa bunu kasten yaptı.
  • Ali gerçekten onu kastetmedi, değil mi?
  • Kastedileni kalbimle buldum ailemin de desteğiyle.
  • Bunun olmasını kastetmediğimi Tom'un bilmesini istiyorum.
  • Ali onu kasten yaptı, sanırım.
  • Kastettiğim bu değil.
  • Kasten yüksek sesle konuşuyorum.
  • Ona bir şey söylemediğini mi kastediyorsun?
  • Kasten yapmadım.
  • Kastım bu değildi.
  • Kastettiğin o değil miydi?

Diğer dillerde Kast anlamı nedir?

İngilizce'de Kast ne demek? : [Konspire2b] n. cupboard, closet, cabinet (with shelves)

n. caste

Fransızca'da Kast : caste [la]

Almanca'da Kast : Kaste

Rusça'da Kast : n. каста (F)