Kengir nedir, Kengir ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Eşek dikeni denilen, kırlarda biten, kökünden süt çıkan dikenli bir ot, kenger.

Kepçe.

[Bakınız: kengel].

Dikenli bir otun kökünden alınan sakız.

Kengir anlamı, tanımı

Kengi : Romatizma. Lumbago. Nezle. Firengi. Ağrı, sızı

Eşek dikeni : Kenger.

Dikenli : Dikenli olan. Dikeni olan bitkilerin bulunduğu (yer). Zor, çetin, sıkıntı veya üzüntü veren.

Kırlar : Tokat ili, Zile ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Yozgat şehrinde, Akdağmadeni ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Kenger : Birleşikgillerden, yaprakları dikenli yaban bir bitki, eşek dikeni, kengel (Cynara cardunculus).

Kengel : Kenger.

Diken : Bazı bitkilerin dal, yaprak, meyve kabuğu vb. bölümlerinde ve bazı hayvanların derisinde bulunan sert, ucu sivri ve batıcı çıkıntılardan her biri. Bu çıkıntıları çok olan bitki.

Sakız : Bazı ağaçların ve özellikle sakız ağacının kabuğundan sızan, çiğnendiğinde yumuşayan, hoş kokulu, beyaz renkli reçine. Sakız ağacı. Şekerli ve kokulu ağızda çiğnenen eğlence yiyeceği, ciklet. Vücudu beyaz olup başta ve ayaklarda belirgin siyah işaretler bulunan, ince kemik yapılı ve yüksek ayaklı, ince yağsız uzun kuyruklu bir tür koyun.

Çıkan : Çıkarma işleminde bütünden alınan sayı.

 

Kepçe : Sulu yiyecekleri karıştırmaya ve dağıtmaya yarayan, uzun saplı, yuvarlak ve derince kaşık. Bu kaşığın alabildiği miktarda olan. Bu aracın alabildiği miktarda olan. Saplı bir çembere geçirilmiş olan, balık veya kelebek tutmada kullanılan ağ. Gemilerde, ortasında dümenevi bulunan yuvarlak kıç çıkıntısı. Güreşte hasmın arkasından bacakları arasına el sokma oyunu. Tahıl, kömür, kum vb.nin yüklenip boşaltılmasında kullanılan, tek veya iki çeneden oluşmuş motorlu araç. Erimiş madeni kalıba dökmek için kullanılan büyük kaşık.

Çıka : Kız çocuğu. Yaramaz çocuk.

Otun : Evvelki gün. Odun.

Alın : Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü. Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. Karşı. Bazı şeylerin önü, ön yüzü.

Deni : Alçak, kötü, kişiliksiz (kimse).

Eşek : Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı, merkep, karakaçan, uzun kulaklı (Equus asinus). Odun kesme, duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan üç veya dört ayaklı sehpa.

Süt : Kadınların ve memeli dişi hayvanların yavrularını beslemek için memelerinden gelen, besin değeri yüksek beyaz sıvı. Bazı bitkilerin türlü organlarında bulunan beyaz renkte öz su. Erkek balığın tohumu. Süte benzeyen her türlü sıvı. Benzin, mazot. Erkek balığın, dişinin bavyarı üstüne akıttığı ak sıvı. İnsanın mayası, aslı. Tam, katıksız (renkler için): Sütbeyaz. Taze, sütlü. Başağın sertleşmemiş durumu. Memeli hayvanlarda yeni doğan yavrunun beslenmesi için süt bezlerinden salgılanan besin maddesi. Bazı bitkilerin süt renginde ve kıvamında özel sıvısı.

 

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Ot : Toprak üstündeki bölümleri odunlaşmayıp yumuşak kalan, ilkbaharda bitip bir iki mevsim sonra kuruyan küçük bitkiler. Esrar. Bu bitkilerle yapılmış veya bu bitkilerle doldurulmuş. Zehir. İlaç.

Diğer dillerde Kengeryaprağı anlamı nedir?

İngilizce'de Kengeryaprağı ne demek ? : acanthus