Kepenek nedir, Kepenek ne demek

  • Çobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz, kolsuz, keçeden üstlük, aba.
  • Pervane

"Kepenek" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bu acayip meskeninde yaz kış kalın kepeneğe sarılmış otururdu." - M. Ş. Esendal

Yerel Türkçe anlamı:

Etek : Kepenek altında sopa gösterme.

Çobanların giydiği yünlü, yarım kollu yağmurluk.

Kelebek.

Pervane.

Kapak, kepenk.

Çiçek tomurcuğu.

Davarlarda olan kelebek hastalığı

Çobanların omuzlarına aldıkları keçeden giysi, aba.

Çobanların omuzlarına aldıkları keçeden yapılma kalın giysi

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Keçe çoban yatağı. (Meyvebükü *Güdül -Ankara)

Keçeden yapılma kolsuz çoban giysisi. (Yukarıkaşıkara *Yalvaç -Isparta; Yeniköy, Esnemez, Dutlu, Erenköy, İnönü -Eskişehir; Abazlı *Bâlâ -Ankara; Yenikent *Aksaray -Niğde)

Diğer sözlük anlamları:

Keçeden yapılmış olan kolsuz çoban yağmurluğu

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Muş şehri, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Erzurum şehri, Horasan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Kepenek hakkında bilgiler

Kepenek, çobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz, kolsuz, keçeden üstlük. Boyun ve baş dışında vücudu örter. Diz kapağına kadar uzamaktadır. Üç parçadan oluşmaktadır ve bu parçaların biri sırt diğer ikisi ön parçalardır. Rengi genellikle aktır. Bazı kepeneklerin sırt veya ön taraflarında çeşitli motifler yer alır.

 

Kepenek anlamı, tanımı:

Çobanlar : Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri.

Omuz : Boynun iki yanında, kolların gövdeye bağlandığı bölüm.

Dikişsiz : Yapıştırma yoluyla yapılmış. Dikişi olmayan.

Kolsuz : Kol geçirilmemiş olan (giysi). Kolu olmayan.

Keçe : Yapağı veya keçi kılının dokunmadan yalnızca dövülmesiyle elde edilen kaba kumaş. Yere serilen halı, kilim vb. yünlü döşemelik. Bu kumaştan yapılan.

Üstlük : Üst olma durumu. En üste giyilen uzunca giysi.

Kepenek altında er yatar : "insanları giydiğine bakarak değerlendirmek yanlışlara yol açar, değerli kişiler de bazen eski giymiş olabilir" anlamında kullanılan bir söz.

Örme kepenek : Dükkânların ön cephesine çekilen çubuk demirle yapılmış korumalık.

Pervane : Bir kimsenin yanından hiç ayrılmayan. Döndüğünde bir mekanizmayı işleten bir eksene dikey olarak bağlanmış, iki veya ikiden çok kanattan yapılmış alet, uskur. Selçuklularda ve İlhanlılarda has, zeamet, tımar ile ilgili olarak verilen ferman. Geceleri ışık çevresinde dönen küçük kelebek, kepenek.

Boyun : Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi.

Uzamak : Çok zaman tutmak, uzun sürmek. Uzun duruma gelmek, boyu büyümek.

Parça : Tane. Nesne. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

 

Oluşmak : Belli bir varlık kazanmak, ortaya çıkmak, meydana gelmek, teşekkül etmek, tekevvün etmek.

Sırt : Kesici araçların kesmeyen kenarı. İnsanlarda boyundan bele kadar uzanan üst bölüm, göğüs karşıtı. Dağların veya tepelerin üst bölümü. İnsanın üstü. Dikilmiş veya ciltlenmiş kitaplarda dikişin bulunduğu bölüm. Bir şeyin üstü, üst bölümü. Omurgalı veya omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm.

Diğer : Başka, özge, öteki, öbür.

Kepenekli : Manisa şehri, Saruhanlı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Tekirdağ ili, Muratlı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Diğer dillerde Kepenek anlamı nedir?

İngilizce'de Kepenek ne demek? : (shepherd´s) felt cloak.

Fransızca'da Kepenek : limousine [la]

Rusça'da Kepenek : n. бабочка (F), бурка (F)