Kickshaw türkçesi Kickshaw nedir

  • Çerez.
  • Küçük biblo.
  • Değersiz şey.
  • Ufak tefek süs.
  • Abur cubur.

Kickshaw ingilizcede ne demek, Kickshaw nerede nasıl kullanılır?

Kickshaws : Abur cubur. Çerez. Küçük biblo. Ufak tefek süs.

For kicks : İş olsun diye. Şaka olsun diye. Biraz tatmin elde etmek için. Eğlence olsun diye. Heyecan olsun diye. Biraz heyecan veğlence elde etme uğruna. Öylesine.

Kicks : Keyif. Tatmin (argo terim). Zevk. Ayakkabı.

Kickstand : Bisiklet veya motosiklet çatalı. Destek çubuğu. Dayanak. Bisiklet omurgası. Bisikleti veya motosikleti destekleyen metal çubuk. Bisiklet çatalı. Bisikletin veya motosikletin ayakta durmasını destek.

Kickstands : Bisikletin veya motosikletin ayakta durmasını destek. Bisikleti veya motosikleti destekleyen metal çubuk. Destek çubuğu. Dayanak. Bisiklet veya motosiklet çatalı. Bisiklet çatalı. Bisiklet omurgası.

Kick against : Karşı çıkmak. Başkaldırmak.

Kickstart : Ayakla basılan marş. Motive eden insan. Teşvik eden insan. Motosiklet marşı.

Kick a goal : Topa vurup gol atmak. Gol atmak.

Kick against the pricks : Karşı gelmek. Karşı çıkmak. Sürekli muhalefet etmek. Otoriteye karşı çıkmak. Otoriteye karşı gelmek. Nafile itiraz etmek. Hoş olmayan şeylere itiraz etmek. Boşuna dırlanmak. Boşa zırlamak. Direnmek.

Dropkicks : İğrenç kimse. Düşürme vuruş. Top yere düşürülerek tam sekeceği sırada yapılan vuruş (amerikan futbolu). Aşağılık kimse. Sektirerek vurma. Tiksindirici kimse (argo terim).

 

İngilizce Kickshaw Türkçe anlamı, Kickshaw eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Kickshaw ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sustenance : Güç verme. Rızk. Besleyici değer. Yiyecekler. Besleme. Yardım. Destek. Süreklilik. Besleyici maddeler (bir yiyeceğin içindeki). Besin.

Titbit : Bir kimsenin ilgisini çekecek bir haber. Dedikodu. Lezzetli lokma. En iyi lokma. En iyi kısım. En güzel parça. Güzel parça.

Bullshits : Boş laf. Deli saçması. Zırvalamak. Boş şey. Saçmalamak. Palavra sıkmak. Saçmalık. Saçma. Zırva.

Folderol : Süs. Boş laf. Palavra. Küçük değer veya önemdeki şey. Abuk sabuk. İpe sapa gelmez söz. Saçmalık.

Bunkums : Saçma. Saçmalık. Boş laf. Martaval. Palavra. Boş şey. Zırva.

Ambrosia : Tanrı yemeği. Ölümsüzlük yemeği (mitoloji terimi). Güzel kokulu. Çok lezzetli yemek. Ölümsüzlük yemeği. Leziz şey. Tadı ve kokusu güzel şey. Tanrı yemeği (mitoloji terimi). Çok leziz yiyecek. Leziz.

Nick nack : Ufak biblo. Önemsiz şey. Biblo. Ivır zıvır.

Aliment : Gıda. Aliment. Beslenme. Yiyecek. Yemek, gıda.

 

Dross : Maden posası. Cüruf. Değersiz şeyler. Kül curuf. Artık. Posa. Dışık. Süprüntü. Metal yüzünde oluşan cüruf.

Jelly : Pelteleşmek. Jöle. Pelte. Yayındırıcı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Işığın yayınımını sağlamak amacıyla ışık kaynağının önüne konan, ışığı yumuşatmakta kullanılan çeşitli yapıda yüzeyler. Pelteleştirmek. Jöle olmak. Jöle (reçel veya marmelata benzeyen). Jelatin.

Kickshaw synonyms : choice morsel, victuals, grunge, bunkum, appetizers, damns, horsdoeuvre, knick knacks, confection, treat, savoury, marrow, dainty, knick knack, snack, savory, nuts, kickshaws, snacked, nourishment, delicacy, bawbee, tidbit, cheeseparings, alimentation, appetizer, bauble, damn, munchy, falderal, goody, gold brick, bone marrow.

Kickshaw ingilizce tanımı, definition of Kickshaw

Kickshaw kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : [Bakınız: Kickshaws], the correct singular.