Kimmelstiel wilson düğümcükleri nedir, Kimmelstiel wilson düğümcükleri ne demek

Kimmelstiel wilson düğümcükleri; Veteriner alanında kullanılan bir terimdir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Kimmelstiel-Wilson sendromunda, glomeruluslarda yaygın veya yerel hiyalin çöküntülerinden oluşan yumrular, interkapiller glomerulosklerozis.

Kimmelstiel wilson düğümcükleri kısaca anlamı, tanımı

Düğümcü : Onu bunu kandıran

Düğümcük : Ufak düğüm, nodül. Küçük doku birikimini belirlemek için kullanılan genel terim.

Düğü : Elendikten sonra geriye kalan en ince bulgur. Pirinç.

Düğüm : İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılmış olan boğum. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri. Anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum. Bilgisayar ağında başka birimlerle iletişim kurma yeteneği olan yazıcı, sunucu, bilgisayar vb. birim. Edebî eserlerde çapraşık olguların çözümlenmeden önce toplandığı en büyük merak unsuru.

İnterkapiller glomerulosklerozis : Kimmelstiel-Wilson düğümcükleri.

Glomerulosklerozis : Glomerulusun büzüşmesi, fibrozisi ve hiyalinizasyonu sonucu hücreden yoksun bir kitleye dönüşmesi. Kronik glomerulus yangılarından ve şeker hastalığından sonra biçimlenir.

 

Glomerulus : [Bakınız: yumakçık]. Böbrekteki nefronların bowman kapsülü içinde bulunan ve kanın süzülmesinden birinci derecede sorumlu olan kılcal kan damarları ağı. Yumakçık. [Bakınız: yumakcık].

Sendrom : Belirge. Sıkıntı.

Hiyalin : Dokuda dejenerasyon sonucu oluşan saydam bir madde. Cam gibi şeffaf, saydam, camsı. Mikroskopta; saydam ve pembe bir örnek görünümdeki materyalin tanımlamasında kullanılır. [Bakınız: doku].

Çöküntü : Çökme. Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması vb. sebeplerle ortaya çıkan ekonomik durum, bunalım, kriz, depresyon. Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü. Çöken şeylerin kalıntısı, enkaz. Suyun dibine çöken şeyler.

Yaygın : Çoğu kimselerce duyulmuş, öğrenilmiş, kullanılmış veya benimsenmiş olan. Sınırı genişlemiş. Herhangi bir bölgede çok görülen, bulunan.

İnter : Ara, arasında.

Yumru : Yuvarlak, şişkin şey. Şişkin, kabarık, yuvarlak biçimli. Genellikle derinin içine gömülü, yuvarlak ve sert oluşum, nod. Sap, kök veya dallarda bulunan, yedek besin taşıyan şişkin madde. Eğri büğrü, çarpık, yamru yumru.

Yaygı : Yere veya döşeme üzerine serilen örtü.

Yerel : Yöresel. Sınırlı bir yerle ilgili olan, lokal. Gözlem yerine veya gözlemcinin bulunduğu yere göre tanımlanan.

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Oluş : Olma işi, vuku. Oluşma, teşekkül, tekevvün. Bir durumdan öteki duruma geçiş.

Hiya : Hani, nerede?. [Bakınız: haniye]. [Bakınız: hiyye]. Evet. Zaman bakımından mübalağa belirtir.

Çökü : Kadınların başlarına bağladıkları başörtüsü.

Diğer dillerde Kimmelstiel wilson düğümcükleri anlamı nedir?

İngilizce'de Kimmelstiel wilson düğümcükleri ne demek ? : kimmelstiel-wilson nodule