Knaps türkçesi Knaps nedir

Knaps ile ilgili cümleler

English: Ali grabbed his knapsack and left the room.
Turkish: Ali sırt çantasını aldı ve odadan ayrıldı.

English: Is that your knapsack?
Turkish: O senin sırt çantan mı?

English: Ali unzipped his knapsack.
Turkish: Ali sırt çantasının fermuarını açtı.

Knaps ingilizcede ne demek, Knaps nerede nasıl kullanılır?

Knapsack : Sırt çantası. Arka çantası.

Knapsacks : Arka çantası. Sırt çantası.

Knap : Kırmak. Taş yontmak. Yarmak. İngilizce'de bir tepenin en üst noktası. Tepecik.

Knapped : Yontulmuş (taş vb). Taş yontmak.

Knapper : Taşçı. Taş yontucu.

Knapweeds : Belemir. Peygamber çiçeği. Mavi kantaron. Mavi peygamberçiçeği. Mor top çiçekli bitki.

Knack : Trük. Marifet. Hüner. İşin sırrı. Ustalıklı iş. Püf noktası. Beceri. Yetenek. Ustalık.

Brown knapweed : Kahverengi peygamber çiçeği.

Knacker : Yorulmak. Eski evleri malzemesi için alan kimse. Sakatat alıp hayvan maması yapan kasap. Yaşlanmış atları alıp satan kimse. Bitap düşmek. Yıkıcı. Eski ev veya gemileri alıp satan kimse. Yıkmacı.

Knackered : Pestili çıkmış. Bitap düşmüş. Bitkin. Bozuk. Yorgun. Engellenmiş. Çok yorgun.

İngilizce Knaps Türkçe anlamı, Knaps eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Knaps ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Barrow : Çek çek. Teskere. Çekçek. Piramit araba. El arabası. Tümsek. Höyük. Bir ya da iki tekerlekli el arabası. Hadım edilmiş domuz.

Hilling : Toprak yığmak. Başın üst bölümü. Bitkilerin etrafına toprak yığma. Tepeleme. Tepe. Bayır. Yığın. Dağ kadar yüksek olmayan yer yükseltisi. Yığmak.

Break off : Kesmek. İlişiğini kesmek. Aniden kesmek. Bitirmek. İlişik kesmek. Koparmak. Birdenbire durmak. Münasebeti kesmek. Kat etmek. Son vermek.

Bust : Becerememek. Tutuklamak. Tartışmak. Bozmak. Bozulmak. Vurmak. Mahvetmek. Parçalamak. Rütbe indirmek. Batmak.

Breach : Bozmak. Dalgaların sahile vurup kırılması. Bozma (anlaşmayı). Çiğneme. Güvenliği kırmak. Uymama. Yarık. Gedik açmak. İhlal.

Chip : Kırılmak. İz. Yonga. Takılmak. Patates kızartması. Çatlak. Kırıntı. Bir tümleşik çevrimi taşıyan yarıiletken gereç. kırmık sözlüğü de bu anlamda kullanılmaktadır, bk. tümleşik çevrim. Dilimlemek. Kenarından parça koparmak.

Rap : Mahkum etmek. Hafifçe vuruş. Çalma. Şiddetle eleştirmek. Tutuklamak. Çalmak. Rahat ve serbest bir şekilde konuşmak. Kınamak. Tıklatmak. Vurmak.

Aggrieving : İncitmek. Mağdur etmek. Mağdur duruma düşürmek. Üzmek. Kederlendirmek. Gücendirmek. Rencide etmek.

Cleaved : İkiye ayrılmak. Yapışmak. Bağlı olmak. Bölmek. Çatlamak. Yarılmak. Açmak. Sadık kalmak.

Cut : Sapmak. Kendisinde top bulunmayan bir oyuncunun, pas alacak gibi bir aldatma ile karşı çembere doğru hızla koşması. Diş çıkarmak. Bilgisayar, basketbol, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kesik. Kurgulamak. İndirimli. Sulandırmak. İndirilmiş. Pay.

 

Knaps synonyms : cleave, affronting, dag, disrupted, dress, break, knoll, disrupting, barrows, hummocks, aggrieves, clove, hummock, break open, cleft, chop, cleaves, hillock, hilled, cut off, knapped, busted, knock, affronts, knolls, aggrieve, disrupt, dags, breaching, breake, abash, stroke, break down.