Koğuz nedir, Koğuz ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Aralık.

Üzüm salkımları arasında bulunan çürük taneler.

[Bakınız: koğuştak].

Eksik, içerisi sıkıştırılarak doldurulmamış, gevşek bırakılmış.

Bir kabın dolmaya yakın durumu : Su çoğalmış kuyu koğuz kalmış.

Yarıdan yukarı (sıvı için): Bana bir bardak su ver fakat koğuz yap.

Teknik terim anlamı:

İçi boş, kof.

Koğuz anlamı, kısaca tanımı

Koğu : Çekiştirme, yerme, kötüleme, dedikodu. Bol, gevşek : Bu çorap koğu örülmüş. [Bakınız: kohu]. [Bakınız: kov]

Koğuz olmak : İçi boşalmak, içinde boşluk hâsıl olmak.

Bırakılmış : Artık kullanılmıyan (kelime). (BIRAKILMIŞLIK, Obsoletisme).

Doldurulma : Doldurulmak işi.

Koğuştak : Aralık : Akşam kapı koğuştak kalmış, üşümüşüm.

İçi boş : İçinde bir şey bulunmayan. Önemsiz, değersiz.

Kalmış : Evlenmemiş, yaşlı kız. Türlü nedenlerle savaşa katılmayıp İstanbul'da kalan kapıkulu askeri. Âciz, düşkün.

Bardak : Su vb. şeyleri içmek için kullanılan, genellikle camdan yapılmış olan kap. Boduç, çamçak. Toprak testi. Bu kabın alacağı miktarda olan.

Salkım : Üzüm gibi, birçoğu bir sap üzerinde bir arada bulunan meyve. Topla atılan demir parçaları. Baklagillerden, salkım durumunda mor çiçekler açan ve çoğu asma gibi çardağa sarılan bir tür ağaç ve çiçeği (Wistaria sinensis). Ana saptan çıkan yan çiçekleri, sapları hep aynı uzunlukta olan çiçek durumu.

 

Bırakı : Bırakılmış, terkedilmiş, eskimiş, beğenilmeyip atılmış, artık.

Yukarı : Bir şeyin üst bölümü, fevk, aşağı karşıtı. Benzerleri arasında üstte bulunan. Yetkili kimse. Üst tarafa, üstteki kata, üste, yükseğe, yukarıya. Aşama, sınıf, makam bakımından ileride olan.

Aralık : Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.

Gevşek : Sıkı veya gergin olmayan, gevşemiş olan. Cansız, hareketsiz, iradesiz. İlgisiz, kayıtsız bir biçimde.

Kabın : Çok pahalı.

Barda : Dam ustalarının kullandığı, başının bir ucu çember parçası biçiminde eğri, öbür ucu keskin çekiç. Fıçıcı keseri.

Çürük : Çürümüş olan. Sakat. Vurma veya sıkıştırma yüzünden vücutta oluşan mor leke. İş göremez, hastalıklı. Sağlam bir temele veya kanıtlara dayanmayan. Sağlam ve dayanıklı olmayan.

Sıkış : Toplu, tıkız, şişman.

Tanel : Şafak gibi aydınlık, güçlü eli olan kimse.

Çoğal : Çoğanın özellikleri ya da çoğabilim çözümlemelerine ilişkin olan.

Dolma : Dolmak işi. Üç sigara kâğıdına bolca sarılmış esrar. Yalan, hile, dalavere. Tavuk, kuzu gibi hayvanların veya biber, domates vb. sebzelerin içine pirinç ve başka şeyler doldurularak pişirilen yemek. Doldurularak yapılan.

Diğer dillerde Koğuşturu anlamı nedir?

İngilizce'de Koğuşturu ne demek ? : investigation