Kutsileşmek nedir, Kutsileşmek ne demek

  • Kutsal duruma gelmek

"Kutsileşmek" ile ilgili cümle

  • "Bizim hayatımız için böyle kutsileşmiş yerlerimiz vardır." - A. Ş. Hisar

Kutsileşmek kısaca anlamı, tanımı:

Kutsi : Kutsal.

Kutsal : Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen, kutsi, mukaddes, lahut. Bozulmaması, dokunulmaması, karşı çıkılmaması gereken, üstüne titrenilen. Tanrı'ya adanmış olan, tanrısal olan. Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya uyandırması gereken, kutsi, mukaddes.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır.

Gelme : Gelmiş olan. Yetişme. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Gelmek işi.

Gelmek : İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Akmak. Getirmek. Çıkmak, yönelmek. İsabet etmek. Kazanılmak, sağlanılmak. Dayanmak, tahammül etmek. Biriyle birlikte gitmek. Görünmek, sanılmak. Oturmaya, ziyarete gitmek. Herhangi bir sırada bulunmak. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Ortaya çıkmak, doğmak. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. İzlemek, takip etmek. Uymak. Kadar olmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Belli bir zamana ulaşmak. Başlamak, ortaya çıkmak. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. Ulaşmak, varmak. Olmak, -e uğramak. Belli bir süre dolmak. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Mal olmak. Düşmek, rast gelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Uygun düşmek. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Katılmak, eklenmek. Sonuç çıkmak. Türemek.