Launchers türkçesi Launchers nedir

Launchers ingilizcede ne demek, Launchers nerede nasıl kullanılır?

Antitank launcher : Tank veya başka zırhlı araçları yok etmek için tasarlanmış olan roketler ateşleyen elde taşınan silah. Tanksavar fırlatıcısı.

Antitank rocket launcher : Tank veya başka zırhlı araçları yok etmek için tasarlanmış olan roketler ateşleyen elde taşınan silah. Tanksavar roket fırlatıcısı.

Application preinstallation launcher : Uygulama kurma öncesi başlatıcısı.

Bomb launcher : Bomba fırlatma sistemi.

Missile launcher : Füze rampası.

Launches : (gemi) denize indirmek. Denize indirmek. Çıkmak. Atmak. Piyasaya sürmek. Başlamak. Başlatmak. (roket veya uzay mekiği) fırlatmak. Başlatmak (yeni işi). Girişmek.

Air launched anti radiation missile : Alarm. Kızılötesi göndericisiyle hedeflerine yoğunlaşan ve üzerlerinde ısı yayan bir füze. Hava atışlı antiradyasyon füzesi.

Launcher : Firlatıcı. Suya indirici. Roket fırlatıcı. Başlatıcı. Fırlatma rampası. Katapult. Sapan. Mancınık. Atıcı. Fırlatıcı.

Relaunched : Tekrar fırlatmak. Tekrar lanse etmek. Tekrar başlatmak.

Air launched ballistic missile : Havadan atılan balistik füze.

İngilizce Launchers Türkçe anlamı, Launchers eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Launchers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Launching pad : Roketin fırlatıldığı ya da ateşlendiği platform. Rampa. Atış rampası. Füze rampası.

Hurler : Fırlatan. Savuran. Atan kimse.

Leapers : Atlayıcı. Sıçrayan kimse veya şey. İyi sıçrayan oyuncu. Sıçrayıcı. Hoplayıp zıplayan kimse. Zıplayan kimse veya şey.

Projector : Gösterici. Planlamacı. Sinema filmi, slayt, fotoğraf camı vb. ile saptanan görüntüleri duvara ya da beyazperdeye büyüterek yansıtan aygıtlara verilen genel ad. Eğitim, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Sinema filmlerini görüntülüğe yansıtarak izlenmesini sağlayan aygıt. (göstericiler, film boylarına göre, 8 mm'den 70 mm'liklere kadar değişir; ancak hepsinin ortak özelliği, alıcının çözümlediği devinimin bireşimini gerçekleştirerek bu devinimi doğal biçimiyle vermektir. bir göstericinin başlıca bölümleri şunlardır: göstericide kullanılacak filmin takıldığı verici makara bölümü ile bu filmin gösterim sırasında sarıldığı alıcı makara; filmin aralı devinimini sağlayan düzenek; filmin bu aralı devinim sırasında önünde durakladığı pencere ve bu duraklama sırasında düzenli aralıklarla ışık kaynağı ile film arasına girerek ışığı açıp kapayan örtücü; filmin, ses bölümünde düzgün devinimini sağlayan düzenek; ses bölümü (okuma bölümü); gösterici ışıtacı (ışık kaynağı); gösterici merceği). Sinema makinesi. Projeksiyon makinesi. Yüksek bir ışık yeğinliği elde etmek üzere, ışığı, optik bir düzenle (ayna ya da mercekler) belirli bir oylum açısı içine toplayan ışıklık. Film makinesi.

 

Armament : Bir ülkenin toplam silah gücü. Silahlı kuvvetler. Teçhizat. Silah ve cephane. Silahlanma. Hazır savaş kuvvetleri. Silahlandırma. Yarak. Silah. Donatım.

Launchpad : Füzenin havaya fırlatıldığı platform. Başlama noktası. Başka bir eylemi veya durumu başlatma görevi olan bir şey.

Projectile : Atılan cisim. Kurşun. Büyük hızla atılan ve bu sırada edindiği devinirlik ile devinimini sürdüren nesne. Atıcı. Projektil. Mermi. Fırlatılan. Atma.

Arblast : Ok ya da yay fırlatan ortaçağ tatar yayı.

Catapulted : Fırlatma düzeneği ile ilgili. Mancınıkla atmak. Katapült uçak. Fırlatmak. Atmak. Vurmak.

Catapult : Mancınıkla atmak. Vurmak. Topun bulunmasından önce, kaleleri dövmek için taş gülle fırlatmakta kullanılan bir tür büyük sapan. Katapült uçak. Fırlatma düzeneği ile ilgili. Fırlatmak. Atmak.

Launchers synonyms : rocket launcher, rocket projector, sling, launcher, arbalests, leaper, ballistae, catapulting, deviating, onagers, aberrant, aberrants, catapults, plunger, diverging, backstrap, projectors, bricole, onager, hurlers, eater, ballista, mangonel, slingshot, arbalist, bazooka, refracting, launch pad, launching platform, arbalest, feeder, projectiles, slingshots.