Lead by the nose türkçesi Lead by the nose nedir

  • Parmağında oynatmak.
  • Hükmedebilmek.
  • Birine istediğini yaptırmak.
  • Birini parmağında oynatmak.
  • Kontrol etmek.
  • İpleri elinde tutmak.
  • İstediğini yaptırmak.

Lead by the nose ingilizcede ne demek, Lead by the nose nerede nasıl kullanılır?

Lead : Kurşun. Seyirci arasında ünlenmiş, bir oyunun uzun süre oynanmasını sağlayan, beğenilen oyuncu. baş oyuncu. Yıldız oyuncu. Başoyuncu. Elektrik akımını, dipten ışıklı aygıta ya da elektriksel uçlara ileten tel. Başı çekmek. İletme teli. Başını çekmek. Öncülük yapmak. Rehberlik etmek.

By : Kadar. İkincil. Nezdinde. Geçişli biçimde. Ek. Yan. Aşkına. Yakın. Takma. Tali.

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Nose : Koku almak. Koklayarak bulmak. Uç. Genizden çıkarmak (ses). Burun. Burun (uçakta). Omurgalı hayvanlarda kısmen koklama sinirlerini taşıyan mukoza zarı ile örtülü bir çift burun boşluğunu içine alan koku alma organı. Ses vb genizden çıkarmak. Burnunu sürmek.

Lead someone by the nose : Birinin yuları elinde olmak. Birisi üzerinde tam kontrolü olmak. Zorla veya zor kullanarak bir yere götürmek. Parmağında oynatmak. Birine istediğini yaptırmak.

 

Bleeding of the nose : Burun kanaması.

Bridge of the nose : Burnun kemikli kısmı. Burun kemeri.

Led him by the nose : Ondan daha öndeydi. Her şeyi seçmesine izin vermedi. Onu kontrol altında tuttu. Ona istediğini yaptırdı. Ona direktif verdi.

Blow the nose : Burnunu silmek. Sümkürmek. Burnunu temizlemek.

İngilizce Lead by the nose Türkçe anlamı, Lead by the nose eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lead by the nose ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Babysat : Babysit (çocuk bakmak). Denetlemek. Bebek bakmak. Gözetlemek. Çocuk bakmak. Anne baba evde yokken çocuklarına bakmak.

Check up on : Soruşturmak. Gözden geçirmek. Doğru olup olmadığını öğrenmeye çalışmak. Sorgulamak. Araştırmak. Analiz etmek. Göz atmak. Sorguya çekmek.

Choke back : (sinirini vb) bastırmak. Vazgeçirmek. (sinirini vb) kontrol altında tutmak. Frenlemek. Bastırmak. Durdurmak. Tutmak. Kısmak. Zapt etmek.

Checks : Çek yazmak. Frenlemek. Durdurmak. Çek keşide etmek. Kontrol işareti koymak. Alıkoymak. Kılcal yüzey çatlakları. Emanete bırakmak. Kısmak.

Audited : İncelemek. Denetlemek. Denetlenmiş. Teftiş edilmiş.

Check out : Fertiği çekmek. Öbür dünyayı boylamak. Hesabı ödeyerek konakçıdan ayrılmak. Soruşturmak. Ayrılmak. Otelden ayrılmak. Kaydını kapatmak. Biryerden ayrılmak.

Check over : Check up yapmak. Denemek amacıyla gözden geçirmek. Tepeden tırnağa sağlık muayenesi yapmak. Sınamak. İncelemek. Denetlemek. Çek etmek.

Break : İhlal etmek. Şafak vakti. Ani değişim. (ses) gitmek veya kısılmak. Tutmamak. Yenmek. Kopmak. Kırma. Yıkmak. Parçalamak.

 

Audit : Yıllık hesap denetimi. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Denetleme (hesapları). Hesapların kontrolü. Sayışımların denetlenmesi, işlemlerin yasa, tüzük ve yönetmeliklerine sayışım yöntemlerine uygun olup olmadığının incelenmesi. Hesapları denetlemek. İncelemek. Denetleme yapmak. Resmi hesap bilanço kontrolü yapmak.

Lead someone by the nose : Zorla veya zor kullanarak bir yere götürmek. Birinin yuları elinde olmak. Birisi üzerinde tam kontrolü olmak.

Lead by the nose synonyms : check on, check through, check, choke down, command, babysit, check up.