Lectures türkçesi Lectures nedir

  • Ders vermek.
  • Azarlamak.
  • Ders anlatmak.
  • Konferanslar.
  • Uyarmak.
  • Öğütler vermek.
  • Konferans vermek.

Lectures ile ilgili cümleler

English: Mr. Smith always begins his lectures with a joke.
Turkish: Bay Smith her zaman derslerine bir şaka ile başlar.

English: Anyone can attend my lectures, but not everyone can understand them.
Turkish: Herkes benim derslerime katılabilir ama herkes onları anlayamaz.

English: His lectures are terribly boring.
Turkish: Onun dersleri korkunç sıkıcı.

English: Many of the students felt that the professor should have spent more time preparing his lectures.
Turkish: Öğrencilerden çoğu profesörün konferanslarını hazırlarken daha fazla zaman harcaması gerektiğini hissettiler.

English: His lectures are very long.
Turkish: Onun konferansları çok uzun.

Lectures ingilizcede ne demek, Lectures nerede nasıl kullanılır?

Course of lectures : Konferans serisi.

Lectureship : Lektörlük. Okutmanlık.

Lectureships : Lektörlük. Okutmanlık.

Lecture hall : Derslerin yapıldığı büyük oditoryum (genellikle yüksekokulda veya üniversitede). Amfiteatr. Amfi.

Lecture method : Anlatma yöntemi. Sınıf içi çalışmalarda öğretmenin daha çok etkin olmasını gerektiren, öğretim programında yer alan konuların anlatılıp açıklanmasını öğretmenden bekleyen ve yine öğretmenin uyandıracağı ilgi ile öğrencilerin duygu, düşünce ve görüşlerinde istenilen gelişmelerin sağlanmasını öngören geleneksel bir öğretim yöntemi.

 

Curtain lecture : Kadının kocasına uyumadan önce yaptığı dırdır. Kadının yalnızken kocasını azarlaması. Karının kocasını paylaması.

Lecture notes : Konuşma notları. Ders notları.

Lecture room : Konferans salonu. Okuma odası.

Lantern slide lecture : Slaytlı konferans. Slayt gösterisi.

Give a lecture : Konferans vermek. Ders vermek. Konu anlatmak. Ders anlatmak.

İngilizce Lectures Türkçe anlamı, Lectures eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lectures ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

School : Eğitmek. Tarz. Terbiye etmek. Okul. Okul çalışanları ve öğrencileri. Yetiştirmek. Sürü halinde yüzmek (balık). Türlü bilgi, beceri ve alışkanlıkların belli amaçlara göre düzenli bir biçimde öğretildiği ve kazandırıldığı eğitim kurumu. öğrenci, öğretmen ve yöneticilerden oluşan eğitim topluluğu. bir bilim, felsefe ve sanat kolunda belirli nitelik ve özellikleri bulunan akım, biçim ve görüşe verilen ad. Okutmak.

Alert : Alarm işareti. Gözünü açmak. Heyecan sinyali. Alarm. Alarm vermek. Tetikte olma. Uyanık. Atik. Alarma geçirmek.

Blister : Su toplatan şey. Kabarıklık. Kabarmasına neden olmak. Su toplanmış kabarcık. Kabarcıklanmak. Su toplamak. Kabarmak. Boyanın kabarması. Çıkışmak.

Rebukes : Döşenmek. Fırça çekmek. Azar. Sitem etmek. Giydirmek. Fırça atmak. Paylamak. Çıkışmak.

Lecture : Uzun öğüt. Ders. Ders vermek (okul vb). Paylamak.

 

Admonishing : İhtar etmek. Tembih etmek. Kulağını çekmek. İhtar vermek. Kulağını bükmek. Nasihat etmek. Nasihat vermek. Öğüt vermek.

Teach : Öğretmenlik yapmak. Yetiştirmek. Tedris etmek. Göstermek. Öğretmek. Eğitmek. Okutmak.

Alerted : Alarma geçirilmiş. Gözünü açmak. Alarma geçirmek.

Lectures synonyms : public lecture, prelect, give a good lesson, talk, admonishes, alerts, bring up, advise, give a lecture, scolds, admonish, advise against, deliver a lecture, alert to, blow up, taught, lecturing, bawling out, advises, lectured, advise somebody of something, prophesy, baste, learn, instruct, conferences, advising, speech, alarm, bastes, apprised of, bawl out, berated.

Lectures zıt anlamlı kelimeler, Lectures kelime anlamı

Praise : Methiye. Methetmek. Gururunu okşamak. (allah'a) hamdetmek. Övmek. Şükran. Övgü. Hamdetmek. Övme. Tesenna.