Livers türkçesi Livers nedir
Livers ile ilgili cümleler
English: Make sure you get twenty rat livers for today's afternoon.
Turkish: Bugünün öğleden sonrası için yirmi sıçan karaciğeri aldığından emin ol.
English: He delivers newspapers.
Turkish: O gazete dağıtır.
English: Google Translator delivers fairly good translations as long as the sentences are short.
Turkish: Cümleler kısa olduğu sürece Google Çeviri oldukça iyi çeviri sunar.
English: Ali delivers newspapers.
Turkish: Ali gazeteleri dağıtır.
English: Rain or shine, the postman delivers the mail.
Turkish: Öyle ya da böyle, postacı postayı dağıtır.
Livers ingilizcede ne demek, Livers nerede nasıl kullanılır?
Clivers : Yoğurtotu. Şiltelik saman. Yoğutotu (ayrıca cleavers).
Delivers : Teslim etmek. Atmak. Doğurmak. Dağıtmak. Doğurtmak. Ortaya koymak. Söylemek. Vermek. Dağıtmak (gazete, mektup vb'ni). Kurtarmak.
Redelivers : Yeniden dağıtmak. Geri vermek. Yeniden teslim etmek.
Slivers : Uzun ince parça. Yün eğirme. Dar ve uzunca şey. İnce kesmek. Kıymık yapmak. İnce dilim. İncecik ayrılmak. Cam elyafı. Kıymık. Kıymak.
Liver abscess : İrin bakterilerinin karaciğerde oluşturduğu apse. Karaciğer apsesi.
Chinese liver fluke : Çin karaciğer kelebeği. Doğu asya'da insanlarla çeşitli etçil memelinin safra yollarına yerleşen, küçük, yaprağımsı yassı kurt.
Liver biopsy : Karaciğer biyopsisi. Karaciğerden muayene edilmek üzere ufak bir parça çıkarılması. özellikle siroz, fibroz ve neoplazilerin yol açtığı karaciğer büyümelerinin nedenlerini ortaya koymak için en radikal yöntemdir. ayrıca alfatoksikozis ve kimi zehirlenmelerle, bakır ve a vitamini yetersizliklerinin tanısında yarar sağlar. pıhtılaşma bozuklukları bulunmayan karaciğer hastalıklarında güvenilir biçimde uygulanabilir.
Animal liver flour : Kesilen memeli hayvanların karaciğerlerinin kurutulup öğütülmesiyle elde edilen bir ürün. Hayvan karaciğer unu.
Liver failure syndrome : Vena kava sendromu. Karaciğer yetmezliği sendromu.
Cat liver fluke : Kedi karaciğer kelebeği. Başta kedi olmak üzere birçok memelinin, bu arada insanların safra yollarında yaşayan, 8-10 mm. boyunda yaprağımsı yassı kurt.
İngilizce Livers Türkçe anlamı, Livers eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Livers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Watercourse : Su yolu. Akarsu ya da kanal. Akarsu çığırı. (ark veya kanal gibi üstü açık) suyolu. Ana suyolu. Yatak. Suyolu. Su. Nehir yatağı. Dere.
Estuary : Gelgit olaylarından etkilenen kıyılarda, az çok huniye benzer dere ağzı. Mansap. Ağzı. Nehir ağzı. Nehir. Haliç. Coğrafya, jeoloji alanlarında kullanılır. Özellikle gelgit olayının büyük ölçüde görüldüğü kıyılarda, akarsuların ağızlarında oluşan huni biçiminde derin, az çok geniş ve uzun doğal suyolu. Irmak ağzı. Gel-git olayından etkilenen geniş ırmak ağzı.
Water system : Sulama sistemi. Su tedariki sistemi. Su sistemi. Sulama sistemi su tesisatı. Su tesisatı.
Digestive system : Genel olarak ağızla başlayıp, anüsle biten ve besin maddelerinin alınıp sindirilmesini ve sindirilmiş besinin emilmesinden sonra geriye kalan artıkların organizmadan atılmasını sağlayan sindirim kanalı ve ona bağlı organlar topluluğu. Sindirim jüyesi. Sindirim sistemi. Genel olarak ağızla başlayıp anüsle biten ve besin maddelerinin alınıp sindirilmesini ve sindirilmiş besinin emilmesinden sonra geriye kalan artıkların organizmadan atılmasını sağlayan sindirim kanalı ve ona bağlı organlar topluluğu; ağız, yutak, yemek borusu, mide ve bağırsaklardan oluşur.
Viscus : Visser. Viskus. İç organ. Vücudun iç organlarından herhangi biri (özellikle karın boşluğundaki, örneğin bağırsaklar).
Common bile duct : Müşterek safra kanalı. Koledok kanalı. Ana safra yolu.
Cardiovascular system : Kalp ve dolaşım sistemi. Kanın pompalanıp tüm vücutta dolaşımını sağlayan, kalp ve kan damarların oluşturduğu yapı. Açık dolaşım sistemi. Kardiyo vasküler sistem. Kalp-damar sistemi. Kardiyovasküler sistem.
Rapid : Akarsuların, yataklarındaki çok eğimli kesimlerde ya da artık oldukça düzleşmiş eski eğim kesintisi üzerinde köpürerek, kaya döküntüleri arasından hızla aktıkları yerlere verilen ad. Hızlı. Çağlarca. Süratli. Sarp. Seri. Çabuk. Dik. Ani.
Falls : Çağlayan. Meteorit düşmeler. Çağlayan gibi dökülen su. Çaylan. Şelale.
Lungs : Akciğerler. Akciğer. Memeler. Göğüsler.
Livers synonyms : internal organ, gastrointestinal system, biliary ductule, kupffer's cell, hepatic artery, systema alimentarium, hepatic vein, hepatic lobe, hepatic duct, venae interlobulares hepatis, vena hepatica, stream, kidney, arteria hepatica, bile duct, hepatic, waterfall, systema digestorium, circulatory system, lung, kidneys, liver.
Livers zıt anlamlı kelimeler, Livers kelime anlamı
Same : Farksız. Tıpkısı. Aynı şey. Aynı şekilde. Aynısı. Sataktaki istem ve eğilime uygun bir düzeyde malın değişim ve akışımını sağlama. Aynı. Eşit. Özdeş.
Unanimated : Cansız. Canlı olmayan.
Tired : Lastik tekerli. Yorgun. Yorgun düşmüş. Argın. Tembel. Bizar. Bıkkın. Bitkin.
Livers antonyms : unalert, spiritless, dull, lethargic.

Bu kısımda Livers kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Livers ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Livers anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Livers ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.