Long run supply curve türkçesi Long run supply curve nedir

  • Uzun dönem firma sunum eğrilerinin yatay toplamı.
  • Uzun dönem sunum eğrisi.
  • İktisat alanında kullanılır.

Long run supply curve ingilizcede ne demek, Long run supply curve nerede nasıl kullanılır?

Long : Hasret olmak. Can atmak. Hasretini çekmek. Özlemek. Özlemini çekmek. İstemek. Arzu etmek. Hasret kalmak. Gözlemek. Uzun.

Run : Gidip gelmek (arasında). Akmak. Kaçmak. Göstermek (film). Adaylığını koymak. Tabanları yağlamak. Sürmek. Geçmek. Bilgisayar, bilişim, iktisat alanlarında kullanılır. Taşımak.

Supply : Sunum. Arz. Stok miktar. Bir elektronik aygıtın çalışması için gerekli gerilim ve akımları oluşturan elektrik düzeni. bu düzenin sağladığı elektrik akımı ve gerilimler. Besleme. Sağlanması gerekli miktar. İktisat, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İkmal. Sağlamak. Temin.

Curve : Eğmeç. Bükmek. Bilgisayar, madencilik alanlarında kullanılır. Eğilmek. Dönemeç. Bükülmek. Kavis. Kavisleştirmek. Kıvrılmak. Eğri.

Short run supply curve : Kısa dönem sunum eğrisi. Kısa dönem firma sunum eğrilerinin yatay toplamı.

Long run cost curve : Uzun dönemde firmanın toplam çıktısı ile maliyetleri arasındaki ilişkiyi gösteren ve firmanın geleceğe ilişkin kararlarında kullandığı ve her bir kısa dönem maliyet eğrisini alttan zarf gibi saran planlama eğrisi. Uzun dönem maliyet eğrisi.

 

Very short run supply curve : Çok kısa dönem firma sunum eğrilerinin yatay toplamı. Çok kısa dönem sunum eğrisi.

Long run effects : Uzun dönem etkiler.

Long run : Firmanın üretim sürecinde kullandığı tüm girdilerin miktarını, dolayısıyla üretim ölçeğini değiştirebileceği kadar uzun bir zaman aralığı. krş. çok kısa dönem, kısa dönem. Uzun dönem. Uzun vadeli. Uzun vade.

İngilizce Long run supply curve Türkçe anlamı, Long run supply curve eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Long run supply curve ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

 

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Long run supply curve synonyms : a group shares, ability to pay principle, abnormal budget receipts, a shift in supply, a change in demand, a change in individual demand.