Look out türkçesi Look out nedir

Look out ile ilgili cümleler

English: I know what to look out for.
Turkish: Neye dikkat edeceğimi biliyorum.

English: I can't believe you don't want to at least look out the window.
Turkish: Hiç olmazsa pencereden dışarıya bakmak istemediğine inanamıyorum.

English: Drivers must look out for children crossing the road.
Turkish: Şoförler, yolda karşıdan karşıya geçen çocuklara çok dikkat etmeliler.

English: Do not look out the window.
Turkish: Pencereden dışarı bakma.

English: Ali took a quick look out the window.
Turkish: Ali pencereden dışarıya hızlı bir şekilde baktı.

Look out ingilizcede ne demek, Look out nerede nasıl kullanılır?

Look : İyileşmek. Göstermek. Görünüş. Ummak. Bakış. Ümit etmek. Bakmak. Görünmek. Görmek. Görünmek (güzel veya hasta vb).

Out : Dışarı atmak. Dışarı. Yanmak. Dışarıda. Çıkarmak. Çıkış. Ortaya çıkmak. Kovmak. Bayılmak. Kendini belli etmek.

Look out for : Gözetmek. Sahip çıkmak. Dikkat etmek.

Be on the look out for : Aramak.

On the look out : Nöbete. Dikkatli ve hazır. Hazır durumda. Savunmaya hazır. Tetikte.

Look about : Çevresine bakmak. Sağa sola bakmak. Sağa sola bakınmak. Bakınmak. Etrafını gözlemek. Etrafına bakmak.

 

İngilizce Look out Türkçe anlamı, Look out eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Look out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Eyers : Başkasına bakan. Gözetleyen veya gözlerini dikip bakan kimse. Gözetleyici. Başkasını süzen. Bakan kimse.

Jigger : Golf sopası. Küçük yelkenli. İsteka desteği. İçki ölçeği. Çiğ dansçısı. Alet. Dalga. Yelkenli gemi. Palanga. Cig dansçısı.

Favour : Taraftarlık. Kolaylaştırma. İltimas. Koruma. Üstün tutma, benimseyerek koruma, kişiye yapılacak işlemde kolaylık gösterme. Onaylamak. İltimas etmek. Beğenilme. Onay. Yanında olmak.

Constitutes : Yürürlüğe koymak. Teşkil etmek. Tevkil etmek. Tayin etmek. Kurmak. Oluşturmak. Atamak.

Observer : Kurallara uyan kimse. Müşahit. İtaat eden kimse. İzleyici. Futbol, uzay alanlarında kullanılır. Gözetmen. Gözlemci. Ölçünlü yordamlar ve nicelleştirici araçlar kullanarak gözlem saptamalarını bilimsel bilgiye dönüştüren, kişi. Gözlem yapan kimse.

Beholding : Seyretmek. Seyretme. Dikkatle bakma. Görmek.

Oversee : Yönetmek. İzlemek. Denetlemek. Seyretmek. Göz kulak olmak. Nezaret etmek. Sınavda gözetmenlik yapmak.

Bewares : Çekinmek. Çok dikkat etmek. Kaçınmak. Korunmak. Gözünü açmak.

Oversees : İzlemek. Göz kulak olmak. Denetlemek. Yönetmek. Sınavda gözetmenlik yapmak. Nezaret etmek. Seyretmek.

Attend on : Hizmet etmek. İlgilenmek.

Look out synonyms : cast a ballot, carefulness, avoids, cast a vote, be mindful of, care for, attention, be in charge, pay regard to, eyer, coopted, study, cautioning, protect, attends, clean out, constitute, be careful, be wary of doing something, be wary, observers, advertence, bewaring, oculists, circumspection, beware, protects, coopt, constituting, applications, be particular about, lookout, begs.