Lounge türkçesi Lounge nedir

  • Gezinek.
  • Aylakça vakit geçirmek.
  • Uzanma.
  • Aylaklık etmek.
  • Salon.
  • Başka bir yere hareket etmeyi beklerken insanlar kısa süreyle otursun veya dinlensinler diye tasarlanmış yer.
  • Oyun gösterisine ara verildiğinde, seyircilerin dinlenmeleri için ayrılan yer.
  • Kanepe.
  • Aylak aylak dolaşmak.
  • Yayılıp oturmak.
  • Uzanmak.
  • Divan.
  • Şezlong.
  • Tembelce uzanmak.
  • Seyirci dinlenme yeri.
  • Tembellik etmek.
  • İzleyicilerin gösterim başlarında ya da aralarında dinlendiği, sigara içtiği, büfesinden yararlandığı sinema bölümü.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Yayılmak.

Lounge ile ilgili cümleler

English: Students may not enter the faculty lounge.
Turkish: Öğrenciler fakültelere yan gelip yatmaya gitmemeli.

English: It is a lounge.
Turkish: Bu bir salon.

English: Ali came into the lounge, carrying a cup of coffee.
Turkish: Ali bir fincan kahve taşıyarak salona geldi.

English: This evening we can meet in the cocktail lounge of the hotel.
Turkish: Bu akşam otelin kokteyl salonunda buluşabiliriz.

English: Ali likes to lounge around the house without any clothes on.
Turkish: Ali üzerinde herhangi bir giysi olmadan evin etrafında aylak aylak dolaşır.

Lounge ingilizcede ne demek, Lounge nerede nasıl kullanılır?

Lounge about : Aylaklık etmek. Başıboş dolaşmak. Tembel tembel dolaşmak. Kaytarmak. Avarelik etmek. Tembellik etmek. Yayılıp oturmak. Avare avare dolaşmak. Dollanıp durmak. Tembelce uzanmak.

 

Lounge around : Kaytarmak. Boş boş gezinmek. Başıboş dolaşmak. Tembellik etmek. Aylakça vakit geçirmek. Avarelik etmek. Aylakça zaman geçirmek. Tembelce uzanmak. Yayılıp oturmak. Aylaklık etmek.

Lounge away : Zamanı tembelce geçirmek. Tembelce geçirmek.

Lounge suit : Rahat kıyafet. Gündelik elbise. Takım elbise. Günlük erkek kıyafeti. Erkek takımı. Günlük erkek takımı.

Boarding lounge : Biniş bekleme salonu.

Lounger : Şezlong. Tembellik eden. Aylak. Televizyon koltuğu. Aylak kimse. Tembel. Yatar koltuk. Tembelce yaşayan kimse.

Loungers : Şezlong. Yatar koltuk. Televizyon koltuğu. Aylak. Tembellik eden. Tembel. Tembelce yaşayan kimse. Aylak kimse.

Chaise lounge : Şezlong. Yaslanmak için uzun bir koltuğu olan sandalye.

Lounges : Şezlong. Uzanmak. Başka bir yere hareket etmeyi beklerken insanlar kısa süreyle otursun veya dinlensinler diye tasarlanmış yer. Tembelce uzanmak. Divan. Salon. Uzanma. Tembellik etmek. Aylak aylak dolaşmak. Kanepe.

Lounged : Yayılmak. Şezlong. Başka bir yere hareket etmeyi beklerken insanlar kısa süreyle otursun veya dinlensinler diye tasarlanmış yer. Tembelce uzanmak. Aylak aylak dolaşmak. Aylakça vakit geçirmek. Uzanmak. Aylaklık etmek. Tembellik etmek. Yayılıp oturmak.

İngilizce Lounge Türkçe anlamı, Lounge eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lounge ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dispread : Yaymak.

Dawdle : Zaman harcamak. Ağır davranmak. Oyalanmak. Sallanmak. Boşa geçirmek. Salınmak. Eğlenmek. İşi ağırdan almak. İşini ağırdan alarak vakit kaybetmek.

 

Arborize : Ağaç gibi dal şeklinde yayılmak (ayrıca arborise). Dal budak salmak. Ağaç gibi dal şeklinde yayılmak. Dallanmak. Ağaca benzemek.

Laze : Tembelleşmek. Tembellik.

Bums : Dilenmek. Otlakçılık etmek.

Divan : Şairin tüm şiirleri. Tütün ve kahve içilen oda. Sedir. Büyük meclis. Meclis.

Ottoman : Koltuklu sedir. Osmanlı. Otoman. Osmanlılara ait. Otoman (kumaş). Sedir. Ayak iskemlesi.

Go to : Buraya git. Git.

Lobby : Lobi yapmak. Lobi. Oturma yeri. Lobi oluşturmak. Lobi faaliyeti yürütmek. Dehliz. Oyun gösterisi arasında seyircilerin dinlenmeleri için ayrılmış yer. Oylarını kazanmak amacıyla senatörlerle görüşmek.

Jut : Çıkıntı yapmak. Çıkıntı. Çıkmak.

Lounge synonyms : deckchairs, lengthen, droned, sunbed, councils, juts, linger, deckchair, drone, lurk, lounge around, recumbencies, council, jutted, divans, lounges, mess about, chaise longue, hall, be lazy, loaf, elongations, loiter, lazed, parlor, dewan, circulate, lengthens, tarry, lounging, settees, arborized, chesterfield.

Lounge zıt anlamlı kelimeler, Lounge kelime anlamı

Lie : Yatmak. Mideye oturmak. Yalan. Yalan atmak. Yasal olmak. Durmak. Kalmak. Yalan söylemek. Uzanmak. Palavra.

Stand : Ismarlamak. Çekilmek. Tahammül etmek. Bulunmak. Alıcı ya da göstericinin çalıştırılması sırasında sallanmamalarını sağlamak amacıyla kullanılan üç ayaklı destek. Gitar sehpası. Üçayak. Göğüs germek. Ayağa kalkmak. Üstlenmek.

Lounge ingilizce tanımı, definition of Lounge

Lounge kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An idle gait or stroll. To spend time lazily, whether lolling or idly sauntering. To stand, sit, or recline, in an indolent manner. A place of lounging. To pass time indolently. The state of reclining indolently.