Luthier nedir, Luthier ne demek

Luthier; Gitar alanında kullanılan bir terimdir.

Gitar terimi olarak anlamı:

Çalgı yapmayı meslek edinen kişi.

Luthier hakkında bilgiler

Luthier, telli müzik aletleri yapımcısına verilen addır. Sözcük kökeni olarak; fr:luth, en:lute, de:Laute, it:liuto ve ar:el-loud; yani ödağacı anlamına gelmekte olup, Türkçeye Ud (çalgı) şeklinde yerleşmiştir. Genel olarak da Luthier`ler, ud, keman üretmektedir. Luthier'lerin ürettiği telli çalgılar, iki kategoride incelenir. Birinci kategoride; elektroarp, banjo, buzuki, charango, cittern, dulcimer, arp, kantele, kitara, kora, koto, ud, theorbo, archlute, angelique, torban, kobza, bandura, lir, mandolin, şamisen, sitar, ukulele ile veena bulunmaktadır. İkinci kategoride ise; alto, çello, crwth, bas gitar, erhu, keman, mouthbow, nyckelharpa, hurdy gurdy, rabab, rebec, sarangi, viola, viyolonsel, viola da braccio, viola d'amore, viola da gamba ve viyolon bulunur.

Luthier anlamı, kısaca tanımı

Telli çalgılar : Telli sazlar

Viyolonsel : Viyoladan büyük, kontrbastan küçük, dört sürtme telli bir orkestra çalgısı, çello.

Yerleşmiş : Müstakar (doğrusu: müstakır).

Bas gitar : Yapı olarak elektro gitara benzeyen fakat genellikle daha büyük kafa ve gövdeye sahip; telleri daha kalın ve birer oktav düşük notadan akortlanmış, yükseltim sürecinde kirlenime ihtiyaç duymayan; genellikle çalınan parçanın ritmini arka planda desteklemek amacıyla kullanılan gitar türü.

 

Kategori : Aralarında herhangi bir bakımdan ilgi veya benzerlik bulunan şeylerin tamamı, grup, ulam. Ulam.

Mandolin : İkişer ikişer aynı değerde dört çift teli olan, kısa saplı bir çalgı.

Bulunmak : Bulma işine konu olmak. Bir yerde olmak. Herhangi bir durumda olmak.

Üretmek : Aynı türden canlıları çoğaltmak. Ekonomik bir etkinlik sonucu ürün elde etmek. Oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek.

Bulunma : Bulunmak işi.

Yapımcı : Bir şeyin yapılmasında, ortaya konulmasında, gerçekleştirilmesinde emeği geçen kimse veya kuruluş. Bir filmin çevrilişiyle ilgili bütün yönetim işlerini üzerine alan, sermayesini veren kimse, prodüktör. Radyo, sinema programları düzenlemekle görevli kimse, programcı.

Bandura : Domates.

Birinci : Bir sayısının sıra sıfatı. Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey. Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse. Ulaşım araçlarında mevki, sınıf.

Elektro : Elektrokardiyografi. Elektrikle ilgili.

Gelmek : Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Dayanmak, tahammül etmek. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Kadar olmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Belli bir süre dolmak. Biriyle birlikte gitmek. Uymak. Getirmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Türemek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Çıkmak, yönelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak.

 

Kantel : Yalan, hile, palavra.

Üretme : Üretmek işi.

İkinci : İki sayısının sıra sıfatı. Sırada önem bakımından birinciden sonra gelen. Birinciden sonra gelen kimse veya nesne. Yeni, bir başka. Değer ve kalitece birinciden sonra gelen.

Sözcük : Kelime.

Meslek : Belli bir eğitim ile kazanılan sistemli bilgi ve becerilere dayalı, insanlara yararlı mal üretmek, hizmet vermek ve karşılığında para kazanmak için yapılan, kuralları belirlenmiş iş. Dizge. Uğraş. Öğreti. Çığır, okul, ekol.

Buzuki : Bağlamaya benzer, bozuk düzen çalınan bir Yunan çalgısı.

Diğer dillerde Luthier anlamı nedir?

Osmanlıca Luthier : çalgı yapımcısı