Mabeyin nedir, Mabeyin ne demek

Mabeyin; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Ara.
  • Padişah sarayı
  • Eski konaklarda harem ile selamlık arasındaki daire.

"Mabeyin" ile ilgili cümle

  • "Meseleyi mabeyninizde halletmelisiniz."

Yerel Türkçe anlamı:

Dış oda, salon, zıt anlamlısı mabeyn, mabin

Tarih'teki anlamı:

Eski konaklarda harem ile selâmlık arasındaki bölüm.

Padişahın sarayı.

Padişahın sarayında mabeyincilerin bulundukları yer.

Padişah sarayının harem dairesi ile dış daireler arasında bulunan, II. Mahmut zamanından beri sarayın dışarı ile ilişkilerinin sağlandığı bölümü.

Osmanlıca Mabeyin ne demek? Mabeyin Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

mâbeyn-i hümayun

Mabeyin hakkında bilgiler

Mabeyin ya da Mabeyn-i Hümayun veya Mabeyn-i Hümayun-ı Cenab-ı Mülukane Osmanlı sarayında padişahın özel kalem müdürlüğü işlevini gören kurumdu. Özellikle 19. yüzyılda bu kurum büyük bir önem kazanmıştır.

Kelime anlamı Arapçada iki şeyin arası olan Mabeyin ilk önce sarayın harem ve selamlık bölümleri arasındaki daireye verilen ad olarak kullanıldı. Zamanla bu dairede çalışan görevlilerin sayısı arttı. Mabeyinci adı verilen bu görevliler padişahı korumak, halk ve Bab-ı Ali'yle olan ilişkileri yürütmek, saraya gelen ziyaretçilerin ziyaretlerini düzenlemek, saray protokolunu gözetmek gibi görevler üstlendiler. II. Abdülhamit döneminde devletin yönetimi Bab-ı Ali'den çok saraydan yapıldığı için Mabeyin dairesi 1876-1908 yılları arasında devletin en güçlü kurumuydu.

 

Mabeyin dairesi genişledikçe Mabeyincilerin sayısı da artmıştır. Mabeyincilerin en yüksek derecedeki yöneticisine Baş Mabeyinci denmiş, yardımcısına ise İkinci Mabeyinci adı verilmiştir. Bu dairede yazı işlerini yürütmekle görevli olan kişilere Mabeyin Kâtibi, bunların başındaki kişiye ise Mabeyin Başkâtibi denirdi.

Mabeyincilik kurumu 1908 yılında meşrutiyetin ilan edilmesinden sonra önemini yitirmekle birlikte Saltanatın kaldırılmasına kadar ayakta kalmıştır.

Mabeyin kısaca anlamı, tanımı:

Harem : Saray ve konaklarda kadınlara ayrılan bölüm, selamlık karşıtı. Karı, eş. Bu bölümde oturan kadınların hepsi.

Selam : Bir kimseyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde veya yanından uzaklaşıldığında kendisine söz ve işaretle bir nezaket gösterisi yapma, esenleme, merhaba.

Daire : Saz takımında usul vurmaya yarayan tef. Bu kuruluşların içinde çalıştıkları yapı. Soyut kavramlarda belli sınır, ölçü. Konut olarak kullanılan bir yapının bölümlerinden her biri, kat. Bir yapı veya gemide belli bir işe ayrılmış bölüm. Bir çemberin içinde kalan düzlem parçası. Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşlardan her biri.

Padişah : Osmanlı Devleti'nde devlet başkanına verilen unvan, hükümdar, sultan.

Saray : Devlet başkanı ve çevresi. Görkemli ve gösterişli yapı. Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri. Hükümdarların veya devlet başkanlarının oturduğu büyük yapı. Van iline bağlı ilçelerden biri. Kamu işlerinin yürütüldüğü büyük yapı.

 

Mabeyinci : Osmanlı Devleti'nde padişahların dışarıyla olan ilişkilerine bakan, buyruklarını ilgililere bildiren, bazı kişilerin dileklerini kendisine ileten görevli.

Mabeyincilik : Mabeyincinin görevi.

Konak : Araba veya hayvanla bir günde alınan yol. İzmir iline bağlı ilçelerden biri. Gözde oluşan ince tabaka. Yolculukta geceyi geçirmek için inilen, konaklanılan yer. Vali, kaymakam gibi yüksek dereceli devlet görevlilerinin resmî konutu. Büyük ve gösterişli ev. Konakçı. Kundak çocuklarının başlarında görülen kepek tabakası.

Hüma : Başına konduğu kimseye mutluluk getirdiğine inanılan talih kuşu.

Osmanlı : XIII. yüzyılda Osman Gazi tarafından Anadolu'da kurulan ve Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dağılan büyük Türk imparatorluğunun uyrukları. Düşündüğünü çekinmeden, açıkça söyleyen, bulunduğu toplulukta yetki sahibi olan.

Kalem : Yazma, çizme vb. işlerde kullanılan çeşitli biçimlerde araç. Yazar. Resmî kuruluşlarda yazı işlerinin görüldüğü yer. Çeşit, tür. Bazı deyimlerde yazı. Yontma işlerinde kullanılan ucu sivri veya keskin araç.

Müdür : Yönetmen. Başöğretmen. İdare eden, yöneten.

İşlev : Bir deneyi yaparken izlenen yol, izlev. Bir nesne veya bir kimsenin gördüğü iş, iş görme yetisi, görev, fonksiyon. Bir yapının gerçekleştirilebileceği ve onu başka yapılardan ayırt etme imkânı veren eylem türü, fonksiyon.

Kurum : Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese. Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür. Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is.

Ara : İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. İç. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları.

Mabeyin başkatibi : II. Mahmut zamanından bu yana padişahların sadrazamlarla yazışmalarını yöneten ve yazmanların başı olan yüksek saray görevlisi.

Mabeyin çavuşu : Padişahı koruma, davetlileri çağırma ve atla haber bildirme işlerini yapan görevli.

Mabeyin feriki : Padişahı korumakla görevli askerlerin general aşamasındaki komutanı.

Mabeyin müşiri : Padişahı korumakla görevli askerlerin mareşal aşamasındaki komutanı.

Diğer dillerde Mabeyin anlamı nedir?

İngilizce'de Mabeyin ne demek? : 1. relations between two people. 2. formerly room, hall, or suite separating the women´s quarters from the men´s quarters (in a large house or palace).