Mass türkçesi Mass nedir

  • Yığmak.
  • Kalabalık oluşturmak.
  • Bir araya gelmek.
  • Kalabalık.
  • Çokluk.
  • Kilise ayini.
  • Kitle.
  • Örgütlenmemiş, yaygın topluluk.
  • Kudas.
  • Kümelemek.
  • Özdeğin kuvvet olarak aldığı etkiyle, bu etkiye ivme olarak verdiği tepki arasındaki orantıyı belirleyen ve einstein kuramına göre yoğunlaşmış erke sayılabilen nitelik.
  • Birikmek.
  • Toplanmak.
  • Yığın.
  • Seri.
  • Çok kişiyi ilgilendiren.
  • Bir cismi ivdirmek için uygulanan kuvvetle, bu kuvvetin oluşturduğu ivme arasındaki değişmez oran; cismin özdek olarak tutarı.
  • Toplamak.
  • Bilgisayar, fizik, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır.
  • Kütle.
  • Kümelenmek.
  • Küme.
  • Toptan.
  • Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla kendiliğinden oluşan; örgütlenme ölçüsü ile "biz kümesi" düşünce, duygu ve davranışı en düşük olan kişilerden kurulu toplumsal küme. (çoğu kez "kalabalık" "toplantı", dahası "sürü davranışlı küme" den ayrılık gösterir). kimi kez sayılama işlemi çerçevesi içinde, sayılaması yapılan olay yığınına (okur yazarlar, evliler, suçlular, örgütlü işçiler vb.) verilen ad.

Mass ile ilgili cümleler

English: He is a mass of faults.
Turkish: O bir hatalar kitlesi.

English: On behalf of the government, the mass media are abused.
Turkish: Hükümet adına, kitle iletişim araçları istismar edilmektedir.

 

English: Einstein showed that mass can be converted into energy and vice-versa.
Turkish: Einstein kütlenin enerjiye dönüştürülebileceğini ve tersini de gösterdi.

English: Newspapers, television, and radio are called the mass media.
Turkish: Gazeteler,televizyon ve radyo kitle iletişim araçları olarak adlandırılır.

English: A cloud is a mass of vapor.
Turkish: Bulut bir buhar kitlesidir.

Mass ingilizcede ne demek, Mass nerede nasıl kullanılır?

Mass absorption coefficient : Kütle soğurum katsayısı.

Mass action law : Belirli bir sıcaklıkta, başlangıçta alınan özdek niceliğine bakılmaksızın, bir kimyasal tepkimede ürünlerin etkin kütleleri çarpımının, tepkenlerin etkin kütleleri çarpımına oranının değişmez olduğunu belirten yasa. Kütleler tesiri kanunu. Kütleler etki yasası.

Mass activity : Kitle hareketi. Spermatozoaların kitle halinde veya toplu olarak hareketi.

Mass attack : Toplu saldırı. Grup halinde saldırı.

Mass balance : Kütle balansı. Kütle dengesi. Kütlenin korunumu yasasına dayanarak bir açık dizgeye giren çıkan özdeklerin nicelikleri arasında kurulan denklik. (buna göre, bir dizge içinde kütle birikimi oluşmuyorsa giren özdeklerin toplam kütlesi çıkanların toplam kütlesine eşittir.). Kütle denkliği.

Mass defect : Kütle açığı. Kütle noksanı. Çekirdeği oluşturan nükleon kütleleri toplamı ile çekirdek kütlesi arasındaki fark. Fizik, nükleer enerji alanlarında kullanılır. Kütle eksiği. Bir çekirdeği oluşturan çekinciklerin toplam kütlesinden, çekirdeğin gerçek kütlesinin çıkarımı.

Mass customization : Hizmetlerin kişiselleştirilmesi. Kitle pazarlamacılığı. Müşteriye göre üretim. Sipariş usulü kitle pazarlamacılığı. Müşteri eksenli üretim. Kitlesel bireyselleştirme.

 

Mass circulation : Yüksek tiraj.

Mass conservation law : Kütle korunumu kanunu.

Mass data : Yığın veri. Yığınsal veri.

İngilizce Mass Türkçe anlamı, Mass eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Mass ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Amplitude : Salınan bir noktanın ya da bir cismin denge konumundan en büyük ayrılımı. Üslup zenginliği. Büyüklük. Bolluk. Sıra. Genlik. Bk. dalga genliği. Genişlik. Salınım devimlerinde denge konumuyla en büyük uzanım arasındaki fark. değişen yıldızlarda, en büyük parlaklık ile en sönük parlaklık arasındaki fark.

Bulk : Bilgisayar, kimya, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Esas kısım. Hacim. Şişmek. Cüsse. Eşya. Ekseriyet. Büyümek. Yük. Genişlemek.

Agglomerating : Bir araya getirmek. Yığılmak.

Crew : Gemici. Eleman. Çete. Set ekibi. Gemide çalışanlar. Sürü. Tayfa. Ekip. Personel. Bir filmin çevrilişinde, bir televizyon izlencesinin hazırlanışında çalışan uygulamanların oluşturduğu birlik.

Aggregation : Agregasyon. Sosyete teşkil etmeyen bir türün bireylerinin bir yerde toplanması. Toplanma. Birleştirme. Yığışma. Toplama. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Hücrelerin yuvarlaklaşması ve üzüm salkımı biçiminde bir araya toplanması. birleştirme, toplayıp yığma, kümelenme, kan pulcuklarının kümelenmesi gibi. Bir araya toplanma. Toplanma, bir araya gelme, kümeleşme. saldırı, canlılar arasında beslenma, çiftleşme, yuva alanının korunması gibi savunma, korku veya rekabetle ilgili davranışlar.

Crops : Mahsulat. Kursak. Mahsul. Kırpıntılar. Ekip biçme. Kesikler. Ürün. Kısa kesilmiş saç. Ekin.

Budget : Bütçede yer alan para miktarı. Bütçe. Gelecek bir dönemde elde edilmesi planlanan ve yapılması öngörülen harcamaları gösteren tablo. Mali program. Bütçelemek. Bütçe ayarlamak. Geçinge. Ödeneklik. Bütçeye uygun. Bütçelendirmek.

Agglomerated : Yığılmış. Yığılmak. Bir araya getirmek. Toplanmış.

Wodge : Kabarık şekli olan. Parça. (britanya ingilizcesi) yığın. Bir şeyin büyük kütlesi veya yığını (gayriresmi). Şişkin şekli olan.

Mass synonyms : mass energy, fundamental quantity, large indefinite amount, inertial mass, fundamental measure, mass deficiency, gravitational mass, good deal, great deal, relativistic mass, quite a little, large indefinite quantity, massed, aggregate, agglomeration, congregates, bodies, collectively, clustered, church, battery, bountifulness, ampleness, inundation, aggregations, coalesce, feck, backed up, grosser, amplitudes, pungent, build, armies.

Mass zıt anlamlı kelimeler, Mass kelime anlamı

Clergy : Rahipler sınıfı. Ruhban sınıfı. Ruhban. Rahip sınıfı. Rahipler. Papazlar. Rahip.

Mass ingilizce tanımı, definition of Mass

Mass kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To assemble. To celebrate Mass. The sacrifice in the sacrament of the Eucharist, or the consecration and oblation of the host. To form or collect into a mass. To bring together into masses. To form into a collective body. A quantity of matter cohering together so as to make one body, or an aggregation of particles or things which collectively make one body or quantity, usually of considerable size. As, a mass of ore, metal, sand, or water.