Meşveret nedir, Meşveret ne demek

Meşveret; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Bir konu hakkında birinin düşüncesini sorma, danışma.
  • İki veya daha fazla kişinin birbiriyle fikir alışverişinde bulunması

"Meşveret" ile ilgili cümle

  • "Ne kadar hükûmetler varsa meşveret usulünü kabul etmiş." - Ö. Seyfettin

Yerel Türkçe anlamı:

Müşavere, danışma

Meşveret hakkında bilgiler

Ahmed Rıza’nın 1895’de kurduğu Meşveret gazetesi Fransızca ve Türkçe yayınlanmıştır. Ahmed Rıza gazetedeki yazılarında Meşrutiyet’i ilerleme aracı olarak görmüştür. İttihat ve Terakki’nin yayın organı olan Meşveret 15 günde bir yayınlanıyordu. Meşveret Gazetesi’nin yazılarında dikkati çeken ana unsur “şikayet”tir. Gazetede “iyi bir toplum nasıl olmalıdır?” yerine Osmanlı İmparatorluğu’nun zaaflarından şikayetler görülür. Ahmed Rıza Osmanlı Devleti aleyhine çok ağır yazılar yazmış ve bu vesileyle Fransız hükümeti gazeteyi kapatmıştır

Paris'te çıkan Meşveret gazetesi bir süre de, daha önce 1895'te Mısır'da Mizan'ı yayınlamış olan Murat Bey tarafından yönetilmiştir (Ali Gevgilili, "Türkiye'de Yenileşme Düşüncesi, Sivil Toplum, Basın ve Atatürk", Bağlam Yayınları, İstanbul, 1990, ikinci baskı, 190 sayfa, s. 78).

Meşveret anlamı, tanımı:

 

Düşünce : İlke, yönetici sav. Niyet, tasarı. Dış dünyanın insan zihnine yansıması. Tasa, kaygı, sıkıntı. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea.

Meşveret etmek : İki veya daha fazla kişi birbiriyle fikir alışverişinde bulunmak. danışmak.

Sorma : Sormak işi.

Danışma : Danışmak işi, müşavere, istişare, müzakere, meşveret. Danışılan yer, müracaat, enformasyon.

Kişi : Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Erkek. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Eş, koca.

Fikir : Düşünce. Düşün. Kuruntu.

Alışveriş : İlişki, münasebet. Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar.

Bulunma : Bulunmak işi.

Rıza : Razı olma, isteme, istek.