Move in türkçesi Move in nedir

Move in ile ilgili cümleler

English: I think it's time for me to move into a smaller home.
Turkish: Sanırım daha küçük bir eve taşınmayı düşünmemin zamanıdır.

English: Ali wants to move into a bigger house.
Turkish: Ali daha büyük bir eve taşınmak istiyor.

English: I felt something move in the house.
Turkish: Evin içinde bir şeyin dolaştığını hissettim.

English: We will move into our new house next month if it is completed by then.
Turkish: O zamana kadar tamamlanırsa gelecek ay yeni evimize taşınacağız.

English: Tom's bound to need help to move into his new apartment.
Turkish: Tom, yeni dairesine taşınmak için yardım almaya mecbur.

Move in ingilizcede ne demek, Move in nerede nasıl kullanılır?

Move : Duygulandırmak. Devinmek. Kımıldatmak. Oynamak. Tahrik etmek. Hareket. Taşımak. Yer değiştirmek. İlerlemek. Bilgisayar, bilişim, uzay alanlarında kullanılır.

In : Gelmiş olan. İktidardaki. Tutulan. De. İç. İçine. Olarak. Çok moda olan. İçeri. İçeriye.

Move instruction : Taşıma komutu.

Move into : Taşınmak.

Move after enter : Enter'dan sonra taşı.

Move ahead : İlerlemek.

İngilizce Move in Türkçe anlamı, Move in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Move in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Get into : -e girmek. Bir olaya karışmak. Öğrenmek. (giysi) giymek. Giyinmek. Varmak. Girmek. Alışmak. İçine sıkıştırmak. Giymek.

Flits : Geçmek. Hızla geçmek. Başka eve taşınmak. Geçip gitmek. Çırpınmak. Uçup gitmek. Uçuşmak. Gitmek. Uçmak.

Flit : Çırpınmak. Başka eve taşınmak. Oradan oraya uçmak. Geçip gitmek. Gitmek. Uçuşmak. Uçmak. Uçup gitmek. Hızla geçmek.

Domicile : Yerleştirmek. Kişinin yerleşme amacıyla oturduğu konut. Oturma yeri. Poliçenin ödendiği yer. Ödemek. Konut. Yasal konut. İkamet ettirmek. Mesken vermek. Oturmak.

Indwell : İkamet etmek. Oturtmak. Oturmak. Nüfuz etmek. Yerleştirmek. İşlemek.

Domiciling : Ödemek. İkamet ettirmek. Konut. Ödemek (poliçe). Yerleştirmek. Mesken vermek. Poliçenin ödendiği yer. Oturma yeri. Oturmak.

Dig in : Batırmak. Saplamak. Sipere girmek. Kürekle toprağa karıştırmak (bir şeyi). Siper kazıp mevzi almak. Siper kazmak. Duldalanmak. Mevzilenmek. İştahla yemek.

Move out : Evden taşınmak. Dışarı çıkmak. Çıkmak.

Ingrain : Tam. Kökleşmiş. İçine işletmek. Ham halinde boyanmış. Ham iken boyamak. Kökleştirmek. Yer etmek.

Relocate : Tayini çıkmak. Yer değiştirmek. Yerini değiştirmek. Taşımak. Yerdeğiştirmek. Yeniden yerleştir. Yeni yerine geçmek. Yeniden yerleştirmek.

Move in synonyms : drive in, bed, walk in, be carried, enters, step ins, relocated, entered, indwelt, coming in, enter, ensconce, fliting, move, move into, moves, move to, ensconces, flitted, migrate, ensconce oneself, getting in, come in, migrates, firm up, become established, domiciles, indwells, get in, go in, indwelling, come to stay, step in.