Muhasebe nedir, Muhasebe ne demek
Muhasebe; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Hesaplaşma, karşılıklı hesap görme.
- Hesap işlerinin yürütüldüğü yer.
- Hesapların bütünü

- Hesap işleriyle uğraşma.
"Muhasebe" ile ilgili cümle
- "Nedir bu benim çilem / Hesap bilmem / Muhasebede memurum" - O. Rifat
- "Muhasebe ile defter tutma işlerini de üzerine aldığından milleti burnundan yakalamıştı." - T. Dursun K
İktisat alanındaki kelime anlamı:
İşletmelerin iktisadi etkinlikleri sonucu ortaya çıkan, varlıkları ve yükümlülükleri üzerinde değişme yaratan mali nitelikli işlemlere ilişkin bilgileri kaydetme, sınıflandırma, özetleme, çözümleme ve yorumlama ilke ve yöntemleri.
Bir işlemin muhasebeye konu olabilmesi için para ile ifade edilen finansal nitelikli bir olay olmasının yanında, bu olayın varlığını ispat eden belgelere dayanması gerekir. Muhasebe sadece kayıt tutmaktan ibaret değildir. Kayıt tutma muhasebenin teknik yönüdür. Analiz ve yorum işlevleri muhasebenin deneyim ve beceri gerektiren, sanatsal yönüdür.
Finansal muhasebe hem işletme içinde yöneticilerin hem de işletme dışındaki grupların bilgi gereksinimlerine yönelik olarak, geçmiş olaylara ilişkin raporlama yapar. Yönetsel muhasebe ise özellikle yönetime ve işletme çalışanlarına yani iç bilgi kullanıcılarına bilgi sağlamakla ilgilidir.
İngilizce'de Muhasebe ne demek? Muhasebe ingilizcesi nedir?:
accounting
Muhasebe hakkında bilgiler
Muhasebe işletmelerin varlık ve kaynaklarının hareketlerini kayıt, sınıflandırma, özetleme, analiz etme ve yorumlama gibi fonksiyonlar ile takip eden bilimsel bir sistemdir. Türkiye'de muhasebe cumhuriyetin ilanından sonra 1932 yılında kanunlara girmiş, uzun yıllar ve uğraşlar sonucunda AB standartları kalitesine getirilmiştir.
Muhasebe ile ilgili Cümleler
- Bir muhasebeciyi işe aldığını biliyorum.
- Muhasebecilik yapabilir misin?
- İnsanlara şirketinin kazançlı olduğunu düşündürmek için tek ihtiyacın olan şey muhasebende küçük bir el çabukluğu.
- Bir muhasebe bürosunda çalışıyorum.
- Hata için muhasebeci suçlandı.
- Yeni muhasebe prosedürleri giderleri rapor etmek için farklı formları doldurmamızı gerektirir.
- Muhasebeci hatayı kabul etmezdi.
- Muhasebecime göre borsaya girmek için iyi bir zaman değil .
- Vergi sezonu muhasebeciler için yılın en meşgul zamanıdır.
- Bir muhasebeci tutmalıyım.
Muhasebe anlamı, tanımı:
Muhasebesini yapmak : Bir şeyin olumlu veya olumsuz yönlerini gözden geçirerek bir yargıya varmak.
Nefis muhasebesi : İnsanın isteklerini, hırslarını ve yaptıklarını gözden geçirmesi, doğru veya yanlışlarını vicdanının süzgecinden geçirip bir değerlendirme yapması.
Muhasebeci : Sayman.
Muhasebecilik : Saymanın görevi, saymanlık.
Hesap : Alacaklı veya borçlu olma durumu. Bir girişimin, bir işin başarıya ulaşması için alınan önlemlerin bütünü. Matematiksel işlem. Aritmetik. Bankadaki işlemlerin yapılabilmesi için kişi, kurum ve kuruluşlar adına düzenlenen çizelge. Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt, hesap pusulası, adisyon. Oranlama, tahmin. Tutum, durum, anlayış.
Karşılık : Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat. Cevap, yanıt.
Görme : Görmek işi, rüyet.
Uğraşma : Uğraşmak işi.
Yürü : "devam et, git" anlamında kullanılan bir söz.
İşletme : İşletmek işi. İş yeri. Tarım, sanayi, ticaret, bankacılık vb. iş alanlarında, kâr amacıyla bir sermaye yatırılarak kurulan kurum. Bir kuruluşu verimli bir duruma getirip kazanç sağlama yöntemi.
Varlık : Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı, popülasyon. Para, mal, mülk, zenginlik, variyet. Ömür, hayat. Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey. Var olma durumu, mevcudiyet. Var olan her şey. Önemli, yararlı, değerli şey.
Karşılıklı : Birbirine karşı bulunan. İki kişi veya iki topluluğun arasında geçen ve karşılaşılan harekete eş değer bir hareketle beliren, mütekabil. Birbirlerine karşı bir biçimde. Birbiriyle ilgili olarak.
Yer : Ekime elverişli toprak parçası, arazi. İz. Durum, konum, vaziyet. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Görev, makam. Önem. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Durum, konum. Yerküre. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Ülke. Gezinilen, ayakla basılan taban. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân.
Muhasebe karı : Firmanın toplam geliri ile toplam açık maliyeti arasındaki pozitif fark. krş. iktisadi kâr
Muhasebe riski : Bir firma bilânçosunda yabancı para cinsinden varlık ve yükümlülüklerin, döviz kurlarındaki değişmeye bağlı olarak, ulusal para cinsinden değerlerinin muhasebe dönemleri içinde herhangi bir fiziki işlem olmaksızın değişme olasılığı.
Diğer dillerde Muhasebe anlamı nedir?
İngilizce'de Muhasebe ne demek? : n. accounting, accountancy
Fransızca'da Muhasebe : comptabilité [la]
Almanca'da Muhasebe : n. Buchführung, Buchhalterei, Buchhaltung
Rusça'da Muhasebe : n. бухгалтерия (F), расчет (M)
adj. бухгалтерский

Bu kısımda Muhasebe nedir? Muhasebe ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Muhasebe tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Muhasebe hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.