Mutlak matite nedir, Mutlak matite ne demek

Mutlak matite; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Rezonans olmaksızın tam matite. İçi sıvı veya katı maddelerle dolu organların perküsyonundan alınan ses, absolüt asamiyet, asam ses, asamiyet, mat ses, boş kas sesi.

Mutlak matite tanımı, anlamı

Mati : Kısa boylu, bacaksız

Mutlak : Salt. Kendi başına var olan, hiçbir şeye bağlı olmayan, bağımsız, saltık. Kesinlikle.

Absolüt asamiyet : Mutlak matite.

Boş kas sesi : Mutlak matite.

Perküsyon : Vurmalı sazlar. Tanı için parmak veya alet kullanılarak vurup dinlemekle yapılmış olan muayene.

Asamiyet : Mutlak matite.

Asam ses : Mutlak matite.

Rezonans : Düzgün itmelerin etkisiyle bir salınım genliğinin artışı. Titreşim.

Absolüt : Saf, karışım göstermeyen, temiz, absolü. Mutlak.

Mat ses : Mutlak matite.

Absolü : Absolüt.

Madde : Duyularla algılanabilen nesne. Bir cismi oluşturan öge, öz. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Para, mal vb. ile ilgili şey. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Molekül.

 

Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Katı : Sert, yumuşak karşıtı. Taşlık. Sıvıların ve gazların tersine, içinde bulunduğu kabın veya üstünde bulunduğu yerin biçimini almayan, sulp. Hoşgörüsüz, acımasız, merhametsiz, zalim. Düşünce ve davranışlarında belli ilkelere sıkı sıkıya bağlı olan. Çok, aşırı derecede.

Perk : Sağlam, güçlü. Katı, sert : Ekmeğin hamuru perk oldu. Çıta, ince tahta yapılan ağaç ve ağacın dış kısmı. Korku : Benim senden hiç perkim yok. Katı, sert. Korku, çekinme: Allah'tan başka kimseden perkim yok. [Bakınız: berk].

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

 

Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.

Olma : Olmak işi.

Dolu : Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü. Çok olan (iş, uğraş, olay vb.). İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı. İçki doldurulmuş bardak. Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan. Boş vakti olmayan, meşgul. İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar). Tornacılıkta delik açılmamış (gereç). Bir yerde sayıca çok. Bir duygunun güçlü etkisinde olan.

Diğer dillerde Mutlak matite anlamı nedir?

İngilizce'de Mutlak matite ne demek ? : absolute dullness