Nett türkçesi Nett nedir

Nett ile ilgili cümleler

English: Ali likes brunettes.
Turkish: Ali esmerleri sever.

English: I found a very good drug for nettle rash.
Turkish: Kurdeşen için çok iyi bir ilaç buldum.

English: She was a bubbly twenty-year-old brunette.
Turkish: O yirmi yaşında şen şakrak bir esmerdi.

English: Is your wife a blonde or a brunette?
Turkish: Karın sarışın mı yoksa esmer mi?

English: Ali slept under mosquito netting.
Turkish: Ali cibinlik altında uyudu.

Nett ingilizcede ne demek, Nett nerede nasıl kullanılır?

Nettable : Tuzağa düşürülebilir. Net kazançla elde edilebilir. Ağ ile yakalanabilir. Ele geçirilebilir.

Nettably : Kesintiler düşüldükten sonra. Net olarak. Net kazanç olarak (kesintiler düşüldükten sonraki miktar).

Nettalk live : (internet) internet televizyon ve radyo üzerinden canlı yayın yapan amerikan proğramı (izleyicilerle telefon e-posta ve internet üzerinden sohbet ile yapılan tartışmaları kapsayan).

Netted : Tuzağa düşürmek. Ağ gibi. Ağa benzeyen. Kar etmek. Ağ yapmak. Kazanmak. Ağ ile yakalamak.

Nettie : Tuvalet.

Nettings : Ağ örme. Cibinlik. File. Kafes. Avlanma. Örme. Ağ işi. Ağ örgüsü. Ağ yapma. Ağ.

 

Nettle family : Yaprakları almaşlı ya da karşılıklı dizilişte, gövde ve yapraklarında yakıcı tüyler taşıyan, çiçekleri tek ya da iki eşeyli olan, ovaryum üst durumlu, aken ya da eriksi tipi meyveleri olan, ülkemizde iki cins ve dokuz türle temsil edilen, bir ya da çok yıllık, otsu ya da çalımsı nadiren ağaç formundaki bitkiler. Isırgan otugiller.

Nettle tree : Çitlembik.

Netting : Ağ işi. Ağ yapma. File. Kafes. Avlanma. Ağ örgüsü. Ağ. Ağ örme. Örme. Cibinlik.

Nettle rash : Kurdeşen. Ürtiker.

İngilizce Nett Türkçe anlamı, Nett eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Nett ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Carry the day : Tam başarı sağlamak. Üstün gelmek. Galip gelmek. Yenmek. (yarışma) başarılı olmak.

Ambuscade : Pusuya yatmak. Pusu. Pusuya düşürmek. Pusu kurmak. Pusuda beklemek. Tuzak kurmak. Pusuya yerleştirmek. Pusu yeri.

Net making : Gözeleme. Bir veya daha fazla iplikle, mekiksiz veya mekikle düğümleyerek, bağlayarak, örerek, geçirerek veya başka bir yolla enine veya uzunluğuna gözeler oluşturarak bir yüzey yapıtı oluşturma, gözeleme.

Grating : Taban ızgarası. Cırlak. Nahoş. Parmaklık. Izgara. Boru süzgeci. Sahnenin tehlikeli kesimlerinde bulunan koruyucu parmaklık. Kafes. Kulağı tırmalayan. Sahne parmaklığı.

Enmeshed : Ağa düşürmek. Ağa düşürmüş. Ağ gibi sarmış.

Bring in : Kazanç getirmek. Kazandırmak. Getirmek. İşi vermek. İşe karıştırmak. Suçluyu karakola getirmek. Vermek. Hüküm vermek. İşe almak.

Grenadine : Nar şurubu. Grenadin. Çok ince ipek kumaş. İpekli incecik kumaş.

Filets : Fileto.

 

Netting : Ağ yapma. Ağ örme. Ağ örgüsü. Cibinlik. Örme. Avlanma. Ağ işi. Kafes.

Nett synonyms : netts, decoying, acquire, decoyed, dragnet, grids, gauze, string bag, ambushes, profit, bunt, decoy, gain, crotches, cobweb, vitta, tenia, gauzes, bunts, taenia, enmeshing, hair net, achieved, gang, ambuscading, achieves, take hold of, circumvented, gridiron, fishnet, enmeshes, carry off, catch.

Nett zıt anlamlı kelimeler, Nett kelime anlamı

Gross : Saldırgan. Gayri safi (miktar veya ağırlık). Arsız. Brüt. Şişkin. Kazanmak. Oniki düzinelik türküm. Bütün. Brüt olarak (belirli bir miktar para) toplamak. Gros.