Obstacles türkçesi Obstacles nedir

Obstacles ile ilgili cümleler

English: He has overcome many obstacles.
Turkish: O, bir sürü engelin üstesinden geldi.

English: He faces many obstacles.
Turkish: O, birçok engellerle karşılaşır.

English: He had to overcome a lot of obstacles.
Turkish: O, bir sürü engelin üstesinden gelmek zorundaydı.

English: He did the work in spite of many obstacles.
Turkish: Bir çok engellere rağmen işi yaptı.

English: He encountered unexpected obstacles.
Turkish: O beklenmedik engellerle karşılaştı.

Obstacles ingilizcede ne demek, Obstacles nerede nasıl kullanılır?

Obstacle course : Engel parkuru. Engelli yarışın üstesinden gelmek için çeşitli maddesel zorluklardan oluşan pist. Engelli koşu parkuru.

Obstacle race : Engelli yarış. Engelli koşu.

Obstacle races : Engelli yarış. Engelli koşu.

Obstacle sense : Engel hissi.

Balance walking over obstacle : Engelli denge yürüyüşü. Üstünde aşılması gereken türlü engeller bulunan sınırlı dayanak yüzeylerinde yürüme.

Obstacle : Kıvrımların önüne gelen ve onları sıkıştıran eski kütle. Engel.

Bobstay : (denizcilik) cıvadra bağı. Civadra bağı. Bir geminin cıvadrasını bastırmak ve dengede tutmak için kullanılan zincir veya sicim. Mistaço.

İngilizce Obstacles Türkçe anlamı, Obstacles eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Obstacles ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Obstructor : Rahatsız eden şey. Engelleyici kimse veya şey. Zorlaştırıcı kimse veya şey. Engelleyici.

Disqualification : Oyun dışı bırakma. Yetkisiz kılma. Barodan men. Salahiyetsizlik. Diskalifiye. Yetkisini alma. Ehliyetsizlik. Yetkisizlik.

Disqualifications : Yetkisini alma. Diskalifiye. Barodan men. Yetkisiz kılma. Ehliyetsizlik. Oyun dışı bırakma. Diskalifiye etmek. Yetkisini elinden alma (ceza olarak). Salahiyetsizlik.

Contretemps : Talihsizlik. Aksilik. Gaf. Beklenmeyen terslik. Şanssızlık. Pot. Kontrtams. Bir hazırlık hareketidir. beşinci duruş; yarım parmak ucunda yükseldikten sonra gerideki bacağı kırk beş derecelik bir açıyla kaldırma ve dördüncü duruşla öne getirme. her iki diz de büküktür.

Barrage : Yağmur. Yaylım ateşi. Engelleme ateşi. Yoğun yaylım ateşi. Set. Bent. Baraj. Soru yağmuruna tutmak. Nehir barajı.

Starching : Ciddiyet. Dinçlik. Nişasta. Katılık. Resmi tavırlar. Kola. Kolalamak. Sertlik. Resmilik.

Hurdle : Çit çekmek. Yarış engeli. Üstesinden gelmek. Engelli koşu yapmak. Engel (yarışlarda). Çit. Engel atlamak. Mania.

Barricade : Siper. Barikat yapmak. Geçiş engeli. Barikat kurmak. Set çekmek. Berkitilmiş tabya ve sığınak. Tabur. Barikat.

Impedimenta : Yürüyüşe engel olan eşya. Levazım. Yük. Eşya. Ağırlıklar.

Embroglio : Dolaşıklık. Karışıklık. Anlaşmazlık. Kavga. Bozuşma.

Obstacles synonyms : countercheck, roadblock, barriers, hitch, deterrent, barraged, stymie, stymy, deter, crimps, delayers, baulking, hazard, delayer, ditties, barrier, snag, disincentives, ditty, barrages, deters, balk, obstructer, barricades, hang up, starch, baulk, complication, hindrance, bar, check, water jump, impediment.