Obstructor türkçesi Obstructor nedir

  • Rahatsız eden şey.
  • Zorlaştırıcı kimse veya şey.
  • Engelleyici kimse veya şey.
  • Mani.
  • Engel.
  • Engelleyici.

Obstructor ingilizcede ne demek, Obstructor nerede nasıl kullanılır?

Obstructors : Engelleyici. Rahatsız eden şey. Zorlaştırıcı kimse veya şey. Engel. Mani. Engelleyici kimse veya şey.

Obstruct : Engel olmak. Engel oluşturmak. Tıkamak. Zorlaştırmak. Kapamak. Menetmeye çalışmak. Engel. Engellenmek. Tıkanmak. Engellemek.

Obstructer : Karışan kimse. Engelleyici kimse veya şey. Zorlaştırıcı kimse veya şey. Mani olan kimse. Bozan kimse.

Obstructers : Engelleyici kimse veya şey. Mani olan kimse. Zorlaştırıcı kimse veya şey. Bozan kimse. Karışan kimse.

Obstructing : Engellemek. Zorlaştırmak. Set. Engel olmak. Engellenmek. Kapamak. Tıkamak.

Obstruction icterus : Tıkanma sarılığı. Obstruksiyon ikterusu.

Obstruction : Tıkanma, tıkama, tıkanıklık, mani, engel. Engellenme, tıkanma veya kapanma. Önünü tıkama. Kapama. Obstruksiyon. Tıkama. Obstrüksiyon. Engelleme. Engel olma. Arıza.

Obstructive urolithiasis : Bir veya daha fazla sayıda taşın idrar akımını engellemesiyle belirgin ürolitiyazis. erkek hayvanlarda, özellikle idiş edilenlerde çok daha yaygın olarak görülür. Tıkayıcı ürolitiyazis.

Obstructionism : Engelleme politikası.

 

Obstructionist : Bloke eden. Engelleyen kimse.

İngilizce Obstructor Türkçe anlamı, Obstructor eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Obstructor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Preventive : Karşılayıcı. Engel olan. Önlem. Men eden. Önleyici ilaç. Koruyucu. Önleyici tedbir. Önleyici. Önleyici şey.

Baulks : Ket. Engellemek. İnatla yürümemek. Durdurmak. İnat etmek. Sürülmemiş tarla. Duraksamak. Ayak diremek. Kaçınmak.

Tumbler : Büyük bardak. Büyük su bardağı. Döner boşaltıcı. Su bardağı (büyük). Bardak. Hacıyatmaz. Taklacı güvercin. Sapsız bardak. Kapı mandalı.

Complication : Zorluk. Komplikasyon. Karışıklık. Karmaşık hale getirme. Bir hastalığın devamı sırasında oluşan başka patolojik olaylar veya hastalıklar. Güçlük. Hastalığın başka bir hastalıkla karışması. Karmaşa.

Delayers : Ayak bağı. Geciktiren şey ya da kişi. Aylak aylak davranan. Geciktiren. Erteleyen.

Thwarter : İşi bozan kimse. Engelleyen kimse. Mani olan kimse. Önleyen kimse.

Bar : Hapsetmek. Gerek denge, gerekse kasları açmada işe yarayan, duvar boyunca yerden bel hizası yüksekliğinde, tahta tırabzan. Parmaklıkla çevirmek. Engellemek. Demir ya da tahta parmaklık. Kalıp. İnce ışık demeti. Bariyer. Katmamak.

Barricading : Barikat yapmak. Barikat. Set çekmek. Geçiş engeli. Barikat kurarak savunmak. Mania. Tabur. Siper. Barikat kurmak.

Disincentives : Cezalandıran karar ve uygulamalar. Ekonomik faaliyetleri özendirici olmayan. Vazgeçiren etmen. Caydırıcı önlemler. Caydırıcı faktör.

Delayer : Aylak aylak davranan. Geciktiren şey ya da kişi. Erteleyen. Ayak bağı. Geciktiren.

 

Obstructor synonyms : stonewaller, barraging, disturbers, barricade, barrage, disruptiveness, blocker, blockers, crimp, impedimenta, deters, barrages, hindering, blockage, deterrents, disputant, disqualifications, hamperers, naysayer, barrier, obstruction, hurdlers, hinderance, hindrance, baulking, impedient, determent, stop, controversialist, obstacle, embroglio, blockade, encumbrance.