Occurence türkçesi Occurence nedir
- Ayrıtsal özellikleri bulunan ya da gözlem ve bilgi konusu olan olgusal durum.
- [#oluş Oluşum].
Occurence ingilizcede ne demek, Occurence nerede nasıl kullanılır?
Depth of occurence : Yataklama derinliği.
Probability of occurence : Gerçekleşme olasılığı. Görgül olasılık tanımına göre "n" sayıdaki denemede "r" kez gözlenmiş bir olaya ilişkin olan ve gözlenme sıklığının deneme sayısına oranıyla dile getirilerek 0'la ı arasında değişen değer, bk. olasılık kuramı, önsel olasılık.
Occur again : Tekerrür etmek.
Occur to : Aklına gelmek. Anımsamak. Hatırlamak.
Be liable to occur : Muhtemelen gerçekleşecek olmak. Muhtemel olmak. Gerçekleşmesi muhtemel olmak.
Occurs : Meydana gelmek. Akla gelmek. Ortaya çıkmak. Olmak. Çıkmak. Görülmek. Oluşmak. Cereyan etmek.
Occurring : Ortaya çıkmak. Akla gelmek. Husul. Olmak. Oluşmak. Çıkmak. Olay. Cereyan etmek. Meydana gelmek. Vaki.
Occurred : Çıkmak. Olmak. Görülmek. Cereyan etmek. Ortaya çıkmak. Meydana gelmek. Akla gelmek. Oluşmak.
Occurred to him : Anımsadı. Hatırladı. Aklına geldi.
Occurrences : Olduktan sonra bitir. Olay. Olma. Oluş. Çıkma. Kez sonra.
İngilizce Occurence Türkçe anlamı, Occurence eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Occurence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Eruption : İndifa. Coğrafya, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Feveran. Erüpsiyon. Patlama. Diş çıkması. Fışkırma. Yerin iç kesiminden gelen katı, sıvı ve gaz durumdaki kızgın özdeklerin bir yanardağ ağzından yeryüzüne çıkması. Yanardağ püskürmesi. Erupsiyon.
Example : İbret. Misal. Numune. Mesala. Ders. Anlatılmak istenen bir düşünceyi açıklamak için ileri sürülen ve onu daha somut hale getiren olay ya da olgu. bir bütünün özelliklerini belirtmek amacıyla ondan alınan ya da ayrılıp verilen küçük parça. Örnek. Kip.
Bunce : Beklenmedik iyi şans. Devlet kuşu. Talih kuşu. Kazanç kaynağı. Bolluk. Beklenmedik zenginlik. Gökten gelen refah. Devletkuşu. Para (argo terim). Beklenmedik şans.
Experience : Deneyim. Bilimsel birgerçeği ortaya çıkarmak, bir varsayımı denemek ya da kanıtlamak, bir yasanın doğruluğunu göstermek ereğiyle yapılan işlem. Keder sıkıntı vb'ni çekmek. Karşılaşmak. Görüp geçirmek. Olay. Deneyim yaşamak. Tatmak. Serüven. Tecrübe.
Trouble : Zahmet vermek. Üzmek. Üzülmek. Problem. Sorun. Uğraştırmak. Rahatsızlık vermek. Dert. Rahatsız etmek. Zahmet.
Conclusion : Netice. Anlaşma. Son. Bir araştırma ve irdelemede elde edilen sonuç. Sonuç bölümü. Vargı. Bitim. Ceza. Karar. Kanı.
Outburst : Fışkırma. Yanardağ patlaması. Taşma. Çıkış. Feveran. Patlak verme. Taşkınlık. İnfilak. Birdenbire söylenen öfkeli veya acı sözler.
Nascencies : Meydana geliş. Doğuş.
Chance event : Tesadüfi olay.
Boom : İktisadi dalgalanmanın genişleme aşamasında büyüme oranında meydana gelen sürekli ve alışılmamış düzeyde artışın olduğu durum. krş. çöküntü. Yıldızı parlamak. Üzerine sırayla ve üst üste ışıldakların bağlandığı direk. bu direkler çoğu kez tiyatro sahnesinin yanlarındadır. Gümbürtü. Güm etmek. Işıldak direği. Artırmak. Patlama. Gümlemek. Gelişmek.
Occurence synonyms : occurrent, sympatry, allopatry, recurrent event, periodic event, computer error, reversal, failure, success, motion, supervention, blow, wonder, event, setback, ending, discharge, entity, contingence, collapse, one off, presence, interruption, arrayal, avalanche, disappearance, break, black eye, contact, irruption, bonanza, accident, attendant.
Occurence zıt anlamlı kelimeler, Occurence kelime anlamı
Success : Sonuç. Başarılmış iş. Başarılı olan kimse. Kişinin yetenek ve yetişmeye bağlı olarak gösterdiği ansal ya da eylemsel etkinliklerinin olumlu ürünü. Muvaffakiyet. Başarım. Başarı. Başarılı kimse. Başarma. Sükse.
Disappearance : Gözden kayboluş. Yalın veya ekler ile genişletilmiş olan kelimelerin ön, iç ve sonlarında bulunan seslerden birinin, çeşitli etkenlerle yitirilmesi olayı. bunlar ön ses düşmesi, iç ses düşmesi ve son ses düşmesi diye gruplandırılabilir: || ısıcak > sıcak, ısıtma > sıtma, uyukla- > yukla- «uyumak, uyuklamak», dirilik > dirlik, ilerile-> ilerle-, aşıla- > aşla-, oyuna- > oyna-; küçükcük > küçücük, yanakcık > yanacık, ufakcık > ufacık, ufakrak > ufarak, çabukcak > çabucak; oğulan > oğlan, çiftçi > çifçi, üstçavuş > üsçavuş, astteğmen > asteğmen, rastgele > rasgele, kelgen > gelen, kelgüçi > gelici vb. Kaybolma. Yitiklik. Kayboluş. Yitim. Ses düşmesi. Gözden kaybolma. Ortadan kalkma. Yitimlik.
Appearance : Gösteriş. Olay. Şemail. Göze görünme. Görünüş. Belirme. Kılık kıyafet. Ortaya çıkma. Görünüm. Kılık.
Occurence antonyms : allopatry, sympatry, ending, failure, beginning, absence.

Bu kısımda Occurence kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Occurence ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Occurence anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Occurence ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.