Occurring türkçesi Occurring nedir

Occurring ile ilgili cümleler

English: It is impossible to prevent this situation from occurring again.
Turkish: Bu durumun tekrar oluşmasını engellemek imkansız.

English: Civil wars are occurring in many countries.
Turkish: Birçok ülkede iç savaş yaşanıyor.

Occurring ingilizcede ne demek, Occurring nerede nasıl kullanılır?

Occurred : Oluşmak. Ortaya çıkmak. Meydana gelmek. Olmak. Akla gelmek. Görülmek. Cereyan etmek. Çıkmak.

Occurred to him : Anımsadı. Hatırladı. Aklına geldi.

Occurrence : Olay.

Occurrence frequency : Bilişimsel dilbilimde ve bilgi erişimde, bir sözcük, bir anahtar-sözcük ya da herhangi bir damga dizgisinin bir örüdeki geçiş sayısının, örüyü oluşturan benzer birimlerin toplam geçiş sayısına oranı. Geçiş sıklığı.

Occurrences : Olma. Oluş. Çıkma. Olay. Olduktan sonra bitir. Kez sonra.

An error occurred : Hata oluştu. Bir yanlış yapıldı. Yanlış hesaplama yapıldı.

Occur again : Tekerrür etmek.

Occur to : Aklına gelmek. Hatırlamak. Anımsamak.

Common occurrence : Vaka-i adiye.

Be liable to occur : Muhtemel olmak. Muhtemelen gerçekleşecek olmak. Gerçekleşmesi muhtemel olmak.

İngilizce Occurring Türkçe anlamı, Occurring eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Occurring ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Arises : Kalkmak. Doğmak. Yükselmek. Ayağa kalkmak. Kaynaklanmak.

Flash : Işık tutmak. Gerek kısalığı gerek özü yönünden seyirci üzerinde sarsıcı, vurucu bir etki yapmak üzere hazırlanmış, çok kez ayrıntı ya da baş çekiminden oluşan çekim çeşidi. Magnezyumla ya da elektronik düzenle çalışan, son derece kısa sürede çok güçlü ışık verip sönen ışıtaç. (fotoğrafçılıkta çok sık kullanılan bu ışıtaç, aşırı hız sinemasında konuyu düzenli aralıklarla aydınlatmada kullanılır). Çok hızlı hareket etmek. Görünüp hızla kaybolmak. Radyo ya da televizyonda olağan yayın kesilerek verilen çok önemli kısa haber. Parlama. Parlamak. Yakmak. Böbürlenmek.

Episode : Oluntu. Zaman dilimi. Tefrika. Dilim. Parça. Piyes. Bölüm. Kısım. Vaka.

Ascends : Ağmak. Yükselmek. Yukarı çıkmak. Tahta çıkmak. Tırmanmak. Artmak. Pesten tize geçmek (müzik terimi). Ziyadeleşmek. Çıkmak (tahta).

Continual : Ardı arkası kesilmeyen. Sürekli. Aralıksız. Sıkça. Ardı arkası gelmeyen. Mütemadi. Süregelen. Sık. Durmadan. Devamlı.

Betiding : Haber vermek. -e alamet olmak. Başına gelmek.

Amount to : Toplamı belirli bir miktar olmak. Baliğ olmak. Anlamına gelmek. Tutmak. İle eşanlamlı olmak. Etmek. Tutarında olmak. Demeye gelmek. Kadar etmek. Gelmek.

Happening : Vuku. Olma. Vaka. Hadise. Doğaçlama. Arız.

Appearance : Kılık kıyafet. Görünme. Ortaya çıkma. Kılık. Görünüş. Göze görünme. Görünüm. Gösteriş. Dış görünüş.

 

Becometh : -e dönüşmek. Become (olmak). Elverişli olmak. Uygun olmak. -e değer olmak.

Occurring synonyms : co occurrent, synchronal, coincident, cases, appear, happens, begun, contingents, take place, flashed, arise from, becomes, ascended, comprises, flashes, revenant, apparition, synchronous, be in sight, consist, be present, come of, taking place, burst, comprising, betided, casus, become of, comprised, be of, occurred, consist of, begin.

Occurring zıt anlamlı kelimeler, Occurring kelime anlamı

Asynchronous : Aynı zamanda olmayan. Asenkron. Asinkron. Eşzamanlı olmayan. Zaman uyumsuz. Zamanuyumsuz. Eş zamanlı olmayan. Eşzamansız.

Sporadic : Ara sıra görülen. Seyrek. Dağınık. Hastalığın ara sıra, tek tük görülmesi, geniş alanlara yayılmaması. Düzensiz olarak oluşan veya seyrek olarak görülen, geniş sahalara yayılmayan veya tek tük görülen. Sporadik.