Officiated türkçesi Officiated nedir

  • Ayin yönetmek (din görevlisi).
  • Tören yönetmek.
  • Resmi işlemleri yerine getirmek.
  • Resmi bir görevi yerine getirmek.
  • Görevi yerine getirmek.
  • Görev yapmak.
  • Vazife görmek.

Officiated ingilizcede ne demek, Officiated nerede nasıl kullanılır?

Officiate at the wedding : Nikah törenini yönetmek.

Officiate : Resmi bir görevi yerine getirmek. Görevi yerine getirmek. Tören yönetmek. Vazife görmek. Ayin yönetmek (din görevlisi). Resmi işlemleri yerine getirmek. Görev yapmak.

Officiates : Vazife görmek. Resmi bir görevi yerine getirmek. Resmi işlemleri yerine getirmek. Tören yönetmek. Ayin yönetmek (din görevlisi). Görev yapmak. Görevi yerine getirmek.

Officiating : Vazife görmek. Görev yapmak. Resmi bir görevi yerine getirmek. Ayin yönetmek (din görevlisi). Resmi işlemleri yerine getirmek. Tören yönetmek. Görevi yerine getirmek.

Officiation : Papazın görevi. Bir törene ev sahipliği yapmak.

Official act : Resmi işlem. Resmi muamele.

Official announcement : Resmi ilan. Resmi duyuru. Resmi bildiri.

Official call : Resmi görüşme.

Official : Memur. Memura yakışır. Resmi görevli. Resmi memur. Memuriyete ait. Devlet. Görevli. Yetkili. Resmi yetkili. Resmi.

Official bulletin : Resmi bülten.

İngilizce Officiated Türkçe anlamı, Officiated eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Officiated ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Marry : İle evlenmek. Nikah masasına oturmak. Baş göz etmek. Vermek. Aile kurmak. Evlenmek. Evlendirmek. (ile) evlenmek. Evermek. Evlilik yapmak.

Splice : İki film parçasının birbirine yapıştırıldığı bölüm. Evlendirmek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Geçme. İki ucu birbirine ekleme. Eklemek. Birbirine eklemek. Yapıştırma eylemi. Uçlarını birleştirmek. İki ucunu birleştirme.

Functioned : İşlev görmek. Çalışmak. Faaliyette bulunmak. Fonksiyonunu yerine getirmek. İşlevini yerine getirmek. Fonksiyonlarını yerine getirmek. İşlev. Çalışmak (makine). İş görmek.

Serve : Hapis yatmak. Yaramak. İşe yaramak. Tapmak. Hizmet yapmak. Hizmet sunmak. Servis sırası. Hizmet etmek. Servis. Kulluk etmek.

Tie : Yenişememek. Sınırlamak. Eşit oy almak. Bağlanmak. Atmak (düğüm). İlişki. Düğüm ipi. Düğümlemek. Alaka. Kravat.

Function : Bir edim, eylem ya da bir ilişkiler dizgesine özgü etkinlik ya da bir değişkende bağıl olarak beliren değişme, bk. bağıllık. Bir organın normal olarak yaptığı görev. Bir organ ya da bölgeye özgü olan doğal faaliyet. fonksiyon. Çalışmak (makine). İşlemek. İş. Herhangi bir şeyin gördüğü iş, iş görme yetisi, görev. Fonksiyonunu yerine getirmek. Resmi ya da özel tören. İşlev görmek.

Perform : Temsil etmek. İcra etmek. İcra etme (icra). Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Konser vermek. Canlandırmak. Müz.çalmak. Gerçekleştirmek. Rol almak. Yürütmek.

Man : Erkek. Adam vermek. Düşünme ve konuşma yetileri olan bilinçli, toplumsal canlı. İnsan. Adam. Adam atamak. Yeterince insan olmak. Belirli bir iş için yeterince insan olmak.

 

Officiated synonyms : officiating, officiates, officiate, wed.

Officiated zıt anlamlı kelimeler, Officiated kelime anlamı

Unrelated : İlgisiz. Akraba dışı. Birbiri ile ilişkisi olmayan. İlişkilendirilmemiş. Namahrem. Akraba olmayan. Alakasız. Bağlantısız. Na-mahrem. İlişkisiz.