Okyanus iklimi nedir, Okyanus iklimi ne demek

  • Orta kuşak kıtalarının batı kıyılarında, batı rüzgârlarının ve sıcak su akıntılarının etkisiyle gelişen bir iklim türü

Osmanlıca Okyanus iklimi ne demek? Okyanus iklimi Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

okyanusî iklim

Okyanus iklimi anlamı, tanımı:

Okyanus : Kıtaları birbirinden ayıran deniz, ana deniz, umman.

İklim : Ülke, diyar. Yeryüzünün herhangi bir yerinde hava olaylarına bağlı olarak gerçekleşen etkilerin uzun yılların ortalamasına dayanan durumu, abuhava.

Orta : Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Ne uzun ne kısa, midi. Yeniçeri Ocağında tabur. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. İyi ile kötü arasındaki durum. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. Ne büyük ne küçük, midi. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Orantı.

 

Kuşak : Yaklaşık yirmi beş, otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği, göbek, nesil, batın, jenerasyon. Henüz birleştirilmemiş ses ve görüntü taşıyan filmler. Yeryüzünde veya herhangi bir gök cisminde belli şartları sağlayan bölge. Bir küre yüzeyi, paralel iki düzlemle kesildiğinde iki kesitin arasında kalan bölüm. Yeryüzünün kutuplar, kutup daireleri ve dönencelerle belirlenen beş bölümünden her biri, küre kuşağı. Sağlamlığını artırmak için bir şeyin çevresine geçirilen ağaçtan veya metalden bağ. Bele sarılan uzun ve enli kumaş. Televizyonda programlar için ayrılmış özel zaman dilimi. Bir ürünün, bir aygıtın teknolojideki ve bilimdeki gelişmeye göre üretilen yeni biçimleri. Yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, dolayısıyla birbirine benzer sıkıntıları, kaderleri paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişilerin topluluğu.

Batı : Yeryüzündeki başlıca dört yönden güneşin battığı yön, gün batısı, günindi, garp, mağrip, doğu karşıtı. Siyasal anlamda Avrupa ve Kuzey Amerika. Güneşin 22 Mart'ta ve 23 Eylül'de battığı nokta. Güneşin battığı yöndeki ülkeler bölgesi, Garp, Doğu karşıtı. Bulunulan yere göre güneşin battığı yönde olan bölge, garp.

Kıyı : Kenar, periferi. Issız, tenha yer. Sahil. Kara ile suyun birleştiği yer.

Sıcak : Sıcak yer. Hamam. Isısı yüksek olan, çok ısınmış. Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı. Dostça olan, sevgi dolu. Havadaki yüksek ısı.

 

Akıntı : Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı. Akma işi. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum.

Etki : Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim.