Orannamak nedir, Orannamak ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Bilgiçlik taslamak.
Yaklaşık olarak söylemek, değer biçmek.
[Bakınız: oranlamak].
Teknik terim anlamı:
[Bakınız: oranlamak].
Orannamak anlamı, tanımı
Orannama : Atasözü. Masal, öykü. Yalan, uydurma söz. [Bakınız: oranlama]. Gerçek olmayan, yalan. Şaka. Saçma sapan konuşma; koro hâlinde söylenen bir türkü çeşidi
Oran : Büyüklük, nicelik, derece bakımından iki şey arasında veya parça ile bütün arasında bulunan bağıntı, nispet, rasyo. İki şeyin birbirini tutması, karşılıklı uygunluk, tenasüp. İki büyüklük, iki nicelik arasındaki bağıntı. Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak verilen yargı, tahmin.
Oranlamak : Ölçmek, hesaplamak, hesap etmek. Eşit tutmak. Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak hüküm vermek, tahmin etmek. Karşılaştırmak, kıyaslamak.
Bilgiçlik : Bilgiç olma durumu.
Söylemek : Düşündüğünü ya da bildiğini sözle anlatmak. Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak. Türkü, şarkı vb. okumak. Önceden bildirmek, tahmin etmek. Yapılmasını istemek. Yazmak, düzmek. Haber vermek. Sipariş etmek. Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak.
Taslamak : Taşçılıkta bir taşın kaba bölümlerini, çıkıntılarını almak. Kendinde olmayan bir özelliği varmış gibi göstermek. Gözetlemek, gizlice izlemek.
Yaklaşık : Gerçek değeri ve miktarı değil, ondan az fazla veya eksik bir niceliği gösteren, aşağı yukarı bir değerlendirme yapılarak bulunan, takribî.
Oranlama : Oranlamak işi, tahmin, kıyas.
Taslama : Taslamak işi.
Söyleme : Söylemek işi.
Biçmek : Belli bir biçim vererek kesmek. Dikilecek kumaşı belli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. Değer, paha, fiyat belirlemek. Tahmin etmek, kestirmek. Yaylım ateşiyle öldürmek. Ekin, ot vb.ni orakla, tırpanla, makine ile kesmek.
Taslam : Kesin bir kuram olmayıp, öğecik, çekin ve benzerleri yapısı için benzetme yoluyla ortaya atılan matematiksel yaklaşık yöntem. [Bakınız: örnek]. Bir önermeler kümesinin tüm öğelerini doğru kılan yorum.
Oranla : Herhangi bir şeye göre, herhangi bir şeyle kıyaslayarak, nispeten.
Bilgiç : Bilgili (kimse). Bilgisiz olmasına rağmen bilgili görünmek isteyen, bilgili geçinen (kimse).
Söylem : Söyleyiş, söyleniş, sesletim, telaffuz. Bir veya birçok cümleden oluşan, başı ve sonu olan bildiri, tez. Kalıplaşmış, klişeleşmiş söz, ifade.
Değer : Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.
Bilgi : İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. Bilim.
Biçme : Biçmek işi. Prizma. Yontulmuş yapı taşı.
Olar : Onlar. Onlar (III. çokluk şahıs zamiri).
Diğer dillerde Oranlılık anlamı nedir?
Osmanlıca Oranlılık : tenasüp, müraatı nazır, telfik, tevfik

Bu kısımda Orannamak nedir? Orannamak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Orannamak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Orannamak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.