Orannama nedir, Orannama ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Atasözü.

Masal, öykü.

Yalan, uydurma söz.

[Bakınız: oranlama].

Gerçek olmayan, yalan.

Şaka.

Saçma sapan konuşma; koro hâlinde söylenen bir türkü çeşidi.

Orannama anlamı, kısaca tanımı

Oran : Büyüklük, nicelik, derece bakımından iki şey arasında veya parça ile bütün arasında bulunan bağıntı, nispet, rasyo. İki şeyin birbirini tutması, karşılıklı uygunluk, tenasüp. İki büyüklük, iki nicelik arasındaki bağıntı. Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak verilen yargı, tahmin

Orannamacı : Şakacı.

Orannamak : Bilgiçlik taslamak. Yaklaşık olarak söylemek, değer biçmek. [Bakınız: oranlamak].

Koro halinde : Toplu bir durumda, hep birlikte. Gürültülü bir biçimde.

Saçma sapan : Abuk sabuk.

Oranlama : Oranlamak işi, tahmin, kıyas.

Atasözü : Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz, deme, mesel, sav, darbımesel.

Uydurma : Uydurmak işi. Yeni bir biçim verilmiş. Gerçek dışı, uydurulmuş olan, yalan, sahte, asılsız, düzme. Şişirme haber.

Konuşma : Konuşmak işi. Görüşme, danışma, müzakere. Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılmış olan söyleşi, konferans.

Oranla : Herhangi bir şeye göre, herhangi bir şeyle kıyaslayarak, nispeten.

 

Gerçek : Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Yalan olmayan. Doğruluk. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Yapay olmayan. Temel, başlıca, asıl. Gerçeklik.

Olmaya : Yapılmamış ola, görülmemiş ola.

Söylen : Evrende daha önce varolduğu sanılan canlı ve cansız, tüm çevresini ilgilendiren olayların kaynak, neden ve özelliklerini, çoğunlukla Tanrısal görünümler içinde açıklayan anlatı türü. bk. söylenbilim, doğa söyleni, yaşam söyleni, toplumsal söylen, karşılaştırmalı söylenbilim. karşılığı söylence, öykünce, öykü, öykülem. Tarih öncesi Tanrı, tanrıça, yarı Tanrı ve kahramanlara değgin serüvenler.

Yalan : Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz, kıtır. Yalancı kimse. Uydurma.

Türkü : Hece ölçüsüyle yazılmış ve halk ezgileriyle bestelenmiş manzume.

Sapan : İki ucu ip, ortası örme veya meşin olan bir taş atma aracı. Makarayı bir yere bağlamak için tablaların çevresine geçirilen halat veya demir kuşaklar. Genellikle çocukların kuş vurmak için kullandıkları, iki ucuna lastik ve lastiklerin arasına da geniş bir meşin parçası bağlı bulunan çataldan oluşan araç. Kaldırılacak bir şeyin üzerine geçirmek için halattan yapılmış olan çember.

Saçma : Saçmak işi. Yersiz, akla aykırı, tutarsız söz. Böyle söz söyleyen veya iş yapan. Bir tür balık ağı, serpme ağ. Akla uygun olmayan, pestenkerani, absürt. Avda kullanılan fişeklerin içine konulan, türlü boylardaki küçük ve yuvarlak kurşun tanesi. Yersiz bulunan.

 

Konuş : Konma işi. Konum. Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.

Masal : Genellikle halkın yarattığı, hayale dayanan, sözlü gelenekte yaşayan, çoğunlukla insanlar, hayvanlar ile cadı, cin, dev, peri vb. varlıkların başından geçen olağanüstü olayları anlatan edebî tür. Boşuna söylenmiş söz.

Koro : Tek veya çok sesli olarak yazılmış bir müzik eserini seslendirmek için bir araya gelen topluluk.

Diğer dillerde Oranlılık anlamı nedir?

Osmanlıca Oranlılık : tenasüp, müraatı nazır, telfik, tevfik