Orate türkçesi Orate nedir

  • Konuşma yapmak.
  • Nutuk çekmek.

Orate ile ilgili cümleler

English: A slew of corporate logos adorned the entrance to the soccer match.
Turkish: Bir takım şirket logoları futbol maçının girişini süsledi.

English: Ali cooked an elaborate meal for Mary and himself.
Turkish: Ali Mary ve kendisi için özenle hazırlanmış bir yemek pişirdi.

English: "Where's the water?" "It evaporated."
Turkish: "Su nerede?" "Buharlaştı."

English: Ali and Mary decorated the gym with balloons.
Turkish: Ali ve Mary balonlarla spor salonunu dekore ettiler.

English: Ali corroborated Mary's story.
Turkish: Ali Mary'nin hikayesini onayladı.

Orate ingilizcede ne demek, Orate nerede nasıl kullanılır?

Orated : Nutuk çekmek. Konuşma yapmak.

Orates : Konuşma yapmak. Nutuk çekmek.

Adobe systems incorporated : Merkezi california'da bulunan kişisel bilgisayar ve ağlarda kullanılmak üzere gelişmiş grafikler ve masaüstü yayım programları üreten büyük yazılım şirketi (internet, bilgisayar).

Ameliorate : İyileşmek. Düzeltmek. Ondurmak. Düzelmek. Geliştirmek. Abat eylemek. Islah etmek. İyileştirmek. Gelişmek.

Ameliorated : Düzelmek. Abat eylemek. Ondurmak. Gelişmek. İyileştirmek. İyileşmek. Geliştirmek. Islah etmek. Düzeltmek.

Borate : Boratlamak. Borat. Borat minerali. Asit borik tuzu. Borat (borik asit tuzu) ile muamele etmek.

 

Barium chlorate : Baryum klorat.

Borates : Borat minerali. Borat (borik asit tuzu) ile muamele etmek. Borat. Asit borik tuzu. Boratlamak.

Borated : Borat (borik asit tuzu) ile muamele etmek. Boratlanmış. Boratlamak.

Ammonium perchlorate : Amonyum perklorat.

İngilizce Orate Türkçe anlamı, Orate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Orate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Confers : (onur veya ödül) vermek. Sunmak. Bir ünvanı tevcih etmek. Müzakere yapmak. Bahşetmek. Ödül ile onurlandırmak. Görüşmek. Danışmak. Vermek.

Give a speech : Söylev vermek. Bir konuşma yapmak.

Address : Hitap etmek. Söz yöneltmek. Adres yazmak. Ünvan. Nutuk. Söylev. Göndermek.

Declaimed : Söylemek (hitabet kurallarına göre). Yüksek sesle söylemek. Hararetle konuşmak. Yüksek sesle okumak. Heyecanlı konuşma yapmak. Bağırıp çağırmak. Söylev vermek. Yüksek sesle konuşmak. Resmi bir şekilde söylemek.

Speak : Bahsetmek. Konuşabilmek. Tekellüm etmek. Söylemek (gerçeği veya sözü). Bilmek. Ses çıkarmak. Söz söylemek. Düşünceleri iletmek. Konuşmak.

Disserts : Sürtüşmek. Tartışmak. Çekişmek. Bir konu hakkında söylev vermek.

Declaim : Bağırıp çağırmak. Yüksek sesle söylemek. Söylemek (hitabet kurallarına göre). Resmi bir şekilde söylemek. Yüksek sesle konuşmak. Söylev vermek. Yüksek sesle okumak. Heyecanlı konuşma yapmak. Hararetle konuşmak.

Dissertate : Bir konu hakkında konuşma yapmak. Resmi olarak bir konu hakkında konuşmak. Söylev vermek.

Orate synonyms : oratorize, orating, deliver a speech, orated, perorate, harangue, dissert, bloviate, declaiming, talk, haranguing, harangues, declaims, harangued, confer, make a speech, orates, hold forth.