Osteogenik potansiyel nedir, Osteogenik potansiyel ne demek

Osteogenik potansiyel; Biyoloji alanında kullanılan bir kelimedir.

Biyoloji'deki anlamı:

Kemikleri dıştan örten ve ilik boşluklarını astarlayan özel bağ dokularının (periosteum, endosteum) kemik dokusunu meydana getirme yeteneği. Kemik kırılmalarını tamir ederler.

Osteogenik potansiyel kısaca anlamı, tanımı

Pota : İçinde maden eritilen kap. Basketbolda düşey bir levhaya monte edilmiş yatay çember ile ağdan meydana gelen düzenek

Potansiyel : Gizli kalmış, henüz varlığı ortaya çıkmamış olan, gizil. Gizil güç. Gelecekte oluşması, gelişmesi mümkün olan. Kullanılmaya hazır (güç, yetenek).

Kemik dokusu : Omurgalı hayvanlarda iskeleti meydana getiren, hücreler arası maddesi yapısındaki hidroksiapatit kristalleri (Ca ve P) sebebiyle sertleşmiş, kollagen tellerin diziliş yönü farklarından dolayı halkasal sistemler gösteren özelleşmiş bir bağ dokusu tipi. Vücut iskeletini oluşturan, organizmanın kalsiyum ve fosfor deposu olan destek dokularından biri. Knochengewebe), Omurgalı hayvanlarda iskeleti meydana getiren bir bağ dokusu tipi olup kemik gözeleri ile bunların arasında bulunan kireç tuzlariyle sertleşmiş göze-arası maddesinden yapılmıştır.

Periosteum : [Bakınız: kemik örtüsü]. Kemik örtüsü zarı.

Kemik doku : Omurgalı hayvanlarda iskeleti oluşturan bir bağ dokusu türü.

 

Endosteum : Kemik boşluklarını astarlayan, hücresel elemanlarca zengin, bağ dokusundan meydana gelmiş kılıf. Kompakt kemiklerin iç yüzleriyle süngerimsi kemiklerin trabeküllerinin yüzeyini örten zar. Kemiğin içindeki boşlukları astarlayan iç kemik zarı.

Bağ doku : Hücre sayısı az, hücre arası maddesi çok ve genellikle diğer dokuları birbirine bağlayarak destek görevi yapan doku.

Kemikler : Omurgalı hayvanlarda iskeleti oluşturan, kemik dokusundan meydana gelmiş, çeşitli büyüklüklerde, sert, dayanıklı parçalar. Omurgalı hayvanlarda iskeleti yapan ve kemik dokusundan meydana gelmiş oları sert, dayanıklı parçalar. Muğla kenti, Güllük nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Kırılma : Kırılmak işi. Saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama geçen ışının doğrultusunu değiştirmesi. Yürürken salınma, nazlı yürüyüş.

Getirme : Getirmek işi.

Periost : Kemiklerin dışında bulunan, kemik dokunun beslenmesini ve onarılmasını sağlayan zar. Kemik örtüsü zarı.

Boşluk : Oyuk, çukur, kapanmamış yer. Boş olma durumu. Boş olan yer. Eksiklik, yoksunluk duygusu. Kesinti, kopukluk. Boş geçen süre.

Dıştan : Aslında olmayıp sonradan ve dışarının etkisiyle ortaya çıkan (düşünceler).

Meydan : Alan, saha. Fırsat, imkân ya da vakit. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri.

Dokus : Dokuz.

Örten : Orman, çayır ve benzerleri geniş yerleri saran yangın.

Astar : Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat. Sıvanacak, boyanacak yerlere boyadan önce sürülen kat. Gemicilikte bir şeyi sağlamlaştırmak için kullanılan bez, halat, ağaç vb.

 

Tamir : Onarma, onarım. Yapılan bir yanlışı, kusuru düzeltmeye çalışma.

Kemik : İnsanın ve omurgalı hayvanların çatısını oluşturan türlü biçimdeki sert organların genel adı. Bu sert organdan yapılmış.

Yeten : Herkes. Süresi dolan, günü gelen kimse: Yatan ölmez yeten ölür. Yetişen, ulaşan. Olgun, olgunlaşan. Süresi dolan, günü gelen. Tüm canlılar, herkes.

Diğer dillerde Osteogenik potansiyel anlamı nedir?

İngilizce'de Osteogenik potansiyel ne demek ? : osteogenic potential