Out of joint türkçesi Out of joint nedir

Out of joint ingilizcede ne demek, Out of joint nerede nasıl kullanılır?

Out : Dışarı çıkarmak. Kendini belli etmek. Dışarı. Dışarıda. Çıkarmak. Meydana çıkmak. Kovmak. Çıkış. Nakavt etmek. Ortaya çıkmak.

Of : Den. Yüzünden. -li. In. -in. -nın. -dan. İle ilgili. Nin. -nin.

Joint : Eklem. İki borunun birbirine birleştirildiği yer. Ortaklaşa. Ek yeri. Müşterek. Birleşik. Ek. Ek veya oynak yeri yapmak. Çatlak. Ortak.

Out of : -den uzak. Dışında. -dan. -in dışında. Arasından. -da.....-ı -den....-ü -nin haricinde veya (oran olarak). -siz. -den dışarı. -den yapılmış. -sız.

Out of action : Saf dışı (oyuncu veya asker). İşlemeyecek hale gelmiş. Kullanım dışı. Kullanılmaz halde. Sakatlanmış. Çalışmaz halde. Kullanımdan çıkarılmış.

Out of band signaling : Bantdışı imleşim.

Out of commission : Çalışamaz durumda. Hizmet dışı. Kullanılmaz durumda. Bozuk. Görev yapamaz durumda. Kötü durumda.

Out of control : Zaptedilemez. Ele avuca sığmaz. Çığrından çıkmış. Kontrol edilemez. Kendini kaybetmiş (öfkeden). Kontrol edilemeyen. Kontrolden çıkmış. Denetim dışı. Kontrolden çıkmış olmak.

 

Out of buffers : Arabellek bitti. Arabellek yetersiz.

Out of danger : Tehlikeden çıkmış. Tehlikesiz. Tehlikeyi atlatmış. İyileşmiş. Tehlikeden uzak. Herhangi bir tehlikenin kalmaması.

İngilizce Out of joint Türkçe anlamı, Out of joint eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Out of joint ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Out of hand : Birdenbire. Ele avuca sığmaz. Denetimden çıkmış. Derhal. Hemen. Denetimsiz. Kontrolden çıkmış. Beklemeden. Düşünmeden.

Dislocation : Normal yerinden farklı yerleşim. Dislokasyon. Kayma. Bozma. Yerinden oynatma. Yerinden oynama. Çıkma. Coğrafya, fizik, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Yerinden çıkarma. Kayaçların bir kırık boyunca yerlerinden oynaması, dizilişlerinin bozulması.

Frantic : Çılgınca. Ümitsiz. Aşırı heyecanlanmış. Boşuna. Öfkeli. Çılgın. Çıldırmış. Çılgınca heyecanlanmış. Hummalı.

Impolitic : Aykırı. İsabetsiz. Münasebetsiz. Politik olmayan. Amaca uymayan. Akılsız. Sağgörüsüz.

Discommodious : Zahmetli. Kullanışsız.

Anomalous : Kaideye uymayan. Alışılmışın dışında. Normal olmayan. Kurala uymayan. Çelişkili. Anormal. Kuraldışı. Müstesna. Tuhaf.

Emanated : Yayılmak. Yayılmış. Akmış. Fışkırmış. Sızmak. Doğmak. Sızmış. Doğmuş. Çıkmak.

Incongruent : Uymayan. Anlaşmayan. Uyuşmayan. Ahenksiz. Anlaşmalı olmayan. Uyumsuz.

Salient : Sıçrayan. Çıkıntılı. Önemli. Çarpıcı. Belirgin. Atlayan. Dikkat çekici. İstihkam dış açısı. Dış. Fışkıran.

Inappropriate : Uygun olmayan. Caiz değil. Münasebetsiz. Yersiz. Yakışıksız. Uymaz. Biçimsiz. İsabetsiz.

 

Out of joint synonyms : improper, illegitimate, protuberant, escaped, derogatory, exited, inapposite, unusable, hopping mad, salients, impolitical, awkward, inapt, unentitled, ensued, gauche, projecting, luxation, complete luxation, not available, prominent, dissatisfactory, in bad taste, not equal to, luxations, ugly duckling, not applicable, incongruous, dislocated, eventuated, out of place, dislocations.