Outdoor türkçesi Outdoor nedir

  • Dışarıda yapılan.
  • Açık hava.
  • Bina dışı.
  • Dış.
  • Açık havada.
  • Açık.
  • Açıkhava.
  • Yapı dışı.
  • Dışarıda.
  • Dış mekan.
  • Ev dışında.

Outdoor ile ilgili cümleler

English: Ali doesn't get outdoors much.
Turkish: Ali çok açık havaya çıkmaz.

English: In the summer, we enjoy outdoor sports.
Turkish: Yazın, açık hava sporlarını severiz.

English: Rugby is an outdoor game.
Turkish: Ragbi bir açık hava oyunudur.

English: A kid was outdoors and played with a ball.
Turkish: Bir çocuk dışarıdaydı ve bir topla oynadı.

English: Tom doesn't have much interest in outdoor sports.
Turkish: Tom, açık hava sporlarına büyük ilgi duymuyor.

Outdoor ingilizcede ne demek, Outdoor nerede nasıl kullanılır?

Outdoor antenna : Harici anten. Dış anten.

Outdoor gymnastics : Alan cimnastiği. Açık havada yapılan cimnastik alıştırmaları.

Outdoors : Dışarısı. Dışarıda. Açık hava. Açık havada.

Outdo : Fark atmak. Üstün gelmek. -den üstün olmak. Üstün olmak. Yenmek. -den çok daha iyi bir performans göstermek. -i çok geride bırakmak. Bastırmak. -i bastırmak. Geçmek.

Outdoes : Yenmek. Geçmek. Üstün olmak.

Outdated : Eski. Miadını doldurmuş. Zamana uymayan. Çağdışı. Hükmü kalmamış. Eski (teknoloji makine vb). Zaman aşımına uğramış. Köhne. Modası geçmiş. Geçersiz.

 

Outdistances : Daha ileri gitmek. Geçmek. Arkada bırakmak. Daha hızlı gitmek. Geride bırakmak. Geride bırakmak (yarışta). Geçmek (koşuda).

Outdone : Üstün gelmiş. Aşmış. Baskın çıkmış. Üstün.

Be outdone : Altta kalmak.

Outdistancing : Geride bırakmak. Daha ileri gitmek. Geçmek. Daha hızlı gitmek. Geçmek (koşuda). Arkada bırakmak. Geride bırakmak (yarışta).

İngilizce Outdoor Türkçe anlamı, Outdoor eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Outdoor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Under the open sky : Gök kubbe altında.

Exterior : Dış ilişkiler. Görünüş. Dış taraf. Hariç. Dışarı. Dışyüz. Dış ülkelerle olan. Dış kaynaklı. Dış görünüş.

Bares : Gözle görülür hale getirmek. Çıplak. Açılmak. Açmak. Açığa vurmak. Soymak. Çıkarmak.

Without : -meden. -meksizin. O olmadan. Dıştan. Onsuz. Meksizin. Olmaksızın. Medikçe. Haricen.

Protruding : Fırlak. Pörtlek. Çıkıntılı. Dışa çıkık.

Offshore : Karadan gelen. Kıyıdan denize doğru. Kıyıdan uzakta. Kıyıdan uzak. Açık deniz. Yabancı ülkeden. Denizde. Denizlerin kıyıdan uzak bölümü. Ofşor.

Exogenous : Eksogenus. Dışyapılı. Hariç. Eksojen. Harici. Dış kaynaklı olan. İncelenen bir organizma, hücre ya da sistemin dışında oluşan. Egzojen. Dışsal. Ekzojen.

In the open air : Açıkta.

Bawdy : Müstehcen. Seksle ilgi. Açık saçık. Terbiyesiz. Sekse ilgi. Seksle ilgili. Fuhşiyata dair.

Fair weather : İyi hava. Açık iyi hava. Açık havaya uygun.

Outdoor synonyms : outdoorsy, out of door, blankest, foreign, alfresco, hypaethral, popped, barer, blanker, externus, outer, aperture, apparentness, aboveground, the open, out of doors, open air, abroad, outsides, bawdies, exteriors, avowed, in the open, fresh air, exo, external, withouts, aboveboard, outside, open area, outer space, on location, bleakish.

 

Outdoor zıt anlamlı kelimeler, Outdoor kelime anlamı

Interior : İç kısım. İç dünya. İnteryor. İçten. İç, iç taraf. iç tarafta bulunan. İç yerler. İç. İç kesim. İçerideki. İçerisi.

Indoor : Ev içinde yapılan. Bina içi. Dahili. Kapalı. Yapı içi. Ev içinde olan. İç mekanlarda kullanılan. Ev içi. İç mekanlarda yapılan. İçeri.

Outdoor ingilizce tanımı, definition of Outdoor

Outdoor kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Being or done outside of certain buildings, as poorhouses, hospitals, etc. As, outdoor exercise. Outdoor patients. Being, or done, in the open air. Outdoor relief.