Oğrah nedir, Oğrah ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

İki yolun birleştiği yer, geçit yeri.

Nedeni bilinmeyip cinlerin çarptığına inanılan hastalık.

Yol üstünde dinlenme, konaklama yeri.

İstasyon, iskele ve benzerleri taşıt bekleme yeri.

Oğrah anlamı, tanımı

Oğra : Açılan yufkanın yapışmaması için üstüne serpilen un. Çorak topraklı tarlaların üstünde oluşan tuz gibi beyazlık

Bekleme yeri : Bir kimseyi beklemek için ayrılan bölme. Herhangi bir taşıtı beklemek için ayrılan bölme.

Geçit yeri : Yol boyu, yol üstü.

Konaklama : Konaklamak işi.

Dinlenme : Dinlenmek (I) işi, istirahat. Dinlenmek (II) işi.

İstasyon : Tren, metro durağı. Araştırma kuruluşu. Satış, bakım, aşı vb. işler yapılmış olan kuruluş veya yer.

Hastalık : Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk.

Hastalı : Hastalıklı.

Üstünde : Üstündeki, karşılığı üs'ta.

Bekleme : Beklemek işi.

Bilinme : Bilinmek işi.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

 

İskele : Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer. Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven. Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba. İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı. Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı. Geminin sol yanı. Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı.

İnanı : Tartışılmadan ve sınanmadan doğruluğuna ya da geçerliğine inanılan bilgi.

Bilin : Balçık ve elenmiş saman karıştırılarak yapılan, tahıl saklamaya yarayan kap.

Üstün : Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

Birle : Zaman anlamına gelip fiillerin sonunda takı gibi kullanılır: Babam geldiği birle ağabeyim sigarayı atar. İle.

İskel : Balta, çift demiri gibi şeyleri çelikleme işi.

Taşıt : Otomobil, tren, gemi, uçak gibi taşıma araçlarının ortak adı, nakil aracı, nakil vasıtası, vasıta.

Konak : Büyük ve gösterişli ev. Kundak çocuklarının başlarında görülen kepek tabakası. Araba veya hayvanla bir günde alınan yol. İzmir iline bağlı ilçelerden biri. Gözde oluşan ince tabaka. Vali, kaymakam gibi yüksek dereceli devlet görevlilerinin resmî konutu. Yolculukta geceyi geçirmek için inilen, konaklanılan yer. Konakçı.

Diğer dillerde Oğlanbaşlığı anlamı nedir?

İngilizce'de Oğlanbaşlığı ne demek ? : dowry