Parable türkçesi Parable nedir

  • Manevi bir gerçeği göstermek için anlatılan hikaye.
  • Hayvanları konu alan kısa öykü.
  • Kıssa.
  • İçinde gerçek payı olan kısa alegorik hikaye.
  • Kinaye.
  • Kısa hikaye.
  • Bir pay çıkartmak.
  • Alegori.
  • Mesel.
  • İbret alınacak öykü.

Parable ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary are inseparable.
Turkish: Ali ve Mary ayrılamaz.

English: A surgeon lives with Death, his inseparable companion - I walk hand in hand with him.
Turkish: Bir cerrah ayrılmaz arkadaşı olan ölümle birlikte yaşar - Ben onunla el ele yürüyorum.

English: He and I have been inseparable friends since our student days.
Turkish: Öğrencilik günlerimizden beri o ve ben ayrılmaz arkadaşlarız.

English: He and I were inseparable friends during our time together in school.
Turkish: O ve ben okulda birlikteki zamanımız boyunca ayrılmaz arkadaşlardık.

English: Good health is inseparable from exercise and moderation.
Turkish: İyi sağlık egzersiz ve ılımlılıktan ayrılamaz.

Parable ingilizcede ne demek, Parable nerede nasıl kullanılır?

Jotham parable : Jotham alegorisi. Monarşiye karşı olan alegorik hikaye.

Parables : Kısa hikaye. İbret alınacak öykü. İçinde gerçek payı olan kısa alegorik hikaye. Manevi bir gerçeği göstermek için anlatılan hikaye. Hayvanları konu alan kısa öykü. Kıssa. Alegori. Kinaye. Bir pay çıkartmak. Mesel.

 

Comparable : Karşılaştırılabilir. Benzer. Mukayese edilebilir. Kıyaslanabilir. Kıyas götürür. Kıyas edilebilir.

Comparable elements : Karşılaştırılabilir öğeler.

Comparable to : İle kıyaslanabilir. İle karşılaştırılabilir.

Irreparable : Çaresiz. Tamir olunamaz. Onulmaz. Telafisi imkansız. Tamir edilemez. Onmaz. Onarılamaz. Düzeltilemez. Telafisi olanaksız.

Separable : Ayrılabilir. Bölünebilir. Ayırt edilebilir. Ayrılır. Bölümlere ayrılabilir.

Inseparableness : Bölünmezlik. Bağlılık. Ayrılmazlık. Ayrıştırılması imkansızlık.

Irreparableness : Düzeltilmesi imkansız olma niteliği. Tamir edilemez olma niteliği. Tamiri olanaksız olma. Çaresizlik. Onarılmaz olma niteliği. Tespit edilemez olma niteliği. Tamir edilemezlik.

Inseparables : Ayrılmaz dostlar. Sıkı dostlar. Yakın arkadaşlar.

İngilizce Parable Türkçe anlamı, Parable eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Parable ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Story : Efsane. Henüz oyunluk biçiminde işlenmemiş bir film konusuna verilen yazınsal biçim. bir film tamamlandıktan sonra, bu filmin konusundan çıkarılan ve çeşitli amaçlarla kullanılan yazınsal biçimi. Kat. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Konu. Bina katı. Yalan. Anlatı. Martaval. Kıtır.

 

Anecdote : Hikaye. Anekdot. Kısa bir öykü ya da anlatı. Menkıbe. Kısa öykü. Fıkra. Öykücük. Eğitimsel ve öğretimsel amaçlarla, ilginç tarihsel kişi, olay ve çağlardan söz eden küçük öykü türü. bk. öykünce, örnek, öykü, gerçekçi masal, saga.

Novellas : Kısa nesir. Kısa masal. Kısa roman.

Maxim : Atasözü. Düstur. Gramer, tiyatro alanlarında kullanılır. Özdeyiş. Anonim özellik taşıyan, atalardan kaldığı kabul edilen ve toplumun yüzyıllar boyunca geçirdiği gözlem ve denemelerden, ortak düşünce, tutum ve davranışlarıyla dünya görüşünden oluşan, genel kural niteliğindeki kısa, özlü, kalıplaşmış söz: alet işler, el övünür. ak akça kara gün içindir. çalma elin kapısını, çalarlar kapını. ağlamayan çocuğa meme vermezler. keskin sirke küpüne zarar. çobansız koyunu kurt kapar. taşıma su ile değirmen dönmez. güvenme varlığa düşersin darlığa. bakarsan bağ, bakmazsan dağ vb. Şiar. Özlü söz. İlke. Kural.

Tales : Dedikodu. İlave olunan jüri üyelerinin listesi. Efsane. Masallar. Rivayet. Hikaye. İlave olunan juri üyelerinin davet listesi. Masal. Yalan.

Contes : Conte.

Apologues : Ahlak dersi içeren hikaye. Ahlaki hikaye. Ahlaki öykü.

Pointers : Anlamlı söz. Büyükayının iki büyük işaret yıldızı. Av köpeği. İma. İşaretçi. Gösterge. Zağar. İbre. İşaretçiler.

Allusions : Gönderme. İma. Anıştırma. İmleme. Laf çaktırma. Zikir. Bahis. Dokundurma. Taş.

Figure of speech : Eğretileme. Mecaz. Lafın gelişi. Mecazen. Kelimelerin alışılmadık anlamda veya mecazi anlamda kullanıldığı ifade. Değişmece. Söz sanatı. İstiare.

Parable synonyms : aesop's fables, allegories, conte, proverbing, parables, redes, novelle, allegory, tropes, vignette, insinuation, short story, tale, adage, innuendo, similitude, fables, fable, proverb, pointer, apologue, vignettes, vignetted, trope, metonymy, allusion, adages, anecdotes, insinuations, rede, figures of speech, novella.

Parable ingilizce tanımı, definition of Parable

Parable kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, the parables of Christ. A similitude. Procurable. To represent by parable. Specifically, a short fictitious narrative of something which might really occur in life or nature, by means of which a moral is drawn. A comparison.