Passing on türkçesi Passing on nedir

Passing on ile ilgili cümleler

English: You are trespassing on private property.
Turkish: Özel mülkiyete izinsiz giriyorsunuz.

Passing on ingilizcede ne demek, Passing on nerede nasıl kullanılır?

Passing : Geçen. İlerleyen. Geçici. Geçiş. Kısa süren. Cep. Göçme. Vefat. Ölme. Ölüm.

On : Hazır. Yanmak. Üzerinde. Makbul. Yönünde. Açık. İle. E doğru. Giyilmiş. Civarında.

Passing an examination : Sınavı geçmek.

Passing away : İrtihal. Ölüm.

Passing beam : Yakın ışıtacı. Aracın önünde yolun yakın bir bölümünü aydınlatan aşağıya eğik ışıtaç.

Passing by : Geçmek. Yanından geçmek. Geçip gitmek. Olarak tanınmak. Aldırmamak. Göz yummak.

İngilizce Passing on Türkçe anlamı, Passing on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Passing on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cross : Borudan iki yana kol almakta kullanılan bağlantı parçası. Çapraz. Öbür tarafına geçmek. Yüksek organizmalarda, genetik olarak farklı dişi ve erkek bireyler arasındaki çiftleşme. mikroorganizmalarda genetik çaprazlama farklı eşey tiplerinin konjugasyonu ile yapılan, virüslerde ev sahibi hücrelerin farklı genotipteki viral parçalar ile enfekte olmasını gerektiren genetik madde değişimi. Karşıya geçmek. Dargın. Çaprazlama. Hilekar. Haç. Çarmıh.

 

Be mentioned : Sözü geçmek. Konusu geçmek. Söz edilmek. Konuşulmak. Anılmak. Konu olmak. Sözedilmek. Bahsedilmek. Değinilmek.

Carrying over : Borsada bir alışverişin gününü uzatma. borsada bir alışverişin gününü uzatmak için ödenen para. Nakletmek (hesap). Nakli yekun. Röpor. Uzatma. Gelmek. Ertelemek. Nakliyekün.

Deal a blow : Bir kimseyi veya bir şeyi vurmak. Darbe indirmek.

Alienates : Soğutmak. Yabancılaştırmak. Yabancılaşmak. Temlik etmek. Devir ve ferağ etmek. Aralarını açmak. Uzaklaştırmak. Ferağ ve temlik etmek.

Carry over : Geri çekme. Ayırma. Taşınma. Taşımak. Aktarmak. Nakli yekun. Nakletmek. Nakletmek (hesap). Ertelemek. Tehir etmek.

Assign : Hamletmek. Tahsis etmek. Bağlamak. Göreve seçmek. Vermek. Atamak. Pay olarak vermek. Havale etmek. Bir işe koymak.

Conduct : Davranış. Yol göstermek. Sesi iletmek. Davranım. Sevk ve idare etmek. Kılavuzluk etmek. Kişinin özellikle ahlak bakımından gösterdiği davranım. bir kimsenin içinde bulunduğu toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar dolayısıyle geliştirdiği ve onu aynı durumdaki kimselere yaklaştıran davranımların tümüne verilen ad. 3-bir kimse ya da bir olay karşısında alınan durum. Yöneltmek. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Yönetmek.

Cedes : Vermek. Feragat etmek. Terk etmek. Fariğ olmak. Bırakmak. Teslim etmek. Terketmek. Vazgeçmek. Göçermek.

Coming through : Atlatmak. İyileşmek. Üstesinden gelmek. Başarmak. Sonuca ulaşmak.

Passing on synonyms : attends, abates, bettering, communicate, be valid, carrying forward, conducts, continues, carry on, blow over, carry on with, bash, continue, drawler, better, carried, carries, best, cede, communicates, carry, communicated, bashes, draw, beat, attorning, bests, be transmitted, crossest, be current, abalienate, ceding, abate.