Paying türkçesi Paying nedir

Paying ile ilgili cümleler

English: A check is a method of paying money to somebody.
Turkish: Çek birine para ödeme yöntemidir.

English: Ali doesn't deserve the salary we're paying him.
Turkish: Ali ona ödediğimiz maaşı hak etmiyor.

English: Ali doesn't seem to be paying attention.
Turkish: Ali dikkat ediyor gibi görünmüyor.

English: Ali and Mary were paying each other out at the party last night.
Turkish: Ali ve Meryem dün geceki partide birbirlerine takılıp duruyorlardı.

English: Ali and Mary aren't paying attention.
Turkish: Ali ve Mary ilgilenmiyor.

Paying ingilizcede ne demek, Paying nerede nasıl kullanılır?

Paying agent : Tahvillerin faiz ve ana para ödemelerini yapan finansal kurumlar. Ödeme acentesi. Ödeme şubesi. Ödeme yeri. Ödeme kurumu. Tediye şubesi. Ödeme kuruluşu.

Paying attention : İlgilenme.

Paying bank : Ödemeyi yapacak banka. Ödeme bankası. Ödeyen banka. Ödeme yapan banka. Aracı banka.

Paying guest : Pansiyoner.

Paying in slip : Ödeme makbuzu. Tediye makbuzu.

I am paying for everyone : Herkes için ben ödüyorum.

Paying no attention : Hiçe sayma.

Dividend paying company : Temettü dağıtan şirket.

Without paying attention : Kaale almadan. Dikkate almadan. Dikkat etmeden. Dikkatlice düşünmeden. Dikkat etmeksizin.

 

Paying terms : Ödeme koşulları. Konut edinmek amacıyla bir konut bankasından ödünç almış olan kimsenin, aldığı parayı ne denli uzun bir süre içinde ve ne ölçüde artırarak geri vereceğini belirten koşullar.

İngilizce Paying Türkçe anlamı, Paying eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Paying ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Liquidate : Başından savmak. Sıvılaştırmak. Kapatmak. Kapatmak (bir ticaret kuruluşunu). Likide etmek. Paraya çevirmek. Kesin sayışım. sayışımın arıtımı. Tasfiye etmek. Ödeyip kapatmak (borcu).

Remuneration : Yevmiye. Mükafatlandırma. Bedel. İstihkak. Ödül. Ücretler. Karşılık. Mükafat.

Money : Sikke. Para. Tıkır (argo sözcük). Eşyanın değerini ölçmek üzere değişim aracı olarak kullanılmakta olan satağa çıkarılan kağıt ya da madensel değişim aracı. değer ve eder ölçüsü birimi. Arpa. Servet. Para kırmak. Durağan olan, olmayan eşya değerini ölçen değişim aracı. eskiden gümüş paraya verilen ad. Akçe.

Expediential : Yarar veya amaca erişmek için çareye başvurarak. Yapmaya değer. Yararlı. Uğraşmaya değer. Zahmete değer. Avantajlı. Faydalı.

Bankable : Güvenilir. Sağlam. Bankaca kabul edilir. Bankaca geçerli. Bankaca muteber. Kar getiren. Kar ve başarı getireceği garantili.

Remunerative : Bol paralı. Verimli. Paralı (iş). İyi para getiren. Ödüllendirici. İkramiyeli. Yararlı.

Hires : Kiralık. Ücretle tutmak. Tutmak. Kira ile tutmak. Kira. Ücretle çalıştırmak. İstihdam etmek. (ücret vererek) tutmak. Kiralamak.

 

Discharge : Atmak. Boşaltım. Ateşlemek. İşten kovmak. Taburcu etmek (hastayı). Akmak. Aklama alacaklının alacak hakkından vazgeçmesi sonucu borçlunun borcundan kurtulması. tır karnesi himayesindeki eşyanın varış gümrüğüne gelmesi ve gümrük denetimindeki bir yere boşaltılmasıyla ilgili işlemler. İşten çıkarma. Akıtmak.

Juiciest : Meraklı. Sulu. Özlü. Ağız sulandırıcı. Cazip. Çekici. Cıvık. İlginç.

Payor : Ödeyecek olan.

Paying synonyms : compensable, fattest, emolument, inpayment, worker, heeled, monied, payment, productive, clearance, earnings, earning, advantageous, commercial, waged, conciliation, gainful, honorarium, lucrative, stipend, workman, of avail, feeing, salary earner, disburser, payable, clearances, richest, disbursal, wageworker, wage, coin operated, moneyed.

Paying zıt anlamlı kelimeler, Paying kelime anlamı

Unprofitable : Verimsiz. Karsız. Yararsız. Kazançsız.

Unpaid : Ücretsiz. Verginsiz. Pulsuz. Maaşını almamış. Ücreti ödenmemiş. Karşılıksız. Alacaklı. Fahri. Ödenmemiş.