Peaks türkçesi Peaks nedir
Peaks ile ilgili cümleler
English: "Wouldn't you like to learn a foreign language?" — "Who cares? These days, everyone speaks English anyway!"
Turkish: “Yabancı bir dil öğrenmek istemez misin?” — “Boş versene. Bugünlerde nasıl olsa herkes İngilizce konuşuyor!”
English: A friend of mine is looking for someone who speaks French.
Turkish: Bir arkadaşım Fransızca konuşan birini arıyor.
English: Ali also speaks a little French.
Turkish: Ali ayrıca biraz Fransızca konuşur.
English: A shameless liar speaks smilingly.
Turkish: Utanmaz bir yalancı gülümseyerek konuşur.
English: Ali almost never speaks French.
Turkish: Ali hemen hemen hiç Fransızca konuşmaz.
Peaks ingilizcede ne demek, Peaks nerede nasıl kullanılır?
Noise peaks : Gürültü dorukları.
Bespeaks : Rica etmek. Hitap etmek. Göstergesi olmak. Tutmak. Bir şeye delalet etmek. Ismarlamak. Sipariş vermek. Ayırtmak. Konuşmak. İstemek.
Forepeaks : Gemi dip tank. Geminin ön bölümü.
Newspeaks : Kamuoyunu yanıltmaya yönelik haber. Uydurma haber. Aldatıcı dil.
Speaks : Göstermek (özellik). Söz söylemek. Konuşmak. Konuşma yapmak. Söylemek. Haberleşmek. Ses çıkarmak.
Peak factor : Doruk katsayısı. Tepe faktörü. Tepe katsayısı.
Peak concentration : Bir ilacın verilmesinden sonra o ilacın plazmadaki maksimum değere ulaşması. Doruk konsantrasyon.
Peak demand : Maksimum talep. Puant talep. Azami talep.
Who speaks english : Kim ingilizce konuşuyor.
Peak envelope power : Kiplenimin doruğundaki güç. Tepe zarf gücü. Zarfın tepe gücü.
İngilizce Peaks Türkçe anlamı, Peaks eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Peaks ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Meridian : Dorukta olan. Eşlek çemberini dikey olarak kesen iki eksenucu noktasını birleştiren yarım çember yaylarından her biri. Öğlen. Meridyen. Öğle vakti olan. Öğlen çemberi. Coğrafya, fizik, uzay, madencilik alanlarında kullanılır. Bir gözlemcinin başucundan, göğün güney ve kuzey kutuplarından geçen düzlem.
Lower limit : Aşağı sınır. Alt limit. Alt sınır. Altlimit. Minimum limit.
Apogee : En uzak aşama. Füze yörüngesinin en yüksek noktası. Apoje. Uydu yörüngesinin dünyaya olan en uzak mesafesi. En yüksek aşama. Yer çevresinde dolanan bir uydunun yörüngesi üzerinde yer'e en uzak nokta. Yeröte. Ayın yörüngesinin yeryüzünden en uzak noktası.
Acme : Akme. Kriz. Buhran. En yüksek nokta. Hastalık krizi. Gdb.
Level : Eşit düzeye getirmek. Seviyeli. Mantıklı. Akılcı. Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, uzay, madencilik alanlarında kullanılır. Ölçülen bir niceliğin değişkene bağlı olarak değişiminde ulaştığı düzlük. Düzeç. Makul. Dengeli. Yerle bir etmek.
Tiptop : Birinci sınıf. En iyi. En yüksek derece. Mükemmel. En yüksek nokta. Dört başı mamur.
Stage : Etap. Görünçlük. Hazırlamak. Bir tiyatro yapısında oyun için ayrılmış olan bölüm. (bk. skene.). Menzil. Sahneye konmaya elverişli olmak. Sinema, televizyon, tiyatro, jeoloji alanlarında kullanılır. Bir ya da daha çok çekim içinde gerçekleştirilen, aynı kişileri aynı bezem içinde gösteren, çekim ile ayrım arasında yer alan film parçası (bazen çekim yerine de kullanılır). tv. bir televizyon oyununun, aynı kişileri aynı bezem içinde veren bölümü. sinema/tv. dış dünyanın film ya da televizyon oyununda yer alan herhangi bir görünüşü. işliğin, düzlüğün, üzerinde bezem kurulmuş, çalışma yapılan bölümü. Sahne yaşamı. Tiyatro sahnesi.
Pinnacle : Bina üzerindeki sivri tepeli kule. Çatı kuleciği. Pinakolo. Tepe nokta. En yüksek çekit. Cihannüma. Sivri tepeli kule.
Peak : Uç. Sivri. Zirve yapmak (fiyatlar). Sivri uç. Doruğa tırmanmak. Bir dalgalı akımda ulaşılan en yüksek değer. En yüksek çekit. En yüksek sınır. Zayıflamak.
Apexes : Şahika. Açı tepesi. Viraj ortası. Günerek. En üst nokta. Uç.
Peaks synonyms : acmes, limitation, crests, climaxed, brim, culmination, vertexes, apex, peak point, collis, corona, ben, brow, elevation, summit, climax, cusp, climaxing, visor, extremity, crest, visors, maximum, minimum, apical, bens, degree, brims, extremum, coronas, vertex, visoring, fells.
Peaks zıt anlamlı kelimeler, Peaks kelime anlamı
Minimum : En küçük miktar. Enküçük. Bilgisayar, bilişim, fizik, uzay alanlarında kullanılır. En az. Bir işlevin yakınlarında bulunan noktalara bakınca en düşük değerini aldığı nokta; işlevin beleninde türevi sıfır değer alır. Asgari. En düşük derece. Zamana bağlı olarak değişmekte olan bir niceliğin indiği en düşük değer. güneşte leke bolluğunun en az olduğu, bir değişen yıldızın en sönük bulunduğu zamanki değerler vb. En küçük. Belen.
Maximum : Bir işlevin belirli bir noktada, yakınlarına göre en büyük değerini aldığı nokta; işlevin dorukta türevi sıfır olur. En fazla. Maksimum. En büyük. En yüksek. En yüksek derece. Azami. Doruk. En çok. Verilen bir durum için elde edilebilecek en büyük değer.
Bottom out : İyice düşmek. Dibe vurmak. Azalmak. En düşük seviyeye ulaşmak. En aşağı düzeye indirmek. Üzülmek.
Peaks antonyms : fall.

Bu kısımda Peaks kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Peaks ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Peaks anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Peaks ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.