Persist türkçesi Persist nedir

Persist ile ilgili cümleler

English: Ali is persistent, isn't he?
Turkish: Ali ısrarlı, değil mi?

English: Ali is persistent.
Turkish: Ali ısrarcı.

English: Ali is very persistent, isn't he?
Turkish: Ali çok kalıcı, değil mi?

English: Ali is very persistent.
Turkish: Ali çok ısrarcı.

English: Ali lacks persistence.
Turkish: Ali sebattan yoksun.

Persist ingilizcede ne demek, Persist nerede nasıl kullanılır?

Persistance : İnatçı.

Persistance of vision : Görme sürerliği. Ağtabaka izlenimi. Gözün ağ katmanının bir görüntüyü, uyarının kesilmesinden 1/16 sn. sonrasına değin koruyabilmesi.

Persistant : İnatçı.

Persisted : Vazgeçmemek. Üzerine düşmek. İnat etmek. Sürmek. Devam etmek. Üstelemek. Sürdürmek. Israr etmek. Devam etmek kalmak. Sebat etmek.

Persistence : Kararlılık. Israr etme. İz bırakma. Süreklilik. Sürüp gitme. Israr. İnatçılık. Süreğenlik. Devam etme. Devamlılık.

Persistence and stationarity : Süreğenlik ve durağanlık.

Persistent hyperplastic tunica vasculosa lentis : Kalıcı hiperplastik tunika vasküloza lentis. Lensin ön kısmında paralel çizgiler durumunda görülen dogmasal anomali, persiste hiperplastik tunikavasküloza lentis.

 

Persistent arteria hyolidea : Kalıcı arterya hiyolidea. Gözde, arterya hyolideanın doğumdan sonra atrofi olmayarak optik diskin anteriyorunda kırmızı veya beyaz bir spot görünümünde ve vitreus içine doğru uzamış pozisyonda görülmesiyle ilgili anomali, persiste arterya hiyolida. Persiste arterya hiyolida. Kalıcı arterya hiyolida.

Persistent hyperplastic primary vitreous : Kalıcı hiperplastik birincil vitreus. Kalıcı hiperplastik birinci vitreus. Gözde, vitreusta atrofi, üreme ve arterya hyolida ile tunica vaskülozada atrofi oluşmamasıyla ilgili anomali, persiste hiperplastik primer vitreus. Persiste hiperplastik primer vitreus.

Persistency : Kalıcılık. İz bırakma. Laktasyonun maksimum döneminden sonraki süt verimindeki azalma hızını belirlemek için kullanılan, maksimum süt veriminin elde edildiği aydan itibaren belli bir aydaki süt veriminin bir önceki ayın süt verimine oranının yüzdesi şeklindeki oranların ortalaması. Israrcılık. Israr. Laktasyonun devamlılık indeksi. Kalma süresi.

İngilizce Persist Türkçe anlamı, Persist eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Persist ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ceases : Bitirmek. Sona ermek. Durdurmak. Son vermek. Kesmek. Bitmek. Vazgeçmek. Bırakmak. Kesilmek. Durmak.

Stick to : Sadık kalmak. Terketmemek. Yapışmak. Bir konuya yoğunlaşmak. Sıkı sıkıya sarılmak. -e yapışmak. Bağlı kalmak. Tutmak. Bırakmamak. Yerine getirmek.

Elongates : Uzamak. Bir nesneyi uzatmak. Gerip uzatmak. Çekip uzatmak. Uzatmak.

 

Devolves : Kötüye gitmek. Devretmek. Geçmek. Devrolmak. Bırakmak. Kötüleşmek. Dejenere olmak. İntikal etmek.

Burgeon : Tomurcuk. Gelişmeye başlamak. Filiz. Tomruk. Tomurcuklanmak. Filizlenmek. Filiz vermek.

Cossets : Şımartmak. Üzerine titremek. Üstüne titremek.

Dote on : Çok sevmek. Düşkün olmak. Gözü gibi bakmak. Üstüne titremek. Üzerine titremek. Çok düşkün olmak. Deli divane olmak. Bunamak. Tutkun olmak.

Be urgent about something : Israrcı olmak.

Crowds : Bıktırmak. Üşüşmek. Toplanmak. Doldurmak. Sıkıştırmak. Kitle.

Attended : Beraberinde getirmek. Dikkatini vermek. Katılmak. Kulak vermek. Eşlik etmek. Bakmak. Hizmet etmek. Dinlemek. Hazır bulunmak.

Persist synonyms : plug away, hang in, perseveres, dance attendance on, balks, apply, followed, ask for it, be, banishes, devolve, carry forward, stand pat, fall over, balked at, hold down, hold to, stick to it, baulks, carry on with, endure, spring on, hang on, baulking, reverberate, bring down, applies, abides, claims, bedaubing, badgers, keep on, balking.

Persist zıt anlamlı kelimeler, Persist kelime anlamı

Discontinue : Durmak. Vazgeçmek. Son vermek. Bırakmak. Durdurmak. Bitmek. Kullanımdan kalkmak. Sona ermek. Arkası kesilmek. Devam etmemek.

Persist ingilizce tanımı, definition of Persist

Persist kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To be fixed and unmoved. To continue steadfastly. To persevere. - - sometimes conveying an unfavorable notion, as of doggedness or obstinacy. To stay. To stand firm. Especially, to continue fixed in a course of conduct against opposing motives.