Persuasions türkçesi Persuasions nedir
Persuasions ingilizcede ne demek, Persuasions nerede nasıl kullanılır?
Power of persuasion of great marks : Büyük markaların inandırma gücü. Olumlu etkisi nedeniyle, halkın o marka ile satılan malların iyi kaliteli olduğuna inanması.
Female persuasion : Kadın milleti (kötü).
Gift of persuasion : İkna yeteneği.
Persuasion : Tür. İkna kabiliyeti. İkna. Kanaat. Kandırma. İtikat. İnanç. İnandırma. Kanı. Cins.
Persuasible : İkna edilebilir.
Persuasively : İkna edici şekilde.
Persuasiveness : İnandırıcılık. İkna edici olma. İkna edicilik. İkna yeteneği. İkna edebilme gücü.
Unpersuasive : İkna olmayan. İkna olmamış.
Persuasive : Güçlü. Kandırıcı. İnandırıcı. İkna edici.
Persuasive advertising : İkna edici reklam. Kanıtlayıcı reklam. Firmanın piyasa payını artırmak amacıyla kendi mallarını satın almaları için tüketicileri ikna etmeye yönelik yaptığı reklam. krş. bilgi verici reklam.
İngilizce Persuasions Türkçe anlamı, Persuasions eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Persuasions ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Beguilements : Cezp etme. Ayartma. Baştan çıkarma. Aldatma.
Line : Tenis, futbol, bilgisayar, bilişim, masa tenisi, sinema, televizyon, voleybol alanlarında kullanılır. Satır. Düzdizim çizgisi. Oyun alanını bölen, sınırlayan, belirleyen boyadan şerit. Oyun alanının sınırlarını belirten boyalı şerit. Tarayıcı elektron demetinin yatay tarama sırasında soldan sağa bir gidişinde oluşturduğu çizgi. İçini kaplamak. Askı halatı. Kaplamak. Özellikle pelajik balıkların avlanmasında kullanılan, yemli 2-7 iğneden oluşan olta takımı.
Proselytism : Dini yaymaya çalışma. Din propagandası yapma. Başkalarını kendi dinine çevirme. Başkalarını kendi dinine çevirmeye çalışma. Başkasını kendi dinine döndürmeye çalışma.
Inducement : Neden. Tahrik. Saik. Teşvik. Birini kandırmak için verilen şey. Rüşvet. Özendirme. Rüşvet verme. Yönlendirme.
Creed : İman. Amentü. İnanma. Birinin veya bir grubun felsefesini yansıtan ilkeler. Bir dinin temel ilkelerini içeren ifade. Öğreti. Mezhep.
Conscience : Vicdan. Ahlaki duygu. Bilinç. İnsaf. Vicdanlılık. Adalet hissi. Bulunç. Duyum, heyecan, düşünme ya da başka bir ruh etkinliğiyle nitelenen durum, ben'in kendi etkinlik ve duygulanmalarını sezebilmesi. geniş anlamda zihin. bir topluluktaki ruhsal etkinliğin ya da ruhsal durumların tümü.
Thought : Sanı. Düşünce. Görüş. Tefekkür. Az şey. Düşünüş. Düşünme. Olay, durum ve nesneler üzerinde çözümleyici ve bireştirici işlemlerde bulunmaya olanak sağlayan kavrama ve açıklama yetisi.
View : Manzara. Görünüm. Üzerinde düşünmek. Görüş. Görmek. Gözetim. Bireyin belli bir konudaki bakış açısı ve anlayış biçimi. Görünüş. Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Bakmak.
Convictions : Görüş. Suçlu bulma. İnanma. Mahkumiyet. Haklı olma.
Beguilement : Baştan çıkarma. Aldatma. Cezp etme. Ayartma.
Persuasions synonyms : political sympathies, preconceived opinion, preconceived idea, preconceived notion, sloganeering, faith, sentiment, prepossession, opinion, estimation, credence, genera, esteem, category, denominations, judgement, cajoleries, gendering, religious, dynes, theology, bell ringing, superstition, casts, eyes, eidos, modesties, genre, dodgery, description, religions, parti pris, assortment.
Persuasions zıt anlamlı kelimeler, Persuasions kelime anlamı
Dissuasion : İkna. Vazgeçirme. Kandırma. Caydırma.
Unbelief : İnançsızlık. İmansızlık.

Bu kısımda Persuasions kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Persuasions ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Persuasions anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Persuasions ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.