Pijama nedir, Pijama ne demek
Pijama; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.
- İki parçadan oluşan yatak giysisi

"Pijama" ile ilgili cümle
- "Üçü de pijamalarının üstünü masaya bırakarak aşağı koştular." - F. R. Atay
Pijama hakkında bilgiler
Pijama, hafif, genellikle iki parçadan oluşan ve yatmak için giyilen bir giysidir.
Pijama kelimesinin etimolojik kökeni Hintçeye dayanır. Hintçe Pajama kelimesinin esas anlamı, "Bacak Giysisi' olup, Güney ve Batı Asya'da, özellikle Hindistan'da erkekler tarafından giyilen, belden bir uçkurla bağlanan hafif kumaştan bir pantolon için kullanılır. Günümüzde pijama kelimesi genellikle gecelik eşanlamlısı olarak kullanılır.
İngiliz sömürgecileri bu pantolon türü ile Hindistan'da tanıştı. 17. yüzyıl'ın ortalarında, hem ismi hem de giysi olarak kısa süreliğine moda haline geldiği Avrupa'ya geldi. Ancak bu kısa akımdan sonra pijamalar tekrar unutuldu. Britanya İmparatorluğu'nun sömürgesi Hindistan'la ticaretin arttığı 1870 yılından sonra, pijama yeniden Avrupa'ya geldi. Hafif pijama pantolonları ile birlikte bu sefer iliklenebilen, gömleğe benzeyen bir üst giyilirdi. Birinci Dünya Savaşı'nın sonuna kadar pijama, o zamana kadar erkekler tarafından da kullanımı yaygın olan uzun geceliklerin yerini almayı başarmıştı. Pijama malzemesi olarak, Avrupa'nın sömürgelerinden temin ettiği rahat pamuk ve ipek kumaşlar kullanıldı.
20. yüzyılı 30'lu yıllarında, kadınların hafif bir tatil giysisi olarak plaj pijaması giymeleri moda oldu.
Pijama ile ilgili Cümleler
- Ali John'un pijamalarını giyiyordu.
- Pijamalarımla kahvaltı yaptım.
- Ali genellikle pijama giymez.
- Pijamanı giy.
- Ali kapıyı açtığında pijamasını giyiyordu.
- Pijamalarını giy.
- Ben flanel pijama giyerim.
- Pijamalı hasta yağız şoföre çabucak güvendi.
- Ali dişlerini fırçaladı ve pijamalarını giydi.
- Ali genellikle ipek pijama giyer.
- Pijamaları üstünde bir gazete okuyordu.
- Bu sabah ziyaret ettiğimde, Mustafa hâlâ pijamalarının içindeydi.
Pijama anlamı, tanımı:
Parça : Güzel, alımlı kız veya kadın. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Nesne. Pasaj. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Müzik eseri. Tane.
Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.
Yatak : Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar. Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılmış olan yer. Bir şeyin çok bulunduğu yer. Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb. Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça. Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi. Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek. Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra. Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer. Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını. Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılmış olan şilte. Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka. Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur.
Hafif : Önemli olmayan. Gücü az olan, belli belirsiz. Güç veya yorucu olmayan, kolay. Kalınlığı veya yoğunluğu az olan. Etkisi az olan, sert karşıtı. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa.
Genel : Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne).
Yatmak : Geceyi geçirmek üzere bir yerde kalmak. İşsiz kalmak, çalışmamak. Bir yere veya bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak. Bilerek yenilmek, şike yapmak. Bir düşünceyi veya bir öneriyi benimsemek, razı olmak. İşlemez, çalışmaz durumda kalmak. Belli bir süreyi cezaevinde geçirmek. Bir özellik kazanmak için bir şeyin içinde beklemek. Düz bir duruma gelmek, düzleşmek. Ölü gömülmüş olmak. Uyumak veya dinlenmek için yatağa girmek. Cinsel ilişkide bulunmak. Olumsuz veya başarısız bir sonuç almak. Heves etmek, eğilmek. Yatay veya yataya yakın bir duruma gelmek, eğilmek. Bulunmak, var olmak. Boş yere beklemek.
Kelime : Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük.
Etimolojik : Köken bilimsel.
Köken : Tulumbacı hortumlarının uç kısmındaki sarı maden sap. Bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer, menşe, orijin. Kavun, karpuz, kabak vb. bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları. Soy, asıl. Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, neden veya yer, menşe.
İki : Birden sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 2 ve II rakamlarının adı. Birden bir artık.
Diğer dillerde Pijama anlamı nedir?
İngilizce'de Pijama ne demek? : [pijama (m) ] n. pyjamas, garments worn while sleeping, bedclothes
n. pajamas, pyjamas, bedclothes
n. (old spell.>piama) pyjamas, pajamas, slumber suit, night suit
Fransızca'da Pijama : pyjama [le]
Almanca'da Pijama : n. Pyjama, Schlafanzug
Rusça'da Pijama : n. пижама (F)

Bu kısımda Pijama nedir? Pijama ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Pijama tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Pijama hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.