Plainer türkçesi Plainer nedir

Plainer ingilizcede ne demek, Plainer nerede nasıl kullanılır?

Complainer : Şikayet eden kimse. Şikayetçi. Sızlanan. Hoşnutsuz.

Complainers : Sızlanan. Şikayetçi. Hoşnutsuz. Şikayet eden kimse.

Explainer : Anlatan. İzahat veren. İzah eden. Beyan eden. Tasrih eden. Tenvir eden. Tarif eden. Aydınlatan. Açıklamada bulunan. Açıklayan.

Explainers : Beyan eden. Açıklayan. Tasrih eden. Aydınlatan. İzah eden. Tarif eden. Tenvir eden. İzahat veren. Anlatan. Açıklayan kimse veya şey.

Plainest : Süssüz. Sadelik. Çirkin. Açıklık. Dürüst. Ova. Düz. Desensiz. Su katılmamış. Açık.

Explained variation : Açıklanmış sapma. İzah edilmiş değişme. Açıklanmış değişme. Açıklanabilen değişme. Açıklanan değişim. İki değişkene ilişkin gözlemlerin birlikte dağılımını veren bir serpilmede gözlem noktalarının en uygun doğru ya da eğri üzerindeki kuramsal karşılıklarının ortalamadan gösterdikleri sapmaların toplamı ya da bağımlı değişkende bağımsız değişkene bağlanabilecek değişkenlik, bk. bağıntı çözümlemesi, en uygun çizgi.

Explained variable : Bağımlı değişken. Ekonomi, iktisat alanlarında kullanılır. Açıklanan değişken. Fonksiyonel bir ilişkide değeri, bağımsız değişken veya değişkenlerin alacağı değere bağlı olarak belirlenen, yani etkilenen değişken. krş. bağımsız değişken.

 

Explained : İzah etmek. Açıklanan. Anlatmak. Açıklamak. Açıklanmış. Hesap vermek. Açıklama yapmak.

Unexplained variation : Açıklanmamış sapma. İki değişkene ilişkin gözlemlerin birlikte dağılımını veren bir serpilmede gözlem noktalarının en uygun doğru ya da eğri üzerindeki kuramsal karşılıklarına göre yaptıkları sapmaların toplamı ya da bağımlı değişkende bağımsız değişkene bağlanamayacak olan değişkenlik, bk. bağıntı çözümlemesi, en uygun çizgi. Açıklanmamış değişim. Açıklanamayan değişme.

Unexplained : Açıklanmamış. Anlaşılmamış. Açıklamasız.

İngilizce Plainer Türkçe anlamı, Plainer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Plainer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Grandmaster : Satranç üstadı. Satranç ustası. Satranç oyununda son derece yetenekli olan kimse.

Flagitious : Çok çirkin. Berbat. Alçakça. Rezil. Habis. Ağır suç türünden. Alçak.

Frumpier : Kötü giyimli (kadın hakkında). Kılıksız. Demode giyimli.

Card player : Kağıt oyuncusu. Poker oyuncusu. Kumarbaz. Kart oyunu oynayan kimse.

Fouler : Kokuşmuş. Bindirmek (gemi). Kirletmek. Ağır. Karışmış. Hilekar. Kaba. Kirlenmek. Dolaşık. Faul.

Compendious : Az ve öz. Öz. Kısa. Az ama öz. Muhtasar. Özlü. Özet halinde.

Ballplayer : Top oynayan kimse. Beyzbol oynayan kimse. Topçu.

Conservative : Eski kafalı (argo terim). İhtiyat. Korunumlu. Mantıklı. Önlemli. Dikkatli. Muhafazakar parti üyesi. Tutucu kimse. Konservatif.

 

Beastly : Hayvanca. Kaba. Sevimsiz. Berbat. Beğenilmeyen. İstenilmeyen. Hayvan gibi. Kötü. Rezil.

Seed : Habbe. Atmık. Canlıların üremesi sonucu ortaya çıkan yeni birey veya bireylerin bütünü, nesil, jenerasyon. Köken. Sperm. Çekirdeğini çıkarmak. Evlat. Tohum vermek. Tohum ekmek.

Plainer synonyms : major planet, billiard player, outer planet, mvp, linksman, seeded player, golf player, terrestrial planet, lacrosse player, gas giant, jovian planet, ice hockey player, hockey player, baseball player, inferior planet, pool player, most valuable player, evenhanded, flagrant, flat, aboveboard, levigate, intelligible, artless, simple, dove like, frumpy, dusty, transparent, biosphere, chaster, downright, jollier.

Plainer zıt anlamlı kelimeler, Plainer kelime anlamı

Unintended : Kasıtsız. İstemeden yapılan.

Unplanned : Plansız. Planlanmamış. Hesapsız.

Unpremeditated : Önceden planlanmamış. Önceden tasarlanmamış. Kasıtsız.

Plainer antonyms : unobvious.