Pluses türkçesi Pluses nedir
Pluses ingilizcede ne demek, Pluses nerede nasıl kullanılır?
Nonpluses : Elini ayağını dolaştımak. Şaşkınlık uyandırmak. Hayret. Şaşkınlık. Şaşırtmak. Hayrete düşürmek. Hayret uyandırmak. Hayret ettirmek.
Surpluses : Fazla. Artan. Fazlalık. Sermaye fazlası.
Be nonplused : Apışıp kalmak. Hayret etmek. Şaşıp kalmak.
Nonplused : Ne yapacağını bilemeyen. Şaşırtmak. Eli ayağına dolaşmış. Şaşırmış. Hayretler içinde. Ne yapacağını şaşırmış. Apışıp kalmış. Şaşkına dönmüş. Hayrete düşürmek. Şaşkın.
Plus dioptre : Asıl merceğin odak uzunluğunu değiştirmek amacıyla bunlara takılan; pozitif ek mercek, negatif ek mercek olarak iki çeşidi bulunan mercek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ek mercek.
Plus value extra : Bir malın üretimi için toplumsal olarak gerekli zamanı kısaltan bir yöntem değişikliğinin, bu yöntemi uygulamaya koyan kapitaliste bireysel olarak sağladığı ek kazanç. Ek artı değer.
Alpha plus : Mükemmel. Çok iyi.
Trend plus noise model : Eğilim artı rastsal model.
Ne plus ultra : Üstünlükte son nokta. (latince) mükemmeliyet. Daha ilerisi olmaz. Kusursuzluk. En yüksek üstünlük seviyesi. Eksikliği veya kusuru olmama durumu veya niteliği. En yüksek mükemmeliyet standardına erişen bir şey. Mükemmeliyet. Son derecesi.
Plus sign : Artı işareti. Toplama işareti. Artı imi. Artı. Artı işareti +.
İngilizce Pluses Türkçe anlamı, Pluses eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Pluses ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Hold : Düzenlemek. Gemi ambarı. Tutuklu olarak tutmak. (elinde) (bir şey) tutmak. Kavramak. Devam etmek. (uçak veya kap) (yolcu veya su vb) taşımak. Gözaltına almak. Muhafaza etmek. Kaldırmak.
Rest period : Okulda öğretmen ve öğrencilerin ders aralarında dinlenmeleri için ayrılan zaman. Dinlenme.
Delay : Geç kalmak. Rötar. Oyalamak. Bekletme, bir durumun çözümünü bile bile uzatma, geciktirme. seyircinin ilgisini uyanık tutmak için geriye atma. Tecimsel belgitlerin sayışımlarındaki paraların ödenmeleri için saptanan gün. bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için gösterilen süre. Savsaklamak. Ses sinyalini kopyalayarak belli zaman aralıklarıyla belirlenen sayıda tekrarlayarak yapay yankı hissi veren efekt ve bunu sağlayan cihaz. Askıda bırakmak. Gecikmek. Süre.
Interval : Zaman aralığı. Zaman. Sıklık. Mesafe. Uzaklık. Aralık. Ara. Süre. Perde arası. Müddet.
Excesses : Fazla olan kısım. Abartı. Taşkınlık. Aşırıya kaçma. İfrat. Aşırılık. İlave. Tecavüz. Fazla.
More : Daha çok. -den daha. Daha. Daha fazla. Ayrıntılar. -den daha çok. Fazla şey. Ziyade. Takriben.
Postponement : Geciktirme. Yargılamanın geriye bırakılması. Tecil. Tehir. Geri kalma. Ödemeyi geciktirme. Ödenmesi gerekli olan bir borcun, bir belgite ilişkin ödeme işleminin geciktirilmesi, ileride belirli bir güne bırakılması. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Talik. Erteleme.
Interruption : Yarıda kesme. Durdurma. Durgu. Fasıla. Kesilme. Kesinti. Kesiklik. Sözünü kesme. Ara.
Dead air : Yayın sırasında sesin kesilmesi.
Time out : Ara. Zaman dışı. Zaman aşımı. Taym aut. Takımın isteğiyle hakemin verdiği dinleme süresi. Masa tenisi, basketbol, voleybol alanlarında kullanılır. Üçüncü dönemle dördüncü dönem arasındaki dinlenme süresine verilen ad. Birinin çıkış veya gidiş veya ayrılış saatini kaydetmek. Oyun dışı zaman. Oyunda kısa ara.
Pluses synonyms : hem and haw, scruple, margin, margining, suspension, break, lapse, time interval, fulsomeness, margins, wait, excessiveness, increment, incrementing, positive, plus sign, plus, excrescence, extravagantness, letup, interloper, excrescences, excess, intermission, time lag, lull, rest, exorbitance, hesitate, relief, de trop, respite, positives.
Pluses zıt anlamlı kelimeler, Pluses kelime anlamı
Activity : Etki. Kimyasal gerilimi logaritmik olarak veren nicelik. Eyleyim. Kuvvet. Etkinlik. Eylem. Çocukların, kendi amaç ve gereksinmelerine uygun geldiği için isteyerek katıldıkları herhangi bir öğrenme durumu. İş. Bir ışımetkin çekirdeğin içinde oluşan çekirdeksel bozunumların birim zamana düşen sayısı, bk. ışımetkinlik. Hareket halinde olma.
Poor : Fakir. Sağlıksız. Bayağı. Az. Düşkün. Naçizane. Zayıf (az). Perişan. Düşük kaliteli. Çorak.

Bu kısımda Pluses kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Pluses ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Pluses anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Pluses ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.