Pnömokonyozis nedir, Pnömokonyozis ne demek

Pnömokonyozis; Veteriner alanında kullanılan bir terimdir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

İnorganik tozların hücreler arası aralıktan akciğer intersitisyumuna geçmesi ve bu maddelerin akciğerlerde tutulup birikmesi sonucu akciğerlerde hücreler arası bağ doku artışıyla belirgin hastalık.

Pnömokonyozis kısaca anlamı, tanımı

Hücreler arası aralık : Bir dokudaki hücreler arasında bulunan dar ya da geniş aralıklar. İntersellüler açıklık

Hücreler arası : Dokularda hücrelerin arasında yer alan, gözeler arası.

İnorganik : Cansız olan. Organik olmayan, anorganik. Organlardaki bozukluktan ileri gelmeyen hastalık. Hücrelerin cansız bölümleri.

Belirgin : Belirmiş durumda olan, göze çarpan, besbelli, açık, bariz, sarih. Açık bir biçimde.

Bağ doku : Hücre sayısı az, hücre arası maddesi çok ve genellikle diğer dokuları birbirine bağlayarak destek görevi yapan doku.

Hastalık : Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk.

Aralıkta : Öbür şeyler arasında, bu arada.

Birikme : Birikmek işi.

Hastalı : Hastalıklı.

 

Akciğer : Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.

Tutulu : Tutulmuş. Tutu olarak alınmış, ipotekli.

Aralık : Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.

Sonucu : Sonunda, sonra. Netice, nihayet, en son, âkıbet, en sonra, sonunda.

Tozla : Kısır koyun. Rüzgârların kurak bölgelerden az çok yağışlı bölgelere taşıyıp, yığdıkları, katmanlaşmamış, ince öğelerden oluşan, kalın ve bitek topraklar. Karaların iç bölgelerindeki üstlerini otlar bürümüş bozkırlarda, yelin savurduğu ve kalın yığınlar biçiminde biriktirdiği ince tozlar bölgesi.

Aralı : Uzak: Bu iki taş birbirine çok aralı. Aralıklı, uzak. Uzak.

Birik : İki tekerlekli araba. Arı. Eş, benzer. Örümcek ağı. Çocukların koşarak oynadıkları bir oyun.

İnter : Ara, arasında.

Madde : Duyularla algılanabilen nesne. Bir cismi oluşturan öge, öz. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Para, mal vb. ile ilgili şey. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Molekül.

 

Geçme : Geçmek işi, mürur. Çakılmış, yapıştırılmış veya lehimlenmiş olmayıp gereğinde sökülebilecek biçimde parçaları birbirine takılıp kenetlenmiş olan. Birbirinin içine geçirilerek tutturulan iki şeyden birinde bulunan çıkıntılı parça.

Artış : Artma işi, artım.

Diğer dillerde Pnömokonyozis anlamı nedir?

İngilizce'de Pnömokonyozis ne demek ? : pneumoconiosis