Pock türkçesi Pock nedir

Pock ile ilgili cümleler

English: "How did you fit a briefcase into your pocket?!" the woman asked, stunned.
Turkish: Şaşırmış bir şekilde "Nasıl olur da cebinin içine çantayı sığdırdın?!" diye sordu kadın.

English: A coin dropped out of his pocket.
Turkish: Onun cebinden madeni para düştü.

English: A woman picked my pocket in the crowd.
Turkish: Bir kadın, kalabalıkta cebimi soydu.

English: A pencil is sticking out of your pocket.
Turkish: Cebinden bir kalem sarkıyor.

English: A boy was walking with his hands in his pockets.
Turkish: Bir çocuk elleri ceplerinde yürüyordu.

Pock ingilizcede ne demek, Pock nerede nasıl kullanılır?

Pocked : Çiçekbozuğu. Yüzeyi çukurlarla kaplı. Çopur. Yüzeyi kabarcıklı. Çukurlarla dolu. Kabarcıklı.

Pocket : Kesim. Kese. Cebe indirmek. Duy. Veto etmek. Sineye çekmek. Hazmetmek (hakaret). Cebe atmak. Gizlemek.

Pocket battleship : Cep zırhlısı. Cep kruvazörü.

Pocket book : Cüzdan. Cep defteri. Cep kitabı. El çantası (amerikan ingilizcesi).

Pocket calculator : Cep hesap makinası. Cep hesap makinesi. Küçük hesap makinesi.

Pocket knife : Cep bıçağı. Çakı.

 

Pocket computer : Cep bilgisayarı.

Pocket of magma : Taşyuvarda oluşmuş, bütün dış püskürmeleri besleyen kapalı ve sınırlı magma kütlesi. Magma ocağı.

Pocket guide : Cep kılavuzu.

Pocket receiver : Cep televizyonu. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Boyu genellikle 7,5 cm olan, cepte taşınabilecek boyda almaç.

İngilizce Pock Türkçe anlamı, Pock eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pock ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Score : Durum. Ağır eleştirmek. Puan almak. Sayılar. Puan. Tenis, futbol, eğitim, masa tenisi, basketbol alanlarında kullanılır. İşaretlemek. Çizgi çekmek. Şanslı olmak. Hesabını tutmak.

Mark : Markos. Bir işletmenin yaptığı malları ya da ürettiği ürünleri, başkalarının mallarından ayırmak amacıyla malın ya da sarmalacın üzerine konulan özel im. İmlemek. Alman parası. İşaret etmek. Göstermek. İşaret koymak. Satağa gönderilen malların sarmalaçlarına konulan belit. resim ya da harfle yapılan işaret. bilet ya da para yerine kullanılan maden ya da başka bir özdekten yapılı gereç. Damga vurmak. Malların üzerine marka koymak ya da vurmak.

Bubble : Domur. Bir iktisadi varlığın cari fiyatının, gelecekte yükseleceği beklentisiyle olması gereken düzeyin çok üzerine çıkması durumu. krş. istikrar bozucu spekülasyon. Köpürmek. Fokurdamak. Kaynamak. İktisat, kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Kabarcıklar yapmak. Kabarcıklar çıkarmak. Köpük.

Pimpling : Fiske. Sivilce. Sivilcelenmek.

Pimple : Sivilcelenmek. Fiske. Sivilce.

Blemish : Damga. Güzelliğini bozmak. Özür. Çirkinleştirmek. Lekelemek. Şaibe. Hata. Leke. Karalamak. Bozmak.

 

Scar : Yer. Kusur. Sıyırmak. Yara izi. İz bırakmak. Skar. Çizmek. Geçmişin izi. Dev kaya. Yalçın kaya.

Pustules : İrinli kesecik. Çıban. Sivilce. Kabartı.

Disfigure : Şeklini bozmak. Şekilsizlik. Güzelliğini bozmak. Çirkinlik. Biçimsizleştirmek. Çirkinleştirmek. Biçimini bozmak.

Pock synonyms : variola major, pocks, blowhole, pockmark, ampulla, nock, cicatrize, pit, cavitations, blisters, papule, pitted, papilla, smallpox, variole, cavitation, pimples, pockmarks, pockmarked, pustule, cicatrise, blister, bulla, bleb, variola, deface, papillae, incise, papula.

Pock ingilizce tanımı, definition of Pock

Pock kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A pustule raised on the surface of the body in variolous and vaccine diseases.