Poultry türkçesi Poultry nedir

  • Kanatlı hayvanlar.
  • Topluluk.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Eti veya yumurtası için yetiştirilen tavuk veya evcil kuşlar.
  • Kanatlı kümes hayvanları.
  • Kümes hayvanları.
  • Kümes hayvanlarının eti.

Poultry ile ilgili cümleler

English: I don't eat poultry.
Turkish: Ben kümes hayvanları yemem.

English: I don't eat meat, shellfish, poultry or gravy.
Turkish: Ben et, kabuklu deniz ürünleri, kümes hayvanları ya da et suyu yemem.

English: He sent me a letter to the effect that his poultry farm would go bankrupt sooner or later.
Turkish: Bana tavuk çiftliğinin er yada geç iflas edeceğini bildiren bir mektup gönderdi.

Poultry ingilizcede ne demek, Poultry nerede nasıl kullanılır?

Poultry body louse : Tavuk, hindi, sülün ve güvercinlerin derisi üzerinde yaşayan, ülkemizde en yaygın ısırıcı bit. Tavuk vücut biti.

Poultry by product : Kümes kanatlıları yan ürünleri. Mezbahada kesilen tavukların baş, ayak, iç organlar, kan ve tüy gibi artıkların rendering ile işlenmesinden elde edilen protein bakımından zengin yem maddesi. Kanatlı mezbaha yan ürünleri. Yabancı maddeler içermeyen, baş, ayak ve dışkı muhtevası olmayan iç organlar gibi temiz renderinge tabi tutulmayan kısımlarından oluşması gereken yan ürün.

Poultry by product meal : Kesilmiş olan kümes kanatlılarının karkaslarının tüy hariç baş, ayak, gelişmemiş yumurtalar ve bağırsaklar gibi temiz kısımlarının kuru veya yaş renderinge tabi tutulup kurutularak öğütülmesiyle elde edilen, içerdiği kül en çok % 16 ve asitte çözünmeyen kül de en çok % 4 olması gereken bir yan ürün. Mezbahada kanatlı artıklarından tüy, baş, ayak ve iç organlarının toplanarak basınç altında pişirilmesiyle elde dilen ve yemlere protein kaynağı olarak katılan ürün. Tavuk unu. Kümes kanatlıları yan ürünleri unu.

 

Poultry carcass : Kanatlı karkası. Tekniğine uygun olarak kesilmiş, kanı akıtılmış, tüyleri yolunmuş, içi boşaltılıp baş ve ayakları kesilmiş, yıkama ve soğutma işlemi görmüş, suyu sızdırılmış bütün durumdaki kasaplık kanatlı hayvan gövdesi.

Poultry dry remainder : Kanatlı kuru artığı. Büyük çoğunluğu ticari tavukçuluk dışkısından oluşan; en çok % 15 su, en az % 11 ham protein, en çok % 15 ham selüloz, % 30 kül ve % 1 tavuk tüyü içerecek biçimde yapay olarak kurutulmuş bulunan işlenmiş bir kümes artığı.

Poultry hydrolisable by product : Baş, ayak, gelişmemiş yumurtalar, bağırsaklar, tüyler ve kan dahil, temiz ve bozulmamış bütün tavuk kesimhane yan ürünlerinin işlenmesiyle elde edilen, asitle muamele edilmiş ise, işlemden sonra nötralize edilmesi gereken bir ürün. Hidrolize kümes kanatlısı yan ürünü.

Poultry mite : Kanatlı akarı. Kuşlarda ve kimi memelilerde ektoparazit olarak yaşayan, hayvanların yaşadıkları yerlerin çevresindeki insanlara, özellikle çocuklara saldırarak kan emen ve kaşıntılı deri lezyonlarıyla alerjilere neden olan akar, kırmızı akar, tavuk akarı, kuş akarı, kümes hayvanı akarı, acarus gallinae, dermanyssus gallinae.

 

Poultry louse : Tavukbiti. Tavuk biti. Tavuk tüyleri arasında ya da derisinde dışasalak yaşayan ısırıcıbitlerin genel adı.

Poultry grease : Tavuk yağı. Tavuk mezbahasında artık ürünlerden rendering yoluyla alınan, iç yağa oranla doymamış yağ asitleri bakımından daha zengin yağ.

Poultry litter : Tavuk dışkısı. Geviş getiren hayvanlarda sindirim sisteminin fizyolojik özellikleri nedeniyle protein gereksiniminin ekonomik bir biçimde karşılanması için kullanılan, ayrıca silaj katkısı olarak da değerlendirilen, yapısında sindirilmeyen yağ, karbonhidrat, proteinle mineral maddelerin yanında, tüy, talaş, döküntü yemler, kırık yumurta, 500 mg/ kg b12 vitamini içeren tavuk gübresi.

İngilizce Poultry Türkçe anlamı, Poultry eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Poultry ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Assembly : İçtima (askeri terim). Derleyici. Meclis. Kurul. Çevirme. Kurguya hazırlık olmak üzere, bir gün içinde birikmiş çekimlerin değişik çevirimlerini ve bunlarla ilgili ses kuşaklarını bir araya getirme. Özel bir amaçla bir araya toplanmış insanlar. Dizileme. Toplantı. Kurmak.

Communities : Cemaat. Ortaklık. Cemiyet. Ortak yön. Topluluklar. Müşterek tasarruf. Toplumlar. Benzerlik.

A dna : A dna. Dna çift sarmalının sağ el sarmal yapısı gösterdiği ve çift zincirin bir tam dönüşünde yapıya 11 bazın girdiği dna biçimi.

A amplitude mod : Ultrasonografide gönderilen ses dalgasının yayılımı doğrultusunda, farklı yüzeylerden yansıyan ses dalgalarının, yansımanın şiddetine göre çizgisel bir grafik olarak gösterilmesi. özellikle gözde biyometrik ölçümlerde kullanılır. A-mod görüntü.

Companies : Tayfa. Eşlik. Şirketler. Toplantı. Şirket. Misafir. Ortaklık. Arkadaşlık. Bölük. Birlik.

Squab : Bodur. Güvercin yavrusu. Sedir. Minder.

Duck : Anatinae alt familyasından hemen hemen dünyanın tüm sulak bölgelerinde yaşayan perde ayaklı su kuşlarına verilen ad. Daldırıp çıkarmak. Sesi kısmak. Eğilmek. Batmak. Kaytarmak. Sinmek. Dalmak. Başını eğerek savuşturmak.

Assemblage : Bir araya toplanma. Küme. Bir araya toplama. Montaj. Toplama. Birleştirme. Toplanma. Kalabalık. Toplantı.

Dove : Su altına dalmak. Gömülmek. Sevgili. Suya dalmak. Barış yanlısı kimse. Ilımlı politikacı. Azalmak. Pike yapmak. Atlamak. Kumru.

Abdominal pain : Abdominal ağrı. Karın ağrısı. Göğüs ve leğen arası bölgede biçimlenen, klinik belirtileri hayvan türlerine göre değişebilen ağrı, abdominal ağrı.

Poultry synonyms : genus gallus, rock cornish, rock cornish hen, volaille, gallinaceous bird, numida meleagris, cornish fowl, meleagris gallopavo, domestic fowl, plymouth rock, poulet, fowl, a c syndrom, abdominal fat necrosis, a c deformity, abdominal palpation, a band, community, cochin, abdominal distention, community singing, goose, gallinacean, cohort, guinea, dorking, guinea fowl, aggregats, abamectin, cornish, poultries, guinea hen, abdomen.

Poultry ingilizce tanımı, definition of Poultry

Poultry kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Domestic fowls reared for the table, or for their eggs or feathers, such as cocks and hens, capons, turkeys, ducks, and geese.