Predisposes türkçesi Predisposes nedir
- Predispoze etmek.
- Kabiliyet.
- Yatkınlık kazandırmak.
- Uygun hale getirmek.
- Predispoze.
- İstidat.
- Önceden hazırlamak.
- Eğilim.
Predisposes ingilizcede ne demek, Predisposes nerede nasıl kullanılır?
Predispose : Predispoze etmek. Predispoze. Yatkınlık kazandırmak. Uygun hale getirmek. Etkilemek. Önceden hazırlamak. Eğilim. İstidat. Kabiliyet.
Predisposed : Önceden hazırlamak. Uygun hale getirmek. Yatkınlık kazandırmak. Meyilli. Eğilimli. Yatkın.
Predisposing : Önceden hazırlamak. Predispozan. Yatkınlık kazandırmak. Uygun hale getirmek. Zemin hazırlayan.
Predispositions : Eğilim. İstidat. Öneğilim. Doğal yatkınlık. Meyil. Yatkınlık. Predispozisyon.
Have a predisposition : Önceden olan yatkınlığı veya eğilimi olmak. Yatkın olmak. Doğuştan gelen yetenek veya kabiliyete sahip olmak.
Have a predisposition for : Meyilli olmak. Bir şeye karşı kapılabilir olmak. Bir şeye eğilimli olmak.
İngilizce Predisposes Türkçe anlamı, Predisposes eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Predisposes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Preconditioned : Yeralmak. Önceden eğitilmiş. Önceden hazırlanmış. Katılmak.
Desiring : Yalvarmak. İmrenmek. Rica etmek. İmrenme. Arzu etmek. Rağbet. Arzulamak. İstemek. İsteme.
Affinity : Öğe, örge, örge karması ya da değişkenler arasında denge kurarak halkbilim ürünleriyle olaylarının yaşamlarını sağlayan, bunlar arasında yeni ilişkiler düzenleyerek yeni halkbilim ürün ve olaylarını oluşturan güç. bk. öğe, örge, değişken. İlginlik. Fizik, kimya, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Birleşme eğilimi (kimya terimi). Yakın ilgi. İki kimyasal madde arasındaki karşılıklı çekicilik, eğilim, meyil. antijen ve antikor arasındaki bağlanma gücü. Benzeşim. Çekicilik. Cazibe. Çekim.
Prearranging : Ön hazırlıklarını yapmak. Önceden ayarlamak. Önceden düzenlemek.
Gravitations : Meyil. Cazibe. Yönelme. Çekilme. Yerçekimiyle hareket etme. Çekim kuvveti. Yerçekimi. Genelçekim. Çökelme.
Capabilities : Yetenek. Güç. Yetenekler. Kapasite. İktidar.
Presetting : Önayar. Önayarlama. Önceden kurmak. Ön fiksaj. Ön ayar.
Prearranges : Önceden ayarlamak. Ön hazırlıklarını yapmak. Önceden düzenlemek.
Dower : Yetenek. Drahoma vermek. Vergi. Başlık. Çeyiz. Drahoma. Yetenek vermek. Çeyiz vermek. Ağırlık.
Predispositions : Predispozisyon. Öneğilim. Meyil. Doğal yatkınlık. Yatkınlık.
Predisposes synonyms : aptitude, susceptible, currents, dowered, aptitudes, caliber, calibre, prefabricates, dispose, preconditions, capableness, tailor, streamlining, dowers, preconditioning, dowries, prearrange, make suitable, inclinations, habilitate, predispose, capability, aptness, make fit, calibres, disposition, ability, predisposed, bents, prefabricating, habilitated, devices, talent.
Predisposes zıt anlamlı kelimeler, Predisposes kelime anlamı
Unsusceptible : Aldırmaz. Etkilenmez. Hassas olmayan.
Indispose : Keyfini kaçırmak. Elverişsizleştirmek. Zayıflatmak. Bozmak. Hasta etmek. İsteksiz. Rahatsız etmek. Soğutmak. Hevesini kırmak.

Bu kısımda Predisposes kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Predisposes ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Predisposes anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Predisposes ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.