Pres nedir, Pres ne demek
Pres; bir teknik terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.
- İşletme, onarma, düzletme vb. işlemlerin uygulanması için bir nesneyi, iki ağırlık arasında mekanik olarak sıkıştırmaya yarayan alet, mengene, cendere

- Baskı.
- Üzüm, elma, zeytin vb. meyve ve sebzeleri sıkarak suyunu, yağını çıkarmakta kullanılan alet veya araç.
Bilimsel terim anlamı:
Genellikle geniş yüzeyli işleri sıkıştırmaya yarayan aygıt.
Osmanlıca Pres ne demek? Pres Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
pres
Pres anlamı, kısaca tanımı:
Pres yapmak : Karşı takımın oyun kurmasını baskı yaparak engellemek.
Presbit : Presbitliğe uğramış (göz veya kimse).
Presbiteryen : Presbiteryenlikle ilgili.
Presbiteryenlik : Protestan mezhebinin demokratik kurallara göre kurulmuş bir kolu.
Presbitlik : Gözde uyum gücünün azalması yüzünden, yakındaki nesneleri net görememe durumu.
Presçi : Pres kullanan kimse.
Presçilik : Pres yapma, satma veya kullanma işi.
Prese : Sıkıştırılmış, sıkılmış olan.
Presesyon : Devinme olayı.
Presleme : Kumaşları basınç altında tutarak yapılmış olan işlem. Presle sıkıştırma.
Preslemek : Presle sıkıştırmak.
Preslenme : Preslenmek işi.
Preslenmek : Presleme işi yapılmak.
Prestij : Saygınlık.
Presto : Bu tempo ile çalınan müzik parçası. Çabuk, çok çabuk bir tempo ile.
İşletme : Bir kuruluşu verimli bir duruma getirip kazanç sağlama yöntemi. Tarım, sanayi, ticaret, bankacılık vb. iş alanlarında, kâr amacıyla bir sermaye yatırılarak kurulan kurum. İşletmek işi. İş yeri.
Onarma : Onarmak işi.
Düzletme : Düzeltmek işi.
İşlem : Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele. Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat.
Uygulanma : Uygulanmak işi.
Nesne : Öznenin dışında kalan her konu, obje. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje.
Ağırlık : Yük, külfet. Ağırbaşlılık. Ağır olma durumu. Sorumluluk. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Sıkıntı. Değerli olma durumu. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın. Etki, baskı, güçlük. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Takı. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite.
Baskı : Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu.
Pres suyu : Sıkma suyu.
Presbiakuzis : Yaşlılık sağırlığı.
Presbiteriyenlik : Protestan mezhebinin, demokratik kurallara göre örgütlenmiş bir kolu.
Presence : Yüksek frekansları düzenleyerek sesin canlılığını denetleyen bir çeşit frekans düzenleyici devre.
Presentasyon : Geliş.
Presfenoyit : (Yun. sphen: çivi; eidos: şeklinde) Birçok omurgalılarda sfenoyidin önünde bulunan kafatası kemiği; sfenoyit kemiğin ön kısmı.
Presinaptik : Sinaps bölgesinde impulsun diğer hücre ya da hücre kısmına aktarıldığı bölge.
Presinaptik kesecikler : Akson ucunda, nörotransmitter madde taşıyan kesecikler.
Presinaptik nöron : Sinapsın taşıma tarafındaki nöron ya da nöron kısmı.
Presinaptik zar : Sinaps öncesi zar.
Pres ile ilgili Cümleler
- Seni son gördüğümden beri paran ve prestijin arttı.
- Elvis Presley yaşıyor!
- Tom'un prestiji de erozyona uğruyor.
- O, Demokratik Parti'nin prestijli ve etkili bir üyesidir.
- Elvis Presley en ünlü şarkıcılardan biridir.
- Zeki adam ilk kez prestij ödülü aldı.
- Andou 1995 yılında mimarlığın en prestijli ödülünü aldı.
Diğer dillerde Pres anlamı nedir?
İngilizce'de Pres ne demek? : [pres. (present) ] n. current time, now
n. chief officer, head, leader, chairman
adv. nearby, close, near, nigh, by
Almanca'da Pres : n. Kelter
Rusça'da Pres : n. пресс (M), тиски (PL), пресса (F), печать (F)

Bu kısımda Pres nedir? Pres ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Pres tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Pres hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.